Artsakh'ta soykırım kapıda ve Batı izliyor

Forum Haberleri —

3 Ocak 2023 Salı - 09:30

Laçin Koridoru'nda Rus Barış Gücü Askerleri

Laçin Koridoru'nda Rus Barış Gücü Askerleri

  • Azerbaycan, Artsakh Ermenilerinin kendi iradeleri dışında Azerbaycan otoritesine tabi olmalarını talep ediyor. Tam bir kokteyl: diktatörlük, boyun eğdirme ve soykırım.

KARNİG KERKONİAN

Çeviri: Serap GÜNEŞ

Azerbaycan özel kuvvetleri ve askeri personeli, “çevreci” kılığına girerek, Artsakh'ı Ermenistan'a bağlayan tek yolu on yedi gündür bloke ediyor. Artsakh Ermenilerinin dış dünyayla olan tek bağını, 10 Kasım 2020 tarihli Üçlü Bildiri ile güvence altına alınan bir “cankurtaran halatını,” fiilen kopardılar. 120.000 Artsakh Ermenisi artık tamamen kuşatılmış ve izole edilmiş durumdayken, Azerbaycan Noel sezonunda tüm Ermeni nüfusundan kurtulmaya hazırlanıyor ve bunu Avrupa sıcak çikolata yudumlayıp seyrederken yapmaya çalışacak.

Açıkçası, kitlesel vahşete tanık olma fırsatı bulmak nadirdir, ancak sosyal medya ve Azerbaycan'ın cezasız kalması, Batı'ya devam eden rezaleti iPhone'larında izleme fırsatı verdi. Azerbaycan kaynakları, Ermenilere yönelik zulümlerini internette heyecanla yayınlıyor. Azerbaycan, Artsakh'ı Ermenilerden etnik olarak temizleme niyetini gururla açıkladı ve bu açıklamasından sonraki gidişat, en azından sadistler için, oldukça eğlenceli oldu.

Film fragmanları oldukça büyüleyici bir gösteri vaat ediyor. Bir tanesinde Azerbaycan esaretindeki Ermeni bir kadın, gözleri oyulmuş, parmağı kesilip ağzına tıkılmış, göz çukurlarına taşlar tıkanmış, çıplak göğsüne nefret söylemi kazınmış. Artsakh'ta yaşlı bir Ermeni'yi yabani otların arasında sırtüstü kıvranırken gösteren bir videoda, bir Azerbaycan askeri acımasızca kafasını hançerle kesmeye devam ediyor. Ermeni savaş esirleri hayvanlar gibi diz çöktürülüp bağlanıyor. Azeri askerler mide bulandırıcı bir coşku içinde genç Ermeni erkeklerin kafalarına ve sırtlarına kurşun üstüne kurşun boşaltıyor. Yine de Azerbaycan, Batı'ya barış ve “birlikte yaşama” aradığını söylüyor.

Ancak bağımsız gözlemciler oldukça farklı bir hikaye anlatıyor. Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Derneği, “Dağlık Karabağ konusunda Ermeni nüfusu ile ilgili önemli soykırım risk faktörlerinin bulunduğunu” ilan etti. Soykırım Nöbeti, Artsakh Ermenilerinin karşı karşıya olduğu soykırım tehdidini, “insanlıktan çıkarma,” hatta “hazırlık” aşamasının ötesinde, “zulüm” ve “inkar” aşamasına yükseltti. Ermeni İnsan Hakları Savunucusu Arman Tatoyan, Lemkin Soykırımı Önleme Enstitüsü ile birlikte Azerbaycan'ın “eylemlerinin, Azerbaycan'ın Ermeni düşmanlığını ve Ermenistan’ın, Artsakh'ın ve Ermenilerin kökünü kazımayı [amaçlayan] soykırım niyetini gösteren daha geniş bir soykırım modelinin parçası olduğu” konusunda uyarıda bulundu.

Azerbaycan, Artsakh Ermenilerinin kendi iradeleri dışında Azerbaycan otoritesine tabi olmalarını talep ediyor. Tam bir kokteyl: diktatörlük, boyun eğdirme ve soykırım. Ancak Batı'nın, Holokost'tan sonra, soykırım kitabını yeniden yazdığını hatırlaması gerek. Açık konuşalım: Azerbaycan otoritesi altında “birlikte yaşama” sadece tamamen saçma bir önerme değil; bariz şekilde insanlık dışı, entelektüel açıdan yavan - ve açıkçası, izin verilemez. Bugün 120.000 kişilik bir Yahudi nüfusunu kudurmuş bir Nazi rejiminin otoritesine tabi kılmayı asla hayal bile edemeyiz.

Ama Ermeniler için “bir arada yaşama” uygun görülüyor. Ne de olsa Azerbaycan, Avrupa'nın yaptırımlardan kurtulmasına ve kışı sıcak geçirmesine yardımcı olmak için yaptırım uygulanan Rus gazını Bakü üzerinden aklayarak oldukça başarılı bir iş çıkarıyor. Ermeni halkının yaşamlarını kış sıcaklığıyla takas etmeye istekli olmadığını sadece Fransa Cumhurbaşkanı belirtti. Avrupa'nın geri kalanı, ölü Ermenileri kalın yün çoraplar ve gazlı şömine karşılığında takas ediyor gibi görünüyor.

Aldanmayın: Azerbaycan barış gündeminin inandırıcı bir temeli yok - Azerbaycan 2020'den beri her ateşkesi ihlal etti ve (bu arada, ilginç bir şekilde Hitler'inkine benzeyen bir bıyık bırakan) kalıtsal diktatörü 2020 savaşını Dağlık Karabağ sorununa güç kullanarak son vermek için başlattığını açıkça kabul etti. Barış gündemleri genellikle müzakere içerir - yargısız infazlar, ortaçağ kafa kesmeleri ve bir diktatörün Ermenileri “köpekler gibi” sürmeye ant içmesini değil. Ancak yine de, Avrupalılar sıcak oldukları sürece, Azerbaycan Artsakh Ermenilerini aç bırakmakta ve ardından etnik temizlik yapmakta özgür görünüyor.

Bunun da bir tarihi var ve Ermeni Soykırımı'ndan bahsetmiyorum bile (Azerbaycanlılar yine Türk kardeşlerinin yardımıyla memnuniyetle katılmışlardı). Azerbaycan'ın etnik temizlik ve soykırıma doğru ilerleyişi, kendi yaşamlarımızda kör edici bir şekilde net. Artsakh'ta Ermenistan'la birleşmek için barışçıl gösterilere yanıt olarak Azerbaycan, 1980'lerin sonlarında Sumgait, Kirovabad ve diğer şehirlerde Ermenilere yönelik pogromlar ve katliamlar başlatmıştı. O zamandan beri Azerbaycan, Ermeni düşmanlığını her fırsatta Ermenilere karşı nefreti besleyerek ve körükleyerek yalnızca daha fazla kurumsallaştırdı. 

Daha yakın zamanlarda Azerbaycan, izleyicilerine bir dizi soykırım eğlencesi sunmuştu: Azerbaycan tarafından basılan bir pul, Artsakh'ı “yok eden” Hazmat kıyafeti giymiş bir imha ediciyi gösteriyordu; Ermeni şehit askerlerin miğferlerinin, çocukların alay etmesi ve aşağılaması için korkunç tasvir edilmiş Ermeni mankenlerinin sergilendiği bir askeri ganimet parkı açtı; Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü'de düzenlenen askeri geçit töreninde Ermeni Soykırımı döneminin ünlü Nuri Paşa'sını övdü. Açıkçası Bakü'nün Artsakh Ermenilerini tasfiye etme niyetini dünyaya anlatmak için başka ne yapması gerektiği belli değil.

Havada şüphe götürmez bir şekilde soykırım kokusu var. Sadece bir yıl önce, Uluslararası Adalet Divanı, Azerbaycan'a “yetkililer ve kamu kurumları da dahil olmak üzere, ulusal veya etnik Ermenileri hedef alan ırksal nefret ve ayrımcılığın kışkırtılmasını ve teşvik edilmesini önlemek için gerekli tüm önlemleri almasını” emreden geçici tedbirlere işaret etti. Azerbaycan'a karşı, soykırımı önlemek için bir geçici önlem olarak yürürlükte olan bir anlaşma olan Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme kapsamında dava açıldı. Bu, Azerbaycan'ın Artsakh Ermenilerini hedef almasını ve hatta Ermenistan'ın başkentinin kendisine ait olduğunu iddia etmesini elbette engellemedi. Bunlar gerçekten yaşandı, yaşanıyor.

Ama biz ablukaya geri dönelim. Artık Artsakh'a hiçbir gıda veya ilaç sevkiyatı yapılamıyor ve hastalar hayat kurtarıcı tedavi için Ermenistan'a nakledilemiyor. Azerbaycan bir noktada Artsakh'a gaz tedarikini kasıtlı olarak keserek izole edilmiş nüfusu sıfırın altındaki kış soğuklarına maruz bıraktı. Bu vahşet sonucunda okullar, kreşler, hastaneler ısınamaz hale geldi. İki hafta sonra gıda rafları boş, ecza dolapları bomboş ve aileler parçalanmış durumda. 

270'den fazla çocuk, sivil giyimli Azerbaycan özel kuvvetlerinin metrelerce ötede barış güvercinlerini öldürdüğü ve birkaç ülkede yasaklanmış ultra-faşist bir nefret örgütü olan "Boz Kurtlar"a bağlılık yemini eden el işaretleri yaptığı bir yolda mahsur kaldı.
Artsakh'ta bir soykırımın kapıda olduğuna şüphe yok. Azerbaycan üzerinden akan Rus gazıyla rahatlayan Batı, Azerbaycan'ı kınayacak, hatta insani müdahale çağrısında bulunacak o sesi bulamıyor. Avrupa, bu insani felaket için kendisine ön sıralardan bir koltuk aldı; şimdi, midesinin gelişmeleri izleyecek kadar güçlü olup olmadığını görelim.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.