Atalet evrenin eylemsel donukluğudur

Forum Haberleri —

.

.

  • Kürt Özgürlük Mücadelesi, bin yıllardır egemen sistemlerin her türlü zulüm, sömürü mekanizmalarıyla baskı altına aldığı, kimliksizleştirmeye çalıştığı Kürt halkının ataletin yıkılışının ateşleyici topu oldu.
  • Kürt halkı kendisiyle yüzleşti, acılarının farkındalığı içinde bir uyanış ve dirilişi yaşadı. Çektiği acıların mücadele için vereceği bedellerin acısından büyük olduğunun bilincine vardı.
     
    ELİF AKGÜL ATEŞ

Isaac Newton’un 17. yüzyılda formüle ettiği Maddenin Hareket Yasaları, Galileo ve Descartes’in daha önce üzerinde çalıştığı eylemsizlik yasasının ifadesidir. 

Newton yasaları, bilimsel devrimin ilk basamağını oluşturur ve evrenin makro işleyiş yasaları olarak geçerliliğini sürdürüyor. Bu yasalar cisimler üzerine etki eden kuvvetlerle, cisimlerin hareketi arasındaki ilişkiyi ortaya koyan Klasik Mekaniğin temelini oluşturmaktadır. 

Newton'un 'Eylemsizlik' olarak tanımladığı birinci hareket yasasına göre, bir cisim üzerine dengelenmemiş bir dış kuvvet etkimedikçe konumunu korur. Yani duran cisimler durma eğiliminde, hareket eden cisimler ise hareket eğiliminde olur. 
Atalet olarak da tanımlanan bu yasa, cisimlerin ivmeye karşı gösterdikleri direnci ifade eder. Yani tüm cisimler, hızlarının değişmesine direnç gösterir. Bu nedenle ağır bir cismi itmeye çalıştığınızda, bir anda istediğiniz hıza çıkaramazsınız, ancak kademeli olarak belli bir hıza ulaşabilirsiniz. 

Mesela sürtünmeli, yani yolda hareket eden bir aracın hareketini, ters yönde yerin sürtünmesi ve aracın kütlesine bağlı ağırlığı, kütleye etkiyen yerçekimi kuvveti hareketini zorlaştırır ya da hızını engeller. Ancak güçlü bir motor sayesinde araca daha çok enerji verilerek sürtünme kuvvetinin engelini yenip hareket sağlanabilinir. 
 
Toplumun iç enerjisini ateşleme
Herakleitos'un “Her şey akar, hiçbir şey durmaz” sözü, maddenin doğasındaki dönüşümü ifade eder. Doğayı ve toplumu düşünmenin ve yorumlamanın bir yöntemi olan Diyalektik Materyalizm, doğada varolan her şeyin sürekli olarak bir değişim ve akış halinde olduğunu savunur. 

Evrende canlı cansız tüm varlıklar, iç enerjileriyle sürekli devinim halindedir. Eylemlilik, varolmadır. İnsan bedeninde atalet yoktur. Atalet, insan bedeni için bir ölümdür. Bütün organları durmadan bir makinenin parçaları gibi çalışır. Birey ya da toplumlar iç enerji ve dinamikleriyle ataleti aşabilir. 

Madenin özünde hareketlilik, enerji sirkülasyonu varken nasıl olur da atalet içinde varlık gösterir. Ataletin hareket etmemeyi, kımıltısızlığı, donukluğu ifade etmesi maddenin, iç dinamiklerinin de eylemsiz olduğu anlamına gelmiyor kuşkusuz. Nitekim dıştan bir dengelenmemiş kuvvet cisme etkidiğinde onu hareket ettirebiliyor. O halde toplumsal yaşamda ataleti yaratan dış etkenlerdir. 
Toplumsal sistemler doğa yasalarına göre işlediğine göre eylemsizlik (atalet), etki tepki yasaları, toplumsal yapılar için de geçerlidir. Örneğin toplumlar statükoyu değiştirecek kuvvetlere karşı direnç gösterir. Bu içgüdüsel bir tutum olarak tanımlanır. Kitleler durağanlık içinde, konumlarını koruma eğilimde olur. Ancak ataleti aşmak toplumun iç enerjisini açığa çıkaracak bir mücadele gerektirir. Tıpkı aracı harekete geçirebilecek kuvvet misali engelleyici kuvvetlerin sönümlenmesi gerekir. 

Atalet iradi müdahaleyle aşılır
İnsanları pençesine alan atalet, iç disiplin zayıflığı, amaç ve hedef yokluğu, motivasyon yetersizliği, öğrenilmiş çaresizlik, kadercilik, farkındalıktan yoksun bir eylemsizlik halidir. Bu ruh hali bireyin dış dünyada yaşananları duymamasını, algılamamasını, görmemesini, gördüğü halde hiçbir şey yapmamasını beraberinde getirir. 

Atalet ancak bireyin içinde bulunduğu eylemsizlik durumunun farkına vararak harekete geçmesiyle aşılabilir. Ataleti kırmak kendi gerçekliğiyle yüzleşmekten geçer. İnsanlar yaşadıkları acıların, direnişe geçerken yaşayacakları acıdan daha büyük olduğunu fark ettikleri an ataleti kırar. Amaca, hedefe yönelik üşenmeden, ertelemeden, vazgeçemeden büyük bir motivasyon ve kararlılıkla eyleme geçerler. Onları eylemsizliğe, yani atalete hapseden etkiye karşı, aynı şiddette tepki geliştirirler.

Newton'un Etki - Tepki yasasına göre, her etkiye karşılık eşit ve zıt yönde bir tepki vardır. Cisimlerin birbirlerine uyguladıkları kuvvet, eşit şiddette ve zıt yönlüdür. Yani bir cisme bir kuvvet etki ediyorsa cisimden etki kuvvetine karşı, eşit büyüklükte ve zıt yönde bir tepki kuvveti oluşur. Mesela sert bir cisme çarpan bir aracın şiddetine karşı eşit ve zıt yönde bir tepki kuvveti doğar ve araç çarpma hızının şiddeti oranında hasar görür. 

Kürt halkının ataletinin yıkılışı
Etki-tepki olgusu toplumsal yaşamda devrimsel dönüşümlerin de kaynağını oluşturur. Bir topluluk ya da bir bireye uygulanan şiddetli baskının yaratacağı öfke birikimi, aynı şiddette tersine patlayabilmektedir. Toplumsal devrimler, ayaklanmalar, bu baskılanmanın yarattığı öfke birikiminin doğru yola kanalize edilmesi durumunda, büyük dönüşümleri beraberinde getirmektedir. Bu etki, ataleti kıran bir toplumsal tepki olarak açığa çıkar. Nitekim tarih bunun örnekleriyle doludur. 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, bin yıllardır egemen sistemlerin her türlü zulüm, sömürü mekanizmalarıyla baskı altına aldığı, kimliksizleştirmeye çalıştığı Kürt halkının ataletinin yıkılışının ateşleyici topu oldu. Özgürlük savaşçıları büyük enerji yaratarak, motivasyonu ve inancı aşıladılar halka. Dengelenmemiş bir kuvvetti, uyguladıkları. Harekete karşı engelleyici kuvvetlerin olduğu bir gerçeklik. Dolayısıyla Kürt halkının özgürleşme mücadelesinde ilk hareketi veren dengelenmemiş kuvvet, bir kez doğmuştu; artık sonsuza kadar ivmelenecekti.

Kürt halkı kendisiyle yüzleşti, acılarının farkındalığı içinde bir uyanış ve dirilişi yaşadı. Çektiği acıların, mücadele için vereceği bedellerin acısından büyük olduğunun bilincine vardı. Umutsuzluğu umuda çevirdi. Baskının, zulmün, imhanın ve inkarın pençesinde kıvranan bir halktan, inanç ve kararlılıkla özgürlük mücadelesine sarılan bir halka dönüştü.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.