Almanya’da son yıllarda okumaya aşina olduğumuz bir cümle: Aşırı sağcıların sayısı artıyor, aşırı sağcıların suç işleme oranı artıyor vs.

Aşırı sağ taraftarlarının sayılarında, eylemlerinde yükselen bir ivme söz konusu.

Öyle ki bunun ekstrem örnekleri yakın geçmişte yaşandı: NSU davası, Hanau saldırısı, Kassel Valisi Walter Lübcke’nin öldürülmesi… Ki bunlar sadece bir çırpıda aklımıza gelen örnekler.

Liste elbette çok daha kabarık. Aşırı sağ bağlantılı hangi dava deşilirse, davalarda üstü örtülmeye çalışan gerçeklerle karşılaşılıyor.

Peki aşırı sağ ile mücadele ediliyor mu? Ediliyorsa etkili mi?

Son günlerde “Aşırı sağcıların sayısı artıyor” gibi aşina olduğumuz söylemler karşımıza daha sık çıkmaya başladı.

Öncelikle iç istihbaratın raporuna göz atalım.

Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2019 yılı raporuna göre aşırı sağ kaynaklı suçlar 21 bin 290 olarak kayıtlara geçti. 2018’de bu rakam 19 bin 409 bin. Rapora göre, aşırı sağcı parti, örgüt ve gruplara üye olan “potansiyel aşırı sağcı kişi” sayısı 2019 yılında 32 bin 80 olarak kaydedildi. 2018’de bu rakam 24 bin 100.

Adı üstünde bunlar sadece kayıtlara geçenler. Söz konusu aşırı sağ olunca rakamlar konusunda çok daha fazla cömert düşünmek gerekiyor. Nitekim son dönemlerde örneklere her geçen gün yenisi ekleniyor.

Alman ordusunda aşırı sağ yapılanma uzun süredir gündemde olan bir konu. Ordudaki kayıp mühimmatın varlığı, yine bu yapılanmalara istihbari bilgilerin sızdırılması basına da yansıdı.

Alman ordusunun kayıp olan on binlerce mermilik mühimmatla ilgili inceleme başlatıldı. Bu literatüre mücadele olarak geçiyor. Lakin bu sadece bir adım, sonuç değil. Nitekim soruşturmanın sonucu önemli.

Polis teşkilatı içerisinde de aşırı sağ yapılanması ayyuka çıktı.

Nitekim Hessen’de polislerin bilgisayardan özel bilgileri sorgulaması ve bununla bağlantılı tehdit mesajları yollanması geçtiğimiz yıllardan bu yana gündemde.

Şimdi yine bu minvalde tehdit mesajları gönderiliyor. 2000-2007 yıllarında 8’i Türkiyeli 10 kişinin öldürüldüğü olayla karşımıza çıkan, uzun bir süre varlığı muamma olan, NSU 2.0 ismi tekrardan gündeme geldi, ki şimdi aleni olarak NSU 2.0 imzası ile tanınmış birçok insana tehdit mesajları atılıyor.

Üstelik tehdit mesajı atılanların bilgileri yine Hessen’de polis bilgisayarında sorgulanıyor.

Bu skandalla ilgili Hessen eyaleti Emniyet Müdürü Udo Münch görevinden ayrılarak geçici emekliliğe sevk edildi. Fakat yine etkili bir adım atılmadı.

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Almanya için en büyük tehdidin aşırı sağ olduğunu söyledi. Tespit doğru. Peki bu tehlikeye karşı etkili bir mücadale yürütülüyor mu? Elbette son dönemlerde aşırı sağ yapılara karşı bir mücadele var.

İçişleri Bakanlığı bu yıl içerisinde  aşırı sağcı yapılanmalar Nordadler, Combat 18, Birleşik Alman Halkları ve Soyları yasaklandı. Bugüne kadar yasaklanan 20 örgüt olduğu belirtiliyor.

Fakat burada kilit cümle etkili mücadele.

NSU davasında da yıllarca dava sürüncemede bırakılarak kişilere cezalar verildi. Fakat sanki bir örgüt değil de bir kaç kişinin bağımsız iradesi ile gelişen cinayet zinciri olarak lanse edildi. Yine diğer benzer davalar da da benzer yaklaşımlar söz konusu. Nitekim Lübeck valisi ile ilgili davada da bunu görmek mümkün.

Aşırı sağ ile mücadele oldukça meşakkatli. Almanya’nın geçmişini ele alırsak, elbette sıradan bir dava ile uğraşmak gibi değil mesele.

Fakat şu an görünen tablo: Almanya aşırı sağ ile etkili mücadele etmiyor.