
Dicle Nehri üzerinde inşa edilen Ilısu Barajı, doğa ve kültür katliamını da beraberinde getiriyor. 12 bin yıllık antik kent Hasankeyf’i de sulara gömen Ilısu Barajı, devlet baraj kapsamına giren 70 bin kişiye yönelik ise yeni bir asimilasyon politikasına da zemin hazırlıyor. Özellikle evleri sulara gömülen köylüler için Trakya ve İç Anadolu Bölgesinde toplu konutlar inşa ediyor. Hasankeyf’te nehrin karşı yakasında bulunan Qore, Zêriyê, Zaxora ve Şikefta köylerine Trakya’da yapılan toplu konutlara gönderme teklifi yapıldığı öğrenildi.
Sürgün dayatması
Trakya Bölgesi’ni beğenmedikleri takdirde ikinci bir seçenek ise İç Anadolu Bölges teklifi sunulduğunu söyleyen Şikefta Köyü sakinlerinden İzettin Yılmaz, Yüz yıldır devletin asimilasyon politikalarına karşı durduklarını ve topraklarını terk etmeyeceklerini kaydederek, “Köylerimizi boşaltarak bizi sürgün etmek istiyorlar. Bu baraj halkın yararı için olmadığını biliyoruz. Her şeyin farkındayım siyasi amaçlıdır. Onlar bize Trakya’da yapılan toplu konutlara göndermeye zorluyorlar ama gitmeyeceğiz. Evlerimiz sular altında kalmayana kadar gitmeyeceğiz. Geçmişte isyan önderlerinin etrafında bulunun halkı nasıl batı illerine sürgün gönderilmişse şimdi de siyasi politik kimliği olan köylüleri de batı illerine sürmek istiyorlar. Biz onların güvenlik barajını kabul etmeyeceğiz ve bu topraklar bizimdir hiç kimse bizi topraklarımızdan alıkoyamaz” dedi.
Türkleştirme politikası
50 yıl öncesine kadar Dicle Nehri kıyısında bulunan binlerce yıllık tarihi mağaralarda yaşamlarını sürdürdüklerini söyleyen Nuri Kandemir ise, Devletin ‘uygarlaştırma’ politikası şiddet zoruyla olduğunu, bu kez batıya göç ettirilerek batı illerinde asimile edilmek istediklerine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bu köyde dedemin dedelerinden bu yana Dicle Nehri kıyısındaki mağa köyde yaşıyoruz. Bizi zorla mağaralarımızdan çıkartıp beton evlere yerleştirdiler. O dönem onların uygarlık dediği mülkiyetçilik yüzenden onlarca insanımız hayatını kaybetti. Şimdi de baraj tehdidi ile bizi Trakya bölgesine sürgün göndermek istiyorlar. Biz kendi vatanımızda aç kalmayı tercih ederiz ama dilsiz, kültürsüz ve inançsız bir cenneti dahi kabul etmeyiz. 200 km nehir kıyısında yüzlerce köyü sularda boğmak istiyorlar neden? Çünkü hem güvenlik adı altında iki yakadaki toplumu birbirinden kopartmak, diğer yandan on binlerce insanı da hiç tanımadığı yerlere göndererek Türkleştirmek istiyorlar. Biz Kürdüz ve Kürt kimliğimizle öleceğiz. Kimse kusura bakmasın biz köyümüzden gitmiyoruz.”
FERHAT ARSLAN/ANF/BATMAN