
Asrın Hukuk Bürosu tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo ve Yunanistan’ın komplodaki rolünü teşhir için açılan davanın ilk duruşması dün Atina İlk Derce İdare Mahkemesi’nde görüldü. Yunanistan’ın Dublin Sözleşmesi, Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, New York Protokolü gibi uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğine dikkat çekildi.
Duruşmada Öcalan’ı Asrın Hukuk Bürosu avukatları ile Öcalan’ın Yunan Avukatı Yiannis Rachiotis temsil etti. Öcalan’ın yeğeni HDP Urfa Milletvekili Dilek Öcalan da duruşmaya katıldı. Davanın ilk duruşması hükümet avukatlarının talebi doğrultusunda başlar başlamaz ertelendi. Sonraki duruşma 22 Şubat 2016’da görülecek.
Uluslararası hukuk çiğnendi
Duruşma öncesinde Öcalan’ın beyanlarının yer aldığı bir dilekçe mahkemeye sunuldu. Dilekçede gerekçeleri sunularak Yunanistan’ın Dublin Sözleşmesi, Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, New York Protokolü gibi uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğine dikkat çekildi. Dublin Sözleşmesi’ne imza atan üye ülkelerin sorumluluklarına işaret edilen dilekçede Öcalan’ın şu ifadelerine yer verildi: “İltica talebimin değerlendirilmesi konusunda sorumlulukları vardı. Bu ülke İtalya devleti idi. Çünkü ilk iltica talebimi İtalyan devlet yetkililerine sunmuştum. Bu sebeple Yunan hükümetinin İtalya hükümetinden en kısa sürede ve en geç 6 ay içerisinde benimle ilgili iltica talebi konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi isteğinde bulunması gerekiyordu. İtalyan hükümetine iltica talebimin sunulmaması halinde ise iltica talebimin değerlendirilmesi konusunda aynı sorumluluğu Yunanistan hükümetinin göstermesi gerekirdi.”
İltica başvurusu gözardı edildi
İltica talebiyle ilgili Yunanistan İtalya hükümeti nezdinde hiçbir girişimde bulunmadığı gibi 05.02.1999 tarihinde Yunanistan Elçiliği’nde bulunduğu sırada yapmış olduğu iltica talebinin de işleme konulmadığını kaydeden Öcalan, “Talebimin değerlendirilmemesiyle ilgili Kamu Düzeni Bakanlığı iltica ile ilgili kanunun 1, 2, 8, 11 ve 13 maddelerini ihlal etmiş ve 1996/1991 sayı ve tarihinde kabul ettiği Dublin Antlaşması maddelerini de ihlal etmiştir” dedi.
Hukuki haklardan yoksun bırakıldı
Dilekçede, anayasal hak olan hukuki korunma kapsamında Anayasa’nın 20 maddesi ve adil yargılama kapsamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinin de ihlal edildiğine dikkat çekildi. “Yunan devletinin kanun dışı ve sorumsuz bu davranışı ve gerekli hukuki işlemlerin işletmemesi nedeniyle hukuki korunma haklarından tamamen yoksun bırakıldım” diyen Öcalan, şu hususlara vurgu yaptı: “Oysaki iltica talebimin reddedilmesi halinde Kamu Düzeni Bakanlığı’nın olumsuz kararına karşı STE’ye (Türkiye’deki Danıştay) kararı temyiz etme hakkım olurdu. Yunan Devleti iltica talebimi incelemeyerek hukuki olarak bazı haklardan faydalanmamı engelledi ve üst mahkemelere başvurma hakkı ve hukuksallık ilkesinin işletilmesini ve hukuki korunmamın sağlanması hakkından yoksun bıraktı.”
Cenevre Sözleşmesi uygulanmadı
Dilekçede, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 New York Protokolü ile sözleşmeye taraf olsun ya da olmasın her devlet için geçerli sayılan ve temaül olan Non-refoulement (geri göndermeme) ilkesinin de ihlal edildiği kaydedildi. “İlticanın kabulü ya da reddi devletin tasarrufundadır” diyen Öcalan dilekçede, “Bu durum Cenevre Sözleşmesi’nde de belirtilmekte olup uluslararası örf adet kuralı haline gelmiştir. Bu sözleşmenin 33. madde 1. par. ‘Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade (refouler) etmeyecektir” hatırlatmasında bulundu. Bu ilkenin sadece mültecilerin değil iltica talebinde bulunan kişiler ve ülkeye yasadışı yollarla giren ve iltica talebinde bulunmayan ya da iltica talebi halen kabul edilmemiş olanları da kapsadığına dikkat çekilen dilekçede, “Bu ilke tamamen kabul edilerek hiçbir istisna ve sınırlamaya uğramadan her ne şekilde olursa olsun başka ülkede hayati tehlikesi olan ve temel hakları ihlal edilen kişinin ülkeden uzaklaştırılmasını, hayati tehlikesinin bulunduğu ülkeye verilmesini, geri gönderilmesini veya iade edilmesini tamamen müsaade etmemektedir” ifadelerine yer verildi.
İki defa kanunlar ihlal edildi
Yunanistan devletinin komplo sürecinde iki defa kanunları ihlal ettiği belirten Öcalan şunları belirtti: “Uluslararası hukukun 33. maddesi ve Non-refoulement ilkesi… İlkinde beni Yunanistan ve Avrupa topraklarından uzaklaştırarak Kenya’ya götürülmesiyle, ikincisinde ise Elçilik binasından beni çıkararak ve Kenyalı yetkililere yani Türk yetkililere teslim ederek bunun sonucunda temel haklarımın tehlikede olduğu Türkiye’ye yönlendirilmem gerçekleşti.”
Yunanistan’a da başvuru yapıldı
Öcalan’ın 5 Şubat 1999 tarihinden sonra sadece İtalya’dan iltica talebinde bulunmadığı belirtilen dilekçede, “Yunanistandan da iltica talebinde bulundum. Yunanistan’da yetkili Kamu Düzeni Bakanlığı hiçbir zaman bu talebimi incelemeye almadı ve hiçbir karar vermedi ve Yunanistan Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği ile de iletişime geçmedi” denildi.
Avukatlardan ertelemeye tepki
Duruşmanın görülmeyerek 3 ay sonrasına ertelenmesine ise Öcalan’ın avukatları yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Çiçek, “Sayın Öcalan şahsında bir halkın özgürlük talepleri ertelenmiş durumda. 17 yıldır Öcalan’a yönelik komplonun hukuken takipçiyiz. Bizim amacımız komploda yer alan tüm aktör ve devletleri açığa çıkarmak ve bir halka dair önemli bir tarihi kesiti aydınlığı kavuşturmaktır” dedi. Tazminat talebine de açıklık getiren Av. Çiçek, “Bunun sağa sola çekilmesi ahlaksızlıktır. Davadaki tazminat talebi yasal zorunluluktan ibarettir” diye konuştu.
Davayla amaçlarının Yunanistan’ın hukuksuzluğunu açığa çıkarmak olduğunu belirten Av. Yiannis Rachiotis ise davadan kazanılacak tazminatın ise Yunanistan’da bir çocuk yardım kurumuna verileceğini belirtti.
Öcalan’ın yeğeni HDP Milletvekili Dilek Öcalan, Abdullah Öcalan’ın hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını insanlık ayıbı olduğunu vurgulayarak, dava sürecinin uzatılmaması gerektiğini söyledi.
Hayır kurumuna bağışlanacak
15 Şubat 1999’da uluslararası komployla Türkiye’ye teslim edilen Abdullah Öcalan’ın avukatları Yunanistan’a Ekim 2008’de dava açmıştı. Abdullah Öcalan’ın davacı olduğu dosyada, davalı olarak ise Maliye Bakanlığı yer alıyor. Sembolik olarak istenen 20 bin 100 Euro tazminat, davanın kazanılması halinde Yunanistan’daki hayır kurumuna bağışlanacak.
DİHA/ATİNA