Türkiye’de şovenizm ve Kürt düşmanlığı o düzeyde tırmandırıldı ki, gerçekleri söylemek cesaret istiyor. Türkiye’de şu anda kim gerçekleri söylerse üzerine gidiliyor, aforoz ediliyor. Şu anda Türkiye’de gerçeği söyleyenlere hain damgası vuruluyor ve yaşayamaz hale getiriliyor. AKP iktidarı Türkiye’de yaşayacaksanız ‘Kürt düşmanı olacaksınız’ dayatmasında bulunuyor. PKK ve HDP’ye karşı olmayan herkes düşmandır. Avrupa’yı da bu nedenle düşman kategorisinde görüyor. Çünkü Avrupa HDP’ye kendileri gibi bakmıyor. Kendileri gibi Kürtleri tutuklamıyor. Kürt düşmanlığında o kadar ileri gitmiş ki, AKP iktidarını eleştiren, AKP politikalarına destek vermeyen herkesi PKK’ye destek veren olarak görüyor. Öyle ki ABD silahlarıyla, İsrail silahlarıyla Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı savaşıyorlar, ama utanmadan “ABD PKK’yi silaha boğdu” diyorlar. ABD’nin silah değil, tek bir mermi bile vermediğini HPG yetkilileri defalarca dile getirmiştir. Ancak Türkiye’nin derdi Rojava’dır. ABD neden Türkiye’yle birlikte Rojava devrimcilerini boğmuyor diyorlar. Türkiye içinde herkesi Kürt düşmanı yapmaya zorlamaları yetmiyor, dünyayı da Kürt düşmanı olmaya zorluyorlar. Avrupa’ya her gün hakaret etmeleri de bu nedenledir.
AKP iktidarı şimdi “Avrupa’da İslamafobi ve Türk düşmanlığı var, Avrupa’da sağ yükseliyor” biçiminde bir nakarat tutturmuş. Bunu bir şikayet konusu yapıyor. Avrupa’da sağ gelişiyorsa bunu yaratan ve sağlatan AKP iktidarıdır. Avrupalılar bunu neden görmüyorlar. Türkiye’de aklı başında olanlar neden görmüyorlar? Bu, şaşılacak bir durumdur. Avrupa düşmanlığını kim yaratıyor? Tabi ki AKP iktidarı! AKP iktidarı Türkiye ve Ortadoğu’da Avrupa düşmanlığı yaratınca bunun karşısında tepki olarak Avrupa’da sağ yükseliyor.
IŞİD Rojava Devrimi düşmanlığı, Kürt düşmanlığı yapsın; IŞİD üzerinden Suriye ve Ortadoğu’da etkili olayım diyen Türk devletidir. Bu nedenle Türkiye IŞİD’in otobanı olmuştur. Türkiye IŞİD’in cirit attığı bir ülke olmuştur. IŞİD böyle palazlanmış, Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’yı kana bulamıştır. Milyonlarca mülteciyi Suriye politikasında etkili olmada basamak yapmak için Türkiye’ye çekmiş ve bu politika başarılı olmayınca bu defa Suriye politikalarını kabul ettirmek için mültecileri şantaj olarak kullanmıştır. Tüm bunlar hem Avrupa’da sağın gelişmesine neden olmuş, hem de Türkiye’ye karşı kuşkuları arttırmıştır. IŞİD İslam adına o kadar cinayet işleyince Avrupa’ya gidecek Müslümanlara karşı da kuşku artmıştır. Tüm bunları yaratan da Türkiye olmuştur.
Ne zamanki IŞİD politikası iflas edip, Kürtler hem IŞİD’i geriletip hem de dünyada IŞİD’e karşı mücadele etmeleri nedeniyle sempati kazanınca AKP iktidarı giderek IŞİD’e mesafeli davranmaya başlamıştır. Zaman zaman IŞİD’e karşıyım dese de Rojava devrimcilerinin IŞİD’e karşı mücadelesine yönelik tutum almıştır. Rojava devrimcileri Cerablus ve Bab’ı çoktan IŞİD’ten temizlerlerdi, ama Türkiye engellemiştir. Daha sonra Cerablus’a bile IŞİD’le anlaşarak girmiştir. Sınırda tampon bölge kuracağım, YPG’yi engelleyeceğim diyerek IŞİD’in geri çekilmesini sağlamıştır. Ancak Mınbic ile Afrin arasının Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) eline geçeceğini görünce Halep’teki muhalifleri satma karşılığında bazı güçlerden Bab’a girme izni almıştır.
IŞİD ve El Nursa’yı yakın zamana kadar açık destekleyenin Türkiye olduğunu hem ABD hem Avrupa bilmektedir. Rusya ve Suriye zaten bunu çok iyi biliyorlardı. Rusya’nın Türkiye için yaptığı açıklamalar unutulmadı. Türkiye ne zamanki Rusya karşısında diz çöktü, Rusya bunları dile getirmeyi bıraktı. Bunu Türkiye’nin, muhalifleri Halep’te satması nedeniyle yapıyor.
Dikkat edilirse yine de El Nusra’yı ve Ahrar El Şam’ı korumaya çalışıyor. Halep’te ateşkes olmasında ısrar etmesinin nedeni sivil halk değil, o güne kadar beslediği çeteleri korumaktır. Türk devletinin Cizre’de yaralı sivilleri bile bulundukları yerde yaktığı düşünülürse, dertlerinin insanlar olmadığı çok iyi anlaşılır. Türkiye şimdiye kadar kullandığı çetelerin ele geçmesinden çok korkuyor. Zaten son zamanlarda IŞİD içindeki MİT elemanlarını ve kendisiyle işbirliği yapan IŞİD’lileri hem Musul, hem Rakka’dan çekmeye çalışıyor. Hatta bir kısmının Türkiye’ye döndüğünü ABD de, Irak ve KDP de biliyor. Suriye içinde de kendine bağlı olanları Türkiye’ye çekiyor. Halep’teki tutumu da kendine bağlı olanları kurtararak onları Bab ve İdlip çevresinde Demokratik Suriye Güçlerine karşı savaştırmayı hesaplıyor.
Avrupa’da Türkiye’ye karşı tutum varsa nedeni IŞİD ve El Nursa’yı beslemesi ve büyütmesidir. Türkiye böyle örgütleri besleyerek Avrupa’nın Müslümanlara kuşkuyla bakmasına neden olmuştur. Bu politikalarıyla tarihsel önyargıları hortlatmıştır.
Sağ, her zaman farklı kimliklere karşıtlık yapar. Avrupa’da da böyledir, dünyada da böyledir. Türkiye’de daha fazla böyledir. Türkiye’de sağ Avrupa’dakinden daha fazla şovenist ve soykırımcıdır. Şimdilik Avrupa’ya karşı koyma gücü olmadığı için bunu başta Kürtler olmak üzere Türkiye içindeki farklı etnik ve inanç topluluklarına yönelik yapıyor. Kürt soykırımını gerçekleştirmek için şovenizmi şahlandırarak en aşırı sağı Türkiye’de hakim kılmaya çalışıyor. Hatta AKP politikalarındaki Kürt düşmanlığını MHP ve şovenist ulusalcılar yönlendiriyor. Şu anda Türkiye tarihinin en faşist siyasi güçleri iktidardadır. Öyle ki Kürt’e kendileri gibi düşmanlık yapmayan herkese düşmanlık yapıyorlar.
Avrupa’da sağ kötü, ama kendileri için iyi! Şu kesinki, sağ her zaman karşı sağı yaratır. AKP iktidarı Türkiye ve Ortadoğu’da bu kadar milliyetçilik ve dincilik yaparsa ve bunu Avrupa’ya tepkiye dönüştürürse karşısında sağcılık da bulur, Türkiye karşıtlığı da. AKP Kürt düşmanlığını, demokrasi düşmanlığını ve din üzerinden siyaset yapmayı bıraksın, o zaman Avrupa’da Türkiye düşmanlığı kalır mı?
AKP iktidarı şovenizmi şahlandırırken Türkiye’yi böldürmeyiz, kimse Türkiye’yi yıkamaz demagojisi yapıyor. Herkes de biliyor ki, Kürtler sorunları Türkiye sınırları içinde çözmek istiyor. PKK de bunu defalarca deklare etmiştir. Kuşkusuz Kürtler bu devletle yaşamak istemiyor, ama demokratikleşen Türkiye’de yeni bir sözleşme temelinde özgür ve demokratik yaşama kavuşmak istiyorlar. Demokratik temelde güçlenmiş bir Türkiye’yi arzuluyorlar. Ancak bu gerçeğin üstü örtülüyor. Türkiye halkları, Türkiye’yi bölenler varmış gibi kandırılıyorlar. Çünkü Türkiye’de hala Kürt’ün varlığı kabul edilmek istenmiyor.