Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Hollande, aşırı sağın 2022’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidara geleceğini iddia etti. Peki Hollande bu fikrini neye dayandırıyor?

Hollande, Le Parisien gazetesine verdiği demeçte, aşırı sağa dönük bu yorumu son yıllarda yaşanan gelişmelere dayanıyor. Bu konuda kendisinin iktidarda olduğu dönemde sunduğu katkıları unutmamakta da fayda var. Hollande eliyle Macron’un siyaset arenasına girdiği Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci isim Marie Le Pen’di. Aşırı sağcı Le Pen ve partisi, önümüzdeki Avrupa Birliği (AB) seçimleri ve yaklaşan yerel seçimlerde de giderek tepelere tırmanıyor. Fransa’da seçimlerin iki tur şeklinde olması nedeniyle her son yıllardaki seçimlerde liberal sağ Le Pen’in engellenmesi fikri etrafında soldan oy alarak iktidara ve yerel yönetimlere yerleşiyor. Bugünün temel sorusu ise AB seçimlerinde ve önümüzdeki yerel seçimlerde bu kez ikinci turda solun oyu aynı sonucu verecek mi!

Hollande’ın aşırı sağa dönük tespitini destekleyen bir dizi argüman var elbet. Hükümetin, uygulamaya soktuğu kemer sıkma politikası, kamu reformu, çalışma yasası, eğitim reformu vb ki bunların en başında da güvenlik politikasındaki değişim ve devreye giren yasalar, Fransa’da verili partileri geriletmeye devam ederken Le Pen, kriz sürecinin ekmeğini fazlasıyla yemeye devam ediyor.

Le Pen özellikle Sarı Yeleklilerin sokağa indiği 17 Kasım’dan bu yana oylarını katlamaya devam ediyor. Hükümetin eylemcilerin taleplerine karşı tutumu, diğer taraftan yaşanan eylemlerde solun Sarı Yeleklilerle arasına koyduğu mesafe bu sürece katkı sunan son dönemin en büyük argüman oldu.

Dünyada milliyetçiliğin yükseldiğine bu dönemde yaklaşan AB seçimlerine sadece Fransa’da değil tüm Avrupa’da dikkati çeken bir boyutta aşırı sağın yükselişi damgasını vuruyor. Şuan kamuoyu yoklamalarında çıkan sonuca göre AB meclisinin çoğunluğunu Avrupa Birliği karşıtı olan aşırı sağ hakim olacak.

Söz konusu sağın yükselişi daha önceki yıllarda kriz süreçlerindeki yükselişten farklı karakter taşıyor. Avrupa tarihine baktığımızda kriz süreçlerinde biraz da devlet eliyle sağ öne çıkarılmış, topluma kabul ettirilmek istenen yasalar ve yönetmelikler için bir tehdit unsuru olarak kullanılmış. Bugün ise toplumsal bir zeminde yer edinen, yeni kuşakları sarmalayan aşırı sağ, dünden farklı olarak daha geniş kitleler içerisinde yerini aldı. Buna hükümetlerin göç politikası, yabancı düşmanlığını içeren yasalar, güvenlik sendromu nedeniyle toplumsal korkuların büyümesi vb süreçlerin de büyük katkı sunduğunu belirtmekte fayda var.

Bütün bu gelişmeler değerlendirildiğinde, hem yaklaşan AB seçimlerinde hem de Fransa’daki yerel seçimlerinde aşırı sağ tehdit büyüyor. Hollande bu nedenle haksız da sayılmaz ama bu fikri ifade eden Hollande’ın 5 yıl iktidarda bulunduğu süreçte yaptığı hataların da unutulmaması gerekiyor!