
SELMA AKKAYA / PARİS
Fransa geçtiğimiz kışı ayazla geçirdi. Bahar ayları yaklaştığında hava mevsim normallerine çevirirken bir anda bahar yeniden kışa dönüştü. Yaşanan don nedeniyle kendi meyve-sebze ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Fransa yerli üretimini daha yola başlamadan yarı yarıya kaybetti. Şimdi pazar ve manav tezgahlarını kaplayan ithal sebze ve meyveler el yakıyor. Diğer taraftan organik ürünlerin etiketleri ile diğer ürünler arasındaki fiyat farkı giderek büyüyor. Kışın yaşanan aşırı soğukları ise bu kez mevsim normallerini aşan aşırı sıcak takip ediyor. Ekili alanlara zarar veren bu durum karşısında Fransa bu kez suni yollarla yağmur yağdırma yöntemine başvuruyor.
Fransa’da ekili alanlar kadastrolu toprakların yüzde 60’ını oluşturuyor. Bu alanların 17 milyon hektarı ekilebilir alan. 14 milyon hektar alan ise otlaklar, bağlar, meyve bahçeleri ve kavaklıklar arasında paylaşılmış. Alp, Pirene, Jura ve Vosges dağlarında, ülkenin doğu kesiminde Provence’ta ve Landes’larda yer alan ormanlar, 13.5 milyon hektarı kaplıyor. Fransa’da tarım üretiminde tahıllar önde geliyor. Buğday, arpa, mısır, yulaf ve pirinç başlıca ürünleri iken onu bağlar takip ediyor.
Meyve, sebze, tıbbi ilaç ve kozmetikte kullanılan birçok bitki için ayrılan tarım arazileri olan Fransa’da özellikle et ve çok sayıda değişik süt ürünleri önemli bir yerde duruyor. Bu anlamda hayvan yemi için ayrılan tarım alanları da önemli bir sektör olarak işliyor. Bütün bu sektörler geçtiğimiz kış yaşanan soğuk ve ayaz nedeniyle Haziran ayında bastıran aşırı sıcakla zarara uğramış bulunuyor.
Organik tarımı teşvik
Uzmanlar yaşanan bu mevsimsel sorunları ekolojik dengeyi bozan bütün faktörlere bağlasa da özellikle tarımda kullanılan ve havayı kirleten süreçleri yeniden gözden geçirmeyi öneriyor. Özellikle Fransa’da son yıllarda giderek kendine büyük bir alan açan organik tarıma ayrılan tarım arazisinin devlet tarafından verilen teşvik fonlarıyla çoğaltılmasını öneriyor.
Organik tarımın geçmişi Fransa’da 20. yüzyıla dayansa da son 10 yılda daha da yaygınlaştığını belirtebiliriz. Daha önce organik tarım ile asıl olarak ürün elde eden Fransa özellikle 1970’de pestisit ve kimyasal gübrenin keşfi ile yüzünü “Yeşil Devrim” olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyada yaygınlaştığı döneme çevirdi. 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla aile işletmeciliği şeklinde Fransa’da işleyen tarım asıl yerini büyük firmalara bıraktı. Daha sonraki yıllarda organik tarımın önemi ve kullanılan çeşitli kimyasal gübrelerin çocuk sağlığını tehdit ettiği yönündeki araştırmalar nedeniyle yasaklanması gibi süreçlerin ardından organik ürünlerin yeniden ticaret sahasına bu kez yine büyük firmalar eliyle sokulma süreci başlıyor. Devamında kontrol ve sertifikasyona ilişkin yasal düzenlemeler gündeme gelirken, 24 Haziran 1991 tarihinde Avrupa Topluluğu içinde organik tarım faaliyetlerini düzenleyen 2092/91 sayılı yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle yeni bir boyut kazanıyor.
Yağmur bombaları yetmez
Fransa tarımsal alanlarını organik tarım üretimine ayıran ülkelerin başında yer alsa da istenilen düzeyi halen yakalamış bulunmuyor. Ülkenin toplamında 33 bin çiftliğin biyolojik tarım için düzenlendiği Fransa’da 1.3 milyon hektarın üzerinde alanın organik tarım için kullanıldığı belirtiliyor. 2016 verilerine göre tarımsal üretimin yüzde 7.2’sinin organik olduğu ifade ediliyor. Bu yıl yaşanan aşırı soğuk ve sıcakla bu rakamın yarıdan yarıya düşmesi bekleniyor. Uzmanlar, yağmur bombalarıyla durumu kontrol altına almaya çalışan yetkili mercilere seslenerek, tarım teşvik fonları ve faizsiz kredi taleplerinin karşılanmasıyla organik tarımın yaygınlaştırılmasını öneriyor.