“Ben ömrümce muhalif yaşadım / Devletçe de menfi bir TİP sayıldım / Onun için kan grubum / RH NEGATİF”
***
Kendini bu dizelerle tanımlamıştı Can Yücel bir şiirinde. Böyle bir yaz sıcağında 12 Ağustos 1999'da yitirdik O’nu. “Beni Datça’ya gömün / Şu deniz gören mezarlığın orda” demişti Vasiyeti üzerine Datça’da toprağa verildi.
Bu yıl yine Datça’da sanat sevdalısı sevgili Nevzat Metin’in öncülüğünde büyük emeklerle oluşturulan Datça’daki Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi (UKKSA)’ndeki Can Yücel’i anma kapsamında oluşturulan etkinlikler için Datça’dayız. Evet. şairin dediği gibi; Dostların arasında, güneşin sofrasındayız. Can Baba’nın dergahında gibiyiz. Şiirlerle ezgilerle çoğalıyoruz.
***
'Can'siperane, asi ve şarabi bir şair Can Yücel.
Bu dünyada tanık olduklarının dışında 'Başka Türlü Bir Şey' isteyen bir şair. Çünkü özümsemiş ve içselleştirmiş 'Başka bir dünya mümkün.'
Onun da raconu bu; haksızlığa ve sömürüye karşı düzenden öç alırcasına öfkeli bir direniş sanki. Her dem sisteme karşı Can'siparane. Öfke ve sevgi, iki temel direği.
O parlak zeka ve entelektüel birikim sokak ağzıyla yoğrulunca söylem ve biçim zorluğu da çekilmiyor demek ki. Cin de şiir de çıkıveriyor şişeden. En ağdalı ifadelerden, en acılı ağıtlara; sokak ağızlarından en yoğun sevda ve sevgi şiirlerine. Al humor'u vur ironi'ye.
Zaten O'na göre ironi bir dirençtir hayata karşı; 'Harika odur ki, insanlar kendi adlarına değil, kainat adına yazarlar. Bütünselliğin dışında bir şiir yoktur. Şiir bu bütünden çıkan çılgınlıktır. Çok ağır geçen hayatımızın içinde ironi, bütünselliği bozmayacak ana çaredir. Bir direnç kahkahasıdır.'
Nev'i şahsına münhasır bir kimlik. İçemediği zamanlar serap yerine şarap gören bir şarabi. O'na göre komünizmin yok edemeyeceği tek sınıf akşamcı sınıfıydı.
***
Lorca, Shakespeare, Brecht, Eluard gibi ünlü yazar ve şairlerden çeviriler yaptı... Şiirlerinde olduğu gibi çeviride de kendine özgü. Mizahla lirizmin özgün bir bileşkesi...
İşçilik, sadece şiir işçiliğinde değil dünya görüşünde de her dem duyumsatır kendini... 12 Mart döneminde Che Guevara'nın 'Gerilla Harbi' ve 'İnsan ve Sosyalizm' kitaplarının çevirisi nedeniyle 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1974 affıyla özgürlüğüne kavuştu.
Umudun yitirildiğini gördüğü yerlerde, 'acılı mizah' dediği dili kullandı. Dervişane anarşist bir kimlik... Yaşamı boyunca 'düzdüğü' şiirlerin doğurganlığıyla besledi sol yanımızı.
Şiirin şairiyle, kişiliğiyle bu denli örtüştüğü şair sayısı çok azdır. Yazdığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi yazdı...
Yaşamı boyunca bir iki memuriyet ve çeviri dışında uğraştığı tek meslek şairlikti.
Resmiyeti de resmi ideolojiyi de hiç sevmedi. Kartviziti olmadı hiç. Pipo da yok papyon da... Yaşamındaki fazlalıkları şiirsellikle takas etmesini bildi.
***
Tatlı sert şarap gibi yoğundu O'nun yüreğinin aroması. Bir de uslanmaz asi ruhuyla her dem kıvrımlı keskin zekası buluşu verince insan sevgisini yücelten en isyankar savunuculardan oluveriyordu.
Anısına selam... Can-ı gönülden.