Sözleşme pozitif, ama...
Sözleşmenin bütününe bakıldığında, kadına yönelik erkek şiddetine karşı mücadele mekanizmalarını oluşturulması, özellikle önleme, koruma tazmin etme, kovuşturma ve soruşturma yükümlülüklerinin devlet tarafından gerçekleştirilmesine ilişkin pozitif yükümlülüklerin bulunduğunu ifade eden Bayram, son derece önemli bir sözleşme olduğunu dile getirerek, "Fakat uluslararası sözleşmeleri iç hukukta uygulamaya koymak sıkıntılı. Devletin takdir yetkisinde olduğu için bu sözleşmenin nasıl uygulanacağına ilişkin nasıl etkin mekanizmalar kurup kurmayacağı ile ilgili gerekli yasal düzenlemeleri kendi iç mevzuatlarında yaparlar" şeklinde konuştu.
Ailenin korunmasına önem veriliyor
Fakat Türkiye'nin bugünkü durumuna bakıldığında, özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı nezdinde, kadının korunmasına önem verilmediğini vurgulayan Bayram, mevcut politikayı şu şekilde aktardı: "Daha çok ailenin korunması güçlendirilmesi, ailelerin ne pahasına olursa olsun parçalanmasının engellenmesine ilişkin bir politikanın daha ağır bastığını görüyoruz. Aslında her ne pahasına olursa olsun kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesi gündeme alınmalı. Şiddete maruz kalan kadınlar hakkında gerekli koruyucu önlemlerin alınması tazmin yükümlülüğünün sağlanması zarar gören ve buna maruz kalan kadınlar için son olarak da bu suçu işleyen kişilere karşı koğuşturma ve soruşturma mekanizmalarını oluşturularak orantılı cezalanmaların sağlanması gerekiyor."
Uygulanırlığını Grevio denetleyecek
İstanbul Sözleşmesi'nde Grevio isimli bir denetleme komisyonunun kurulması kararını aldığını belirten Bayram, "Bu denetim mekanizması aracılığıyla tıpkı işkenceye karşı sözleşmenin yapılanmasında olduğu gibi ülke ziyaretleri, periyodik ziyaretler, raporlamaların gerçekleşmesi zaman zamanda ani ülke ziyaretleri yaparak sipesifik olarak bazı olaylar hakkında raporlama yapılması ve tavsiye kararlarında bulunulmasına ilişkin bir takım yetkileri olacak" denetim mekanizmasını aktardı.
'Yasal düzenlemeler yürürlüğe konulmuyor'
Türkiye'de mevcut yürürlükte olan şiddet yasasının 6284 sayılı yasa olduğunu ve bu yasa çalışmalarının da İstanbul Sözleşmesi'nin referans alındığını vurgulayan Bayram, "Ancak uygulamaya baktığımızda uygulamada hala yasal düzenlemelerin tam etkinlikle yürürlülüğe konulmadığını görüyoruz. Bunlardan en önemlisi zaman zaman idari otoritelerin keyfi olarak tutum takınmalarıdır" dedi.
Sözleşmenin bu anlamda bir araç olduğuna ve bu araçların kullanılması için baskı yapılması gerektiğine vurgu yapan Bayram, sözleşmesinin bir referans olarak gösterilerek ilgili birimlerin görevlerini yerine getirmeleri ve yetkilerini kullanmaları konusunda gerekli baskıların ve zorlamaların yapılması gerektiğine dikkat çekti.
DİCLE MÜFTÜOÐLU/ MELTEM OKTAY/DİHA/AMED