ABD’nin 2003 yılında Irak’a müdahalesi ile Ortadoğu’da başlayan yeni dönem içinden çıkılmaz bir hal aldı. 1980 sonrası başlayan ve 11 yıl süren İran-Irak savaşı, ardından Irak’ın Kuveyt’e girişiyle başlayan Körfez krizi ve 10 yıl süren bu krizin ardından ABD’nin 2003 yılında Irak’a girmesi… Bu müdahalenin üzerinden 10 yıl geçmeden Esad’ın devrilmesi için Suriye’de muhalif ve kökten dinci örgütlerin devreye konulmasıyla başlayan Suriye çatışmaları ve son olarak İran destekli Husi’lerin Yemen’de başlattıkları savaş. 

Öte yandan 60-70 yıldır devam eden Filistin sorunu, 1970’li yıllarda İsrail’in Lübnan’ı işgaliyle başlayan İsrail-Lübnan savaşı/Arap-İsrail savaşı. 2010 yılında Libya, Tunus ve Mısır’da başlayan Arap baharı.

Resmen Ortadoğu’da adı konulmamış bir 3. Dünya Savaşı sürüyor. Birinci Dünya Savaşı 1914-1918 yılları arasında dört yıl sürdü. Etkileri ve izleri en az on yıl boyunca önemli bir ölçüde devam etti. 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı da Avrupa, Asya, Afrika kıtalarında devam etti. 1944 yılında sona erdi. 10 yılda yeni bir Avrupa ve Japonya inşaa edildi. Savaşın etkileri bugün günümüzde sürse de, Ortadoğu’da 100 yıldır devam eden çatışmaların son 40 yılda yeniden boyutlanması ve sonuçları bu dünya savaşlarının etkisinin çok üzerindedir. Ortadoğu halkları dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip olsa da ne mutluluğu, ne de zenginliği yaşadı. Sahip olduğu kaynaklara ve değerlere rağmen bu topraklarda, ölüm, kan, gözyaşı ve acı hiç dinmedi.

Yemen’de başlayan çatışmalarda, Şii Husi’lere karşı Sünni Arap ülkelerinin başlattığı ittifak, bir yandan yeni bir Şii-Sünni savaşının da sinyallerini vermeye başladı. Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye iç savaşında taraf olması, İran’ın Irak ve Suriye’de hükümetlerle birlikte hem askeri, hem de teknik olarak çatışmalarda yer alması, Yemen’de Şiilerin İran desteğiyle iktidarı ele geçirme girişimleri, Ortdaoğu’da yeni kavgaların ve yeni denklemlerin kurulmasına da neden olmaktadır.

Emperyal ülkelerin bu enerji kaynaklarını pay etme savaşlarının sonucu olarak bu coğrafyada, Kürtler, Türkler, Araplar, Farslar, Ezidiler, Süryaniler, Türkmenler ve diğer halklar birbirine karşı  kışkırtılarak düşman haline getirilmek istenmektedir. 

Bugün sınırlarımızın hemen yanı başında Rojava’nın, Kobanê Kantonu’nda, Şengal’de, Hesekê‘de, Halep’te devam eden çatışmalar ve savaşlar bu 100 yıllık paylaşım planlarının bugüne yansımasıdır. Ortadoğu’nun en kadim halkı olan Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Araplar bu ateş çemberinin tam orta yerinde. Savaşın içinde direk yer almayan Türkiye’ye 2 milyonu aşkın mülteci göç etti.

Ortadoğu’yu saran bu ateş çemberinde ‘strateji ve derinlik’ diye kavram da kalmadı. ABD, Çin, Rusya, Japonya, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin de Ortadoğu’ya müdahaleleri ve beklentileri Ortadoğu’da adı konulmamış bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın devam ettiğini gösteriyor.

Bu savaş Ortadoğu’dan beklentileri olan egemen ülkelerin topraklarının dışında yaşandığı için de ne zamana kadar süreceği konusundaki belirsizlik de devam edecek.

Bu savaşın yıkıcı etkileri ise Ortadoğu’da savaşan ve bu savaştan etkilenen tüm halklara fatura edilecek. 

Ortadoğu bir ateş çemberi. Bu ateş çemberinde insanlık yanıyor. Tüm insani değerler, daha fazla kar, daha fazla enerji, daha fazla rant ve iktidar uğruna ayaklar altına alınıyor. Çağdaş ve uygar olduklarını iddia eden ülkeler bazen seyirci kalırken, bazen de Ortadoğu’yu saran ateşin alevlerinin sönmemesi için  odun atmaya devam ediyor.