Tayyip’li hükümetlerde sıkça pot kıran Tayyip olurdu. Ve iyi polis Arınç sahnede görünür, "siz kusuruna bakmayın bizim başkan bir halt etti işte; aslında iyi çocuktur ama bazen şaşırır" gibi açıklamalarla gerginliği yumuşatmaya çalışırdı. Sanırım içi kirli standart, her AKP’li bakan gibi Arınç’ı da iyi’yi oynamakta zorladı. Gerçek kimliğini özgürce yaşamak istedi. Ve tanıdık bir kimlik, elinde jop, belinde silah, torbada biber gazı, beyinde bir tutam ot ile tipik bir Türk polisi olarak çıktı ortaya. Elindeki gücü her şey sanan, ama halkların iradesi ve kararlı mücadelesi karşısında hiçbir şey olmadığını fark eden sarhoş mahalle kabadayısının kükremesi gibi kükrüyor.
Şimdi Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay iyi polis rolünde. Geçtiğimiz günlerde "Çözüm Süreci"ne ilişkin konuşan Atalay, "Bundan sonra süreç sağlam bir zeminde yürümeye devam edecek... Dolayısıyla bundan sonra daha şeffaf bir zeminde yürüyecek... Ama karşılıklı açık net konuşulmalı. Güven kayması olursa sorunlar artar. Güvenlik ile yeni tedbirler alınıyor… Çözüm süreci güvenliğin daha iyi sağlanması için vardır. Çözüm süreci yol haritasının da ilk maddesidir güvenlik… Yol haritası ortaya çıkmış. Mutabakatlar sağlanmış. Hükümet bu konuda kendine düşeni de yaptı… Yasa yapıldı... 6-7 Ekim’in yanlış olduğu konusunda kendileri de iç muhasebelerini yaptılar" dedi.
Bu sözler aslında bir gerçeğin itirafıdır:
Birincisi: Demek ki bugüne kadar sağlam bir zeminde yürümedi. Bundan sonra sağlam bir zeminde yürüyecekmiş. İkincisi: Bugüne kadar şeffaf yürümedi, bundan sonra şeffaf yürüyecekmiş. Üçüncüsü: karşılıklı net konuşulmadı. Artık net konuşulacakmış. Dördüncüsü "güven kaymasına" izin verilmeyecekmiş. Beşincisi: Çözüm süreci güvenliğin daha iyi sağlanması için varmış… Yani Barış ve özgürlük sorunu bir güvenlik sorunudur. Altıncısı: Yol haritası çıkmış. O zaman ya hükümet yalan söylüyor ya da "yol haritası görmedik" diyen HDP? Yedincisi: HDP 6-7 Ekim için hatasını anlamış. Yani Kürt halkının Kobanê’de katledilen kendi öz kardeşleri için salt manevi destek amaçlı direnmeleri yanlışmış.
Devam etmeye gerek yok. Bu başlıklar üzerine iki yıla yakındır onlarca yazı yazdım. Belli ki AKP Devleti’nin düşüncelerinde ve eyleminde yakın tarihte bir değişim söz konusu değil. Süreci rehin siyaseti üzerinden gardiyan perspektifiyle sürdüren eli kanlı hükümetin bunca zulümden sonra Atalay’ın söylediği sözler, ancak profesyonel bir yüzsüzlük, alışılmış bir utanmazlık, kimlik karakteri haline dönüşmüş onursuzluk ile tanımlanabilir.
Nasıl bir yalan makinesidir ki, tıklamadan bu kadar süre çalışabilme yeteneğine sahip olabiliyor?
***
Bu sorunun yanıtını muhatabın gereksiz kibarlığında aramak gerekir
Heyet’in basın toplantısında anlatıldı: Heyet yeniden sayın Öcalan ile görüşmelere başlayacakmış. İstemler de yeniden dile getirildi:
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın açıklamalarına ilişkin Sırrı Süreyya’nın yaptığı doğru yorum sanırım bu gereksiz kibarlık ve tek yanlı hassasiyet sorunu üzerine tartışmaları da açıklayacak niteliktedir:
Bayık’ın "AKP Hükümetinin süreci oyaladığı" yönündeki açıklaması için Önder, "Oradan bakınca böyle görünüyor. Biz sivil siyaset kurumuyuz. PKK ise silahlı bir örgüt. Farklı bakış açısının olması gayet doğal ama bu değerlendirmeyi de doğru buluyoruz. Bu yönüyle süreçte ciddi sıkıntılar var" diye yanıtlıyor.
Doğrudur, bence de sorun nereden bakıldığına bağlı olarak farklılaşıyor. Demek ki dağdan, hücreden ve ovadan başka görünüyormuş AKP devleti. Yani perspektif bozukluğu söz konusudur.