Sultan hazretleri tarafından “kandırıldık edebiyatı” başlatılıp da bu yeni moda akımın dışında kalmak olur mu? Mehmet Metiner’den söz ettiğimi herkes anlamıştır elbette. 

Kürtlerin lanetlediği av kekliğidir Metiner. Bir avuç yem uğruna kardeşlerini avcıya kurban etmek için, ustası nasıl öteceğini söyler ve o ötmeye başlar. Kullanılan olduğu için fazla cesurdur. Örneğin, bakan çocuklarının evlerinden çıkan paralar için, “ya o paraları eve paralelciler yerleştirdiyseler?” diyerek, bakan babaların bile cesaret edemediği bir savunmayla hırsızları aklamaya çalışmıştı. 

Dün, “Gezi’nin yarı çıplak vandallarının Kabataş’ta başörtülü bir kadına saldırdığı” iddiasının baş savunucusu Metiner, bugün, “o dönemin paralelci polis müdürleri tarafından kandırıldıklarını“ söylüyor. O polis müdürleri “elimizde kayıt var” demişler. “Biz de meğer namert olduklarını bilmeden onların söylemiş oldukları söze itibar ederek ‘evet bu olayın görüntüleri var’ dedik” diyor. Denir! İnsan yalakalıkta sınır tanımazsa der! Oysa halklar biliyor ki, Metiner ve takım arkadaşları yalan söylüyor. 

Metiner cahildir. Paralelin, geometride birbirini asla kesmeyen ama hep yan yana giden iki çizgi olduğunu bilmez ama bunu yaşar. Yani ikisi de birbirinden farklı olmayan, ikisi de aynı kurallar içerisinden ve ancak birlikte tanımlanan bir olgudur paralellik. Bu taraf ya da ötekisi fark etmez: Av kekliğinin misyonudur namertlik.

***

Arınç-Gökçek didişmesinin “başkanlık sistemine itirazlar” zemininde geliştiğini dünya âlem biliyor. İyisi kötüsü yok, hepsi namert köprüsünden geçmiş, rant hırsının kurbanı birer Metiner. Bir paraleli oluşturan birbirinin benzeri iki çizgi.

***

Tayyip “Kürt sorunu yoktur” dedi ya, şimdi TSK Tayyip’in hesabını doğrulamak için “Kürt sorununu vardır” diyenlerin topraklarını dümdüz etmek için operasyon başlattı. Geçmiş deneylerden ders çıkaramayanlar, HDP’ye vurmak ve seçim sonuçlarına müdahale etmek için şimdiden kolları sıvadılar bile. Bölgesel savaş olasılığından söz ediyor Genel Kurmay Başkanı. İşe bak: Tam da seçim arifesinde, ve tam da İç Güvenlik Yasası beklerken kapıda, nereden düştüyse akıllarına? 

***

Ama şansınız yok. İnadınız inatsa, siz namert köprüsünü arşınlamaya devam edin. Ama bilin ki o köprülerin altından çok sular aktı. Şimdi bizim çağımız başlıyor. Yani sizden edindiğimiz tecrübenin ışığıyla hiçbir zaman kandırılamama yeteneği kazanmış olanlar geliyor. Baraj mı? Güldürmeyin bizi? Öyle bir sorun mu var? Şimdi siz düşünün gerisini? Sokak mı? O bizim doğum yerimiz ve iş alanımız zaten? Provokasyonlarınıza alet olmak mı? Siz bizi kendiniz gibi av kekliği mi sandınız? 

Şansınız yok. Biz geliyoruz. Nasıl mı? 

Yeni yaşam projemizle! Biz savaş üzerine kurmadık gelecek ütopyalarımızı. Ulus kavramının diktatoryal baskısı içerisinde düşman olmadık emek kardeşlerimizle. Halkların özgür, eşit, gönüllü birlikteliği içinden yaşam bulmuş; sizin ‘öteki’ diye tanımladığınız bütün renklerle bir tabloda buluşarak oluşturacağız biz geleceğin resmini. Emek ortaklığına dayanan; dayanışmayı topluluk ahlakı edinmiş bir kültürle geliyoruz. Adil paylaşım üzerine kurgulanmış demokrasi anlayışımızda, ne başkanlara, ne tekçi cumhurbaşkanlarına ihtiyacımız olmayacaktır. Hizmet sözcüğünü “soygun” anlamında anlayanlara inat, biz ‘ayaklarız’ yani ve bu demokrasinin yürüyüşünde hep ayak olmaya devam edeceğiz. Her yerleşim alanında, o bölge halklarının, inanç gruplarının, farklı yaşam anlayışlarının bütünü tarafından oluşturulmuş demokratik halk meclislerimiz siyasal-toplumsal kararların biricik kaynağını oluşturacaktır.

Başkanınız da sizin olsun, başkanlık sisteminiz de! Halkların ve demokrasinin partisi HDP ile “Yeni Yaşam Projesi” geliyor!