
Avrupa Kürt Kadın Hareketi TJK-E, Avrupa ülkelerinden 125 delegenin katılımı ile 4’üncü kurultayını gerçekleştirdi.
‘Atılım ruhuyla örgütlü ve özgür yaşama‘ şiarıyla 14-18 Mayıs tarihleri arasında Hollanda’da yapılan kurultay, açılış konuşmasıyla başladı. Çöküşe giden ulus devletlerin hakları birbirine kırdırtma yoluna gittiği belirtilen konuşmada, Kürtlerin kadınlar öncülüğünde çok yönlü mücadele yürüttüğü dile getirildi. Devamla şöyle denildi: “Hakikati bulma arayışındayız. Bütün kötülüklere, çirkinliklere, şiddete hayır diyoruz. Öncü olduğumuzu, özgürlük arayışında olduğumuzu iddia ediyoruz. Kürdistan’ın dört parçasında önemli bir mücadele yürüttük. Bir yandan kadın kırımı bir yandan direniş var. Kürt kadınlar, bugün askeri, siyasi ve diplomatik olarak dünya kadınlarına öncülük ediyor. Demokratik ulus dediğimiz üçüncü çizgi Rojava’da gerçekleşmiştir. Amacımız kadınların silahlandırılması değil, özgürlük felsefesinin yayılmasıdır. Yapmamız gereken özgür yaşamı anda örgütlemektir“ denildi.
Cins kırımı örgütlü güçle aşılabilir
Ardından yapılan siyasal gündem tartışmalarında ‚“Üçüncü dünya savaşı Ortadoğu merkezli yaşanıyor. Cinsiyetçiliğe, maçoluğa, Ortadoğu’da bir de dincilik eklenmiştir. Hâlâ soykırım tehdidi altındayız. Cins kırımı örgütlü bir güçle aşılabilir. Kadın Kurtuluş İdeolojisini örgütlememiz önemli. Bu savaşta Kürt kadını zehirlenen insanlık ve zehirlenen doğa için bir umut olmuştur. Kadınlar savaşın etkileneni, mağduru olmaktan çıkmış, belirleyeni pozisyonuna gelmiştir. Kadın sadece askeri değil, ideolojik, siyasi, etik bir mücadele yürütmektedir. Sürecin belirleyeni kadınların ve halkların mücadelesi olacaktır“ tespitleri öne çıktı.
Emeğin niteliği toplumsal dönüşümü karşılamıyor
Kurultayın ağırlıklı gündemini örgütlenme tartışmaları oluşturdu. İlkin TJK-E’nin bir yıllık çalışma raporu okundu, ardından ise toplumsallaşma düzeyi, örgütlenme modelinin sonuçları ve eylem hattının toplumsallık düzeyi eleştirel ve özeleştirel bir tarzda değerlendirildi. Delegeler, demokratik konfederalizmin ayaklarını oluşturan meclis, komün, inisiyatif, akademi, kooperatif gibi örgütlenmelerin iskeletinin oluşturulduğunu, son bir yılda yoğun bir inşa, örgütlenme ve eylem süreci içerisine girildiğini, ancak verilen emeğin toplumsal dönüşümü sağlayacak niteliği karşılamadığını, dolayısıyla atılım kaydedilemediğini ifade etti.
Ana cevap veren bir duruş lazım
Değerlendirmelerde, yaratılan kurumlaşmanın toplumsal ihtiyaçları karşılayacak bir sisteme kavuşmadığı, işleve kavuşmayan kurum ve komitelerin plan ve projelerle faaliyete atılması gerektiği belirtildi.
Kurultay’da eksikliği ifade edilen bir diğer husus ise yaşanan toplumsal-sosyal sorunlarda örgütlü reflekslerin güçlü kılınamaması sorunu oldu. Delegeler, toplumun geri zihniyetini, özgürlükler önünde engel olan yönlerini aştırma temelinde güçlü projeler ve sosyal etkinliklerin geliştirilmemesini eleştirdi. Bu temelde yıl içinde kadına dönük şiddet, çocuk ve gençlerin yaşadığı sorunları ele alan ve kadın erkek ilişkilerini sorgulayan eğitim çalışmalarının ve sosyal aktivitelerin alanlarda sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Diğer bir eleştiri konusu ise kadınların genel meclislerde yer almak istememesi, buradaki kadın temsiliyetinin yetersiz olmasıydı. Değerlendirmelerde erkek gerilikleriyle mücadele erkeğin dönüştürülmesi zorunluluğu ve cins mücadelesinin aktif yürütülmesi için genel meclislerde kadın aktivitesinin önemine dikkat çekildi. Genel olarak ana cevap veren bir kadın duruşunun, kendi kendini yöneten bir meclis iradesinin ortaya çıkarılması gerektiği ifade edildi.
Eylem biçimleri kalıp
Kadın eylemliliklerinin biçim ve niteliği de değerlendirilen başka bir husus oldu. Delegeler, eylem biçimlerinin daha çok kalıplaşan bir tarzda olduğuna, içeriğine çok dikkat edilmediğine dikkat çekerek, daha çok görselliği ön planda olan yaratıcı eylem biçimlerine yönelinmesi gerektiğini dile getirdiler. Son dönemlerde dünya çapında gelişen kürtaja, kadın düşmanlığına, faşizme karşı eylemlerde Kürt Kadın Hareketi’nin özne olarak yer almadığı yönünde özeleştiriler verilirken, bu yönüyle enternasyonal yanın geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. Şengal’de kadınlara yönelik gerçekleştirilen DAİŞ kırımının da dünya ölçeğinde bir eylem gününe çevrilmesi gerektiği belirtildi.
Jineolojiye ilişkin ise, kurulan ekibin yürüttüğü çalışmaların diplomatik açıdan birçok kapıyı araladığı, ancak dar gruplara hitaptan kurtulup yerellere inen bir tarzın esas alınması gerektiği kaydedildi.
Kooperatifleşme adımı
Kurultay’da değerlendirilen diğer bir husus ise özgün ekonomiyi örgütleme, sistemini ve yaşam kaynaklarını oluşturma projeleriydi. Geçen yıl pratikleşen takı, giyim, biyo-tarım, çocuk kreşleri, dikiş-nakış atölyelerinin bu yıl itibariyle kooperatifleştirilmeye gitmesi kararı alındı.
Atılım mümkün
Değerlendirmelerde sonuç olarak gücün örgütlü olmayan alanlara kaydırılarak, empatiyle ve ekip ruhuna dayalı bir çalışmayla, örgütlü ve bilinçli emekle nitelikli bir atılım ve çıkışın kaydedilebileceği belirtildi.
Kurultay’ın son bölümünde önümüzdeki yıla dair kararlar alındı, ardından yürütme kurulu, denetleme ve sözcüler seçimle belirlendi.
‘Büyük yaşamlara göz dikeceğiz‘
18 Mayıs şehitlerinin anıldığı kapanış konuşmasında ise, “Tekrarı aşmak için atılım ve çıkış gerekiyor. Keşkelerimiz kalmasın. Büyük yaşamlara göz dikeceğiz. Kadın sevgisi, dayanışmasıyla örgütlenebilir, evrenselleşebilir, öncülük misyonuna ulaşabiliriz. İdeolojik mücadeleyi geliştirmeliyiz. Erkek odun gibiyse onu gücünle, iradenle yak. Konuştuğumuz kadar yapacağız, geleneksel kadını aşacağız. Değişim dönüşümü ilkin kendimizde, kendi alanımızda yaratacağız ki sevgiyi büyütebilelim. Sözleşmelerimizi yenileyelim, amaca kilitlenelim. 18 Mayıs şehitlerine bağlılık bunu gerektirir. Bu temelde 18 Mayıs şehitleri şahsında Nalîn ve Hêlîn arkadaşlara söz veriyoruz“ denildi.
Kurultaydan sonra her kadının kendi yeteneklerini kattığı bir moral etkinliği düzenlendi. Delegeler, ‘Jin Jiyan Azadî‘, sloganı eşliğinde alanlara dağıldı.
Örgütlenmeye tam hız devam

TJK-E 4. Kurultayı’nda Öcalan’ın özgürlüğü, örgütleme, eğitim, jineoloji, diplomasi, sosyal alan, basın, gençlik, inançlar, ekonomi ve parçalar örgütlenmesine ilişkin çok sayıda karar alındı.
Dün açıklanan sonuç bildirgesinde kararlar şöyle ifadelendirildi:
“ *Önderliğimizin fiziksel özgürlüğünün ’Hebûna Rêber Apo xwebûna me ye’ şiarı temelinde ele alınması, eylem ve etkinliklerin süreklileştirilmesi,
* Avrupa genelinde 56 meclis - 51 komün oluşturan TJK-E’nin önümüzdeki yıl 11 meclis, 17 komün ilanına gitmesi, kadın demokratik konfederal sistem örgütlülüğünün ve toplumsallığının sağlanmasının hedeflenmesi,
* Demokratik toplum ve demokratik siyaset alanında eşbaşkanlık sisteminin kadın özgürlük mücadelesi açısından tarihsel bir adım olarak ele alınması, eşbakanlık sisteminin zihniyetinin, örgütlenme ve çalışma tarzının tüm karma alanlarda geliştirilmesi,
* Daha önce başlatılan Xwebûn kampanyasının bilinçlendirme çalışmaları olarak devam ettirilmesi. Bu çerçevede eğitim, seminer, çalıştay ve atölye çalışmalarının “Erkek Egemenliğe Karşı Kendin Ol” şiarıyla sürdürülmesi,
* Tüm Avrupa'da yaygın bir şekilde erkeklere dönük 'Toplumsal cinsiyetçilikle mücadele ve 'erkeği öldürme teorisi" başlığı altında, Avrupa genelinde ise Kadın Kurtuluş İdeolojisi ve Özgür Eş Yaşam konusunda yaygın seminerlerin düzenlenmesi,
* 3 Ağustos Êzîdî kadın kırımına karşı uluslararası alanda kadın hareketleri ile birlikte direniş ağının örgütlendirilmesi ve 3 Ağustos tarihinin uluslararası alanda ‘Direniş Günü’ ilan edilmesi için çalışmaların yürütülmesi,
* DAİŞ saldırılarına maruz kalan kadınlarla hala DAİŞ'in elinde esir tutulan kadınların özgürlüğü için başlatılan “Kadın Kırımına Hayır! Azadiya Jinên Şengalê Azadiya Mirovahiyê ye ” kampanyasının meclisler tarafından güçlü sürdürülmesi,
* AKP ve DAİŞ'in toplum kırımı politikasının teşhir edilmesi. Kadın ve çocuklara yönelik toplum kırımının en çirkin uygulamalarından biri olan tecavüz politikalarına karşı yaptırım uygulanması için uluslararası kurumlar nezdinde girişimlerde bulunulması.”
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA / DEN HAAG