
Ankara'nın merkezi olan Güvenpark'ta, güvercinlerin yemlenme alanı olan alanda yem satarak geçimini sağlayan Leyla Gülgüzel (44), ailesi tarafından zorla evlendirilen, evliliği boyunca her gün şiddet gören bu coğrafyadaki milyonlarca kadından sadece biri. "Mağduriyet yaşıyoruz. Ekmek bulursak ne mutlu bize…" sözleriyle hayat hikayesini anlatmaya başlayan ve aslen Elezîzli olan Gülgüzel, "25 yaşımda ailem beni 80 yaşında bir adamla evlendirdi. Evde her türlü şiddete ve kötülüğe maruz kaldım. 7 yıl sonra eşim ölünce tekrar baba evine döndüm. Beni yine zorla biriyle evlendirmek istediler ama bu kez razı olmadım. Sonra beni öldürmeye kalkıştılar ben de Ankara'ya kaçtım" diyor. 32 yaşına geldiğinde zorla evlendirildiği "eşi" ölünce, döndüğü baba evinde 44 yaşına kadar bu kez de aile şiddete maruz kalan Gülgüzel, bugün ölümden kaçarak geldiği ve yaşamaya çalıştığı Ankara'ya 2 ay önce geldiğini belirtiyor.
Parkta hayata tutunuyor
Gülgüzel hiç kimsesi olmadığı ve kendisine yabancı şehre geldiğinde, oturduğu ilk yerin ise bugün ekmek parasını kazandığı Güvenpark olduğunu paylaşıyor. Günlerce sokaklarda yatan, çöpten bulduklarıyla karnını doyuran Gülgüzel, zaman içinde tanıştığı birkaç arkadaşının vesilesiyle Güvenpark'ta tezgah kurup, kuşlar için yem satmaya başladığını, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendiğini anlatıyor. Derme çatma bir gecekonduda oturan Gülgüzel, yem satarak sadece kirasını çıkardığını, geri kalan ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirtiyor.
'Köle değil, kadınız'
Bir cesaret örneği ile hayatına yeni bir sayfa açan Gülgüzel, "Köle değiliz kadınız. Ayağımızın üstünde durmamız lazım. Bizi ezen, yok sayan, hor gören insanlara cevabımız, dik duruşumuz olmalı. Emek harcamalıyız" diyor ve ekliyor: "Ezilen, yok sayılan tüm kadınların birbirine destek olmasını istiyorum."
'Tüm kapılar kadınlara kapalı'
Kadına yönelik şiddetten devleti sorumlu tutan Gülgüzel, her gün bir kadının öldürüldüğünü ve zor koşullarda çalışmaya itildiklerini ifade ediyor. "Kadınların şiddet gördükten bir-iki gün sonra öldürüldüğünü duyuyoruz. Her türlü imkanı olan devlet bu konuda hiçbir imkanını kullanmıyor" sözleriyle isyanını dile getiren Gülgüzel, tüm kapıların kadınlara kapandığını söylüyor.
Ailesinden şiddet gördüğü zaman ve korunma için başvurduğu hiç kimsenin el uzatmadığını belirten Gülgüzel, Türkiye'de şiddet gören, zor durumda olan binlerce kadının olduğuna işaret ediyor. Geçtiğimiz günlerde oturduğu semtin belediyesine yardım için başvurduğunu dile getiren Gülgüzel, "Belediyeye yardım için gittim; 'kaydın yok' deyip reddettiler. İhtiyaç sahibiyiz ama ulaşamıyoruz, engeller var. Önümüz Ramazan ayı ama ben şimdiden iftarda ne pişireceğimi düşünüyorum. Ben de isterdim muhtaç olmadan, yarını düşünmeden yaşamayı ama güvenceli bir hayatımız yok" diyor.
'Kimseden korkmuyorum!'
Gülgüzel, "Önceden beni ezmelerine müsaade ediyordum. Kim ne derse yapardım. Şimdi ise ayaklarımın üzerinde duruyorum. Küçük bir tezgahım var. Bazen kazanıyorum, bazen hiç kazanamıyorum ama yuvama gittiğimde rahatça uyuyorum. Diğer kadınları da hayata kazandırmamız için halkımızın daha duyarlı olması lazım. Gerçekten zor durumda olanları çekip kurtarmamız lazım. Şu an kimseden korkmuyorum. Gelin, geleceğiniz varsa göreceğiniz de var " diyerek, kendi gücünün farkına nasıl vardığını benzer durumdaki kadınlara da anlatmak istiyor.
DİHA/ANKARA