ALİ GÜLER / CANNES  


Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) cinayetleri karşısında Alman yargısının ‘gevşekliği’ sayesinde katmerleşen dramdan çıkış için adalet arayışını, ‘bireysel intikam’ olarak toplumun kucağına bırakan Fatih Akın, Cannes’da yarışan ‘Aus dem Nichts’ (Hiç Yoktan) filminde kurduğu dram ve intikam diyalektiğinin takdirini seyirciye bırakıyor.

2005 yılında yaptığı ‘Duvara Karşı’ filmiyle Berlinale’nin ‘Altın Ayı’sını alarak, sinema dünyasında isminden söz ettiren Fatih Akın, son filminde sistematik cinayetlere varan ırkçılığı, hayat bulduğu toplumsal zemin ve yargılanmasındaki lakaytlığı işleyerek, tartışmalı bir finale imza atıyor. 

Almanya’da 2000 ile 2006 yılları arasında Türk ve Kürt göçmenler NSU isimli Neonazi örgütü tarafından hedef alındı. Ülkenin değişik kentlerinde peş peşe cinayetler işlenmeye başlandı. Toplam, 10 kişi katledildi. Çoğu küçük esnaf olduğundan dolayı Almanya’da ‘Dönerci cinayetleri’ diye tanımlandı. 


Sağlam kadro

Fatih Akın’ın NSU cinayetlerini ve sonraki yargı sürecini odağına koyduğu filmin çekimleri Hamburg ve Yunanistan’da yapılmış. Filmde, Diane Kruger, ‘Katja Şekerci’ rolüyle bir kurbanın eşini oynuyor. Film, 1 saat 46 dakika. Akın’ın, Kruger dışındaki oyuncu seçimi de Denis Moschitto (Danilo Fava), Johannes Krisch (Haberbeck),Ulrich Tukur ( Jürgen Möller), Samia Chancrin(Birgit), Numan Acar (Nuri Sekerc) ve Ulrich Brandhoff (André Möller) gibi oldukça isabetli bir tercih olmuş.

Acı, hüzün, dram ve hayal kırıklığı üzerine kurulu film, Hamburg’un bir göçmen mahallesinde başlıyor. Kürt bir göçmenin oğlu Nuri Şekerci, Alman eşi Katja Şekerci ve küçük oğulları ile mutlu bir sürdürüyorlar. Katja’nın bu mutluluğu uzun sürmez, ani bir şekilde yerini zindana dönüşen bir hayata bırakıyor. Tercümanlık bürosu sahibi olan Nuri ve oğlu işyerlerinin önüne bırakılan bisikletin üzerine yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu hayatlarını kaybederler. Alman polisi, başlangıçta olayı, Türk, Kürt ve Arnavut mafyasına bağlamaya çalışsa da bir süre sonra failler ortaya çıkıyor: Neonazi örgütü olan NSU üyeleri…


Katja’nın adalet arayışı

Katja’nın adalet arayışı sonucunda yargılama başlar. Taraflardan biri eşi ve çocuğunu kaybetmiş Alman bir eş ve anne olan Katja Şekerci, diğer tarafta ise NSU üyeleri Jürgen Möller ve André Möller. Ancak Katja ve avukatı beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Katja’nın eşi, eroin ticareti yapmakla suçlanır. Kurbanın ailesi duruşmalar dizisinin sonucunda suçlu bir noktaya getirilir ve Yunanistan ırkçılarının şahitliği sonucu NSU üyeleri serbest bırakılır.

Bu karar, Katja’nın dramını katmerleştirir. İntiharın eşiğinde dönen Katja, Jürgen Möller ve André Möller’in izini sürer ve Yunanistan’da bulur. Jürgen Möller ve André Möller’in, burada Yunan Irkçı Parti üyelerinin yardımıyla deniz kenarında bir karavanda yaşadığını tespit eder. İntikam alma planları yapar. Katja, gizlice karavanın altına yerleştirdiği el yapımı bombayı patlamayı beklerken, bir kuşun karavana konmasıyla vazgeçer. Ancak daha sonra bombanın içinde bulunduğu çantayı sırtına alıp karavana binip patlatarak, intikamını alır.

Filmin en tartışmalı bölümü olan bu sahneyi, NSU sürecini takip edenler çok iyi biliyor. Cinayet sürecinin kilit isimlerinden Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011’de bir banka soygunu gerçekleştirdikten sonra polisin takibinden kurtulmak için saklandıkları karavanda ölü bulunmuştu. Akın da bu sahneyle göndermede bulunuyor. 


Oldukça etkileyici

Filmde, Alman yargı sistemini sert bir dille eleştiren Fatih Akın, göçmenlerin potansiyel olarak suçlu görülmesinin altında yatan bakış açısını sorguluyor. 

Sağlam bir senaryo ve hikayesi olan ‘Aus dem Nichts’ oldukça etkileyici. Zaman zaman aksiyon sahneleri olsa da seyirciyi sürükleyen duygusal bir yapıt, festival çerçevesinde gösterilen filmler içerisinde en sağlamlarından biri.

Filmde ünlü oyuncu Diane Kruger’in performansıysa oldukça başarılı. Kruger, festivalin ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünün güçlü adayları arasında yer alıyor.


Neonazilerin hedefindeyim

Filmin gösteriminin ardından medya mensuplarının sorularını yanıtlayan yönetmen Fatih Akın, NSU duruşmalarını izlediğini ve ardından böylesi bir senaryo yazmaya başladığını söyledi. Fatih Akın, şöyle devam etti: ”Hakimler sadece susuyordu. NSU organizasyonunun üzerine gideceklerine kurbanların aileleri suçlu gösterilmeye çalışılıyordu. Ben de kızdım ve böyle bir senaryo yazdım. Bunun sonucunda bir annenin yası ve matemi ortaya çıktı.”

Akın, filmin tartışmalı final sahnesi için de ”İnsanlar devlet adaletine güvenini yitirince kendi bireysel adaletlerinin peşinden koşuyor” diyerek, bunu seyirciye bıraktığını söyledi.

Öte yandan son filmiyle ilgili haftalık Variety dergisine konuşan Fatih Akın, kendisinin sarı saçlı ve mavi gözlü Alman profiline sahip olmadığını ve yanı sıra geçmişinin Türkiye’ye dayandığını belirterek, ‘’Neo-Nazi’lerin sanatçı ve politikacıların yer aldığı hedef listesinde kendi ismimi de gördüm’’ diye konuştu.