Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride karşı Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi kitleselleşiyor. Türkiye cezaevlerinde açlık grevine giren PKK’li ve PJAK’lı tutsaklardan sonra Avrupa’da da açlık grevi eylemleri yapılıyor. Avrupa’da Den Haag DKTM’nde başlayan açlık grevine Stockholm ve Köln de dahil oldu. 6 Aralık’ta tüm Avrupa ülkelerinde başlayan açlık grevleri 20 Aralık’a kadar dönüşümlü olarak devam edecek.

Öcalan herhangi biri değil

Açlık grevlerine ilişkin açıklama yapan Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi (KCDK-E), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı cezaevine hapsedilmesinden, işkence ve kötü muameleye maruz kalmasından Türkiye, ABD ve Avrupa Birliğinin sorumlu olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Öcalan herhangi bir tutuklu değil, Kürt halkının Önderidir. Cezaevinde geliştirdiği politikalar; Türk devleti ile PKK arasında süren savaşın demokratik ve barışçıl çözümü için ön açıcı olmuş; 2008-2011 ve 2012-2015 tarihleri arasında Öcalan ile Türk devleti arasında doğrudan görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelere paralel olarak ve bazı Avrupa devletlerinin gözetiminde, Türkiye ile Kürt siyasi hareketi arasında ‘Oslo Görüşmeleri’ gerçekleşti. Bu süre zarfında savaş ve çatışma büyük oranda durmuş ve can kaybı en alt düzeye inmiştir.”

Ancak Öcalan’ın siyasi ve barışcıl bir politika geliştermesine rağmen kendisine dönük ağır bir tecrit altında kaldığına vurgu yapılan açıklamada 20 yıla yakın bir süredir İmralı Cezaevi’nde bulunan Öcalan’ın avukat ve ailesi ile görüştürülmediği belirtildi. Açıklamada “Öcalan, avukatları ile en son görüşmesini 27 Temmuz 2011 günü yapmış; ailesiyle ise en son görüşmeyi 11 Eylül 2016 tarihinde gerçekleştirmiştir. Bu tarihten sonra Öcalan’ın can güvenliği, sağlığı ve tecrit altında tabi tutulduğu koşullar hakkında hiçbir bilgi alınamadı” ifadesine ver verildi.

CPT’nin sessizliğini kabul edilemez!

Ağır tecritle Türkiye’nin ‘İşkencenin ve İnsanlık dışı ya da Aşağılayıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesini’ ve ‘İnsan Hakları ve Özgürlüklerinin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesini’ ihlal ettiğini ifade eden KCDK-E, bu ihlalleri önleyecek tek kurum olan Avrupa Konseyi ve konsey adına bu görevi ifa edecek olan CPT’nin tüm başvurulara rağmen herhangi bir girişimde bulunmadığına dikkat çekildi.  Açıklamada CPT’nin bu sessizliğinin tehlikeli ve kabul edilmez olduğu vurgulandı. Açıklamada Türkiye ve Kürdistan’da 10 bin tutsağın tecride karşı açlık grevine başladığına dikkat çekildi ve şu ifadeler kullanıldı: “Türkiye cezaevlerinde tutulan Kürt parlamenterler ve 10 bini aşkın Kürt siyasi tutsak açlık grevi başlatmışlardır. Biz Avrupa’da yaşayan Kürtler olarak Önderimiz Öcalan’a yönelik tecrit, işkence ve kötü muameleyi kabul edemeyeceğimiz gibi, ülkemizde başlayan açlık grevlerine de sessiz kalamayız” diyerek, açlık grevine başlayacaklarını duyurdu.

Öte yandan konuya ilgili gazetemize konuşan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç da şunları söyledi:”Tüm siyasi merkezler olan ülkelerin başkentlerinde açlık grevi yapılacak. Grevlerin bazıları kurumlarda, bazıları ise çadırlarda gerçekleşecek. Dönüşümlü açlık grevlerinde sonuç almayı umuyoruz. Eğer alınmaz ise komitemiz yeni bir karar alacak. Grevlere yurtsever halkımızın, sanatçıların arasında olduğu kitlesel katılımlar sağlanacak. Türkiyeli devrimci, demokrat ve siyasetçiler de grevde yerlerini alacaklar. Açlık grevlerine katılmak isteyen büyük bir kitle var. Eylemde yanımızda olmak isteyen Avrupalı dostlarımız var.”

Halk, Önderine sahip çıkacak

KDCK-E olarak bu yılı ‘Öcalan’a Özgürlük’ yılı ilan ettiklerini açıklayan Koç, Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için açlık grevi başlatacaklarını söyledi. ABD’nin aldığı son karar ile Öcalan’a yönelik tecrite ile yeni bir konseptin devreye sokulduğunu belirten Koç, halkın kurumlarına, siyasetine ve Önderliklerine sahip çıkacağını ifade etti.

 

 HABER MERKEZİ