Fransa Gündemi
Son günlerde hem Kürt kurumlarının yapmış olduğu açıklamalar hem de Yeni Özgür Politika'de yayınlanan MİT'in ajan ve suikast planlamalarına dair haberler okuyoruz. Devamında tespit edilen ajanın Alman devleti tarafından gözaltına alındığını "aleviforum" internet sayfasında okuduk. Özellikle Y.Özgür Politika'nın yayınladığı haberde MİT hücrelerinin varlığından bahsediliyor. Söz konusu durum Paris'te 9 Ocak 2013'te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katliamının üzerinden iki ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra Şubat sonunda o güne kadar yazılıp çizilen onlarca büyük bir çoğunluğu varsayımlara dayanan haberin arasında Sabah gazetesinin kıyı-köşe bir yerinde bir haberi anımsattı. Haberde "İmralı hücresi uyandırıldı" deniliyordu. Haber eski bir MİT mensubunun bilgisine dayandırılmış ve Oslo görüşmelerinden sonra Avrupa'da Kürt Özgürlük Hareketi içerisine sızmış ya da çevresinde bulunan çeşitli hücrelerin varlığından bahsediliyordu.
Paris katliamının devamında o güne kadar Türk medyasının PKK'yi hedefe koyan, iç infaz tezleri üreten haberlerinden farklı olarak bir haber yayınlanıyor ve gerçeği işaret ediyordu. Avrupa'da bulunan istihbarat sağlayan gerektiğinde suikast düzenleyecek hücreler!
Tarihsel kökeni Osmanlı'nın yüzyıllara dayanan istihbarat tarihinden 1909’dan 1918’e kadar Talat Paşalar ile yönetimde kalan İttihat ve Terakki Fırkası, ilk Türk gizli servisi olan Teşkilat-ı Mahsûsa’ya ve oradan MİT’e uzanan; konjonktürel şartları içinde, çete savaşı, casusluk, karşı casusluk, propaganda faaliyetlerinde bulunan; kaynağını ve köklerini kimi zaman ordu, polis içinden ve özel uzman kişilerden alan ya da toplumun içerisinden düşürebildikleri genç, yaşlı, esnaf sıradan bireyi ajan haline getiren, milliyetçi, gerici dinsel örgütlenmeler, dernek ve lokallerin yöneticilerini içine alan... (ki bu yelpaze durum, ülke değiştiğinde giderek genişler) gizli servis hücre örgütlenmesinden bahsediliyor. Bu hücrelerde yer alan kişileri sadece Türk olarak düşünmek ise basit bir yanılsama olur. Ajanlığın milliyeti yoktur; Kürt, Türk, Arap...
Evet, 2012'de Avrupa'da MİT hücrelerin uyandırıldığını 9 Ocak 2013 tarihinde yaşanan katliamdan biliyoruz. Avrupa'da MİT'in bu yönlü faaliyetini, her gün havuz medyasına yansıyan haberlerde görüyoruz. Aydınlık gazetesi, ki bu konuda kara tarihiyle bilinir, 14 Kasım'da bir haber yayınladı; "PKK'nın Avrupa'daki Merkezi: Almanya". Haberin içeriğinde ise SETA'nın düzenlediği 'Avrupa'daki PKK Faaliyetleri' konulu panel. Panel'de Avrupa'daki Kürt kurumları PKK çalışmalarına ilişkin bilgi adı altında işleniyor. Bütün bu haberler aslında, Sur, Silopi, Cizre ve Kürdistan coğrafyasında son bir yıl içerisinde yaşanan katliam, suikastlar gibi Avrupa'da Kürt halkına ve onun kurumlarına, kurum çalışanlarına dönük çok yönlü bir yönelimi gösteriyor.
Alman ve çeşitli ülkelerin makamlarına tespit edilen ajanlar konusunda başvuruların yapıldığına dair açıklamalar okuyoruz. MİT Avrupa'da cirit atıyorsa bu ülkelerin haberi yok diyebilir miyiz? Ya da Kürtleri koruyacaklar mı? Türkiye ile şuan anlaşmaz görünen durumları bir gerçeği karartamıyor:
Aynı Avrupa gizli servislerini bilgisi ve gözü önünde Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez katledildi.
MİT'le ilgili açıklamalara internet bakın ve karşınıza çıkan ilk cümleler arasında şu ibareyi görürsünüz: "Türkiye NATO üyesi bir ülke olarak, bu ortak savunma şemsiyesinin altındaki gizli servisler ile kağıt üzerinde yaptığı anlaşmalarla büyük bir bilgi akışı koordinasyonunun içinde bulunmaktadır."
Bu nedenle Fransa'da tutuklanan ya da gözaltına alınan Kürt politikacılarına aynı bilgiler ve belgelerle Türkiye'de anında dava açılır. Fransa'da yaşanan birçok operasyonda Fransa'nın gizli tanık ibaresiyle dosyalara koyduğu çoğu anlatımın MİT'in ajanlarına ait olduğu gerçeğini akılda tutmak ve unutmamak gerekiyor.
Bu nedenle Kürtleri ne Fransa ne Almanya nede Avrupa'nın diğer ülkeleri Kürtlerin kendisi kuruyacak. Kendi deneyim ve bilgisi, ilkeleriyle korunacak!