İsviçre Gündemi

İsviçre’de ve Avrupa’da BDP ve HDP adaylarını yerel seçimlerde desteklemek için yerel geceler, toplantılar ve çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Kendi bölgesi ile ilgili etkinliklere halkın gösterdiği ilgi, toplanan kalabalıklar ve verilen maddi, manevi destek hayli ilgi çekti.
Bunun üzerinde durmak gerekir. Sürgünde yaşayan Kürt toplumunun ülke özlemi, kendisiyle buluşma çabası, kendini yerelde bulma, kendisiyle yüzleşme alanı vb birçok nedenle bu etkinliklere ilgi gösterdiği söylenebilir. Küreselleşen bir dünyada ve yaşadığı sürgünde tüketim toplumunun bir parçası olan, yerel ve ulusal değerlerini bir bir yitiren, aşındıran bir topluluğun, kendi dışlanmışlığını ve özlemini kendi yerelinde bulması, yereli yaşamak istemesi, özlemini taşıması, kültürünü hatırlaması kökleriyle buluşma eylemidir aslında. Kendisini,  kişiliğini ve değer yargılarını şekillendiren yerele ilgi bir anlamda ulusal kimliğine de yakınlaşma çabasıdır. İleri ya da geri tartışmalarına girmeden, sürgün bireyinin kendini bulma çabasının yerele uzanan her adımı onu tarihi, kültürü ve değerleriyle hem buluşmaya, hem de yüzleşmeye zorlamaktadır. Özgürlük mücadelesi veren bir topluluk olarak, yerel farklılık ve özelliklere göstereceğimiz hoşgörü ya da hoşgörüsüzlük, farklılıklara saygı taleplerimizin de sınavı olmaktadır. Farklı mezhepler, gelenekler, kültürler, şivelerle kaynaşma oranımız, ulusal birliğimizin de en iyi göstergesi olmaktadır.
Hayatın içinde bunlar başarılamadığı sürece, teorik belirlemelerle ulusal birlikten, farklılıklara saygıdan bahsetmenin de bir anlamı olmamakta ve hatta farklı bölgeler birbirlerine yönelik eskimiş yargıları sessizce de olsa taşımayı sürdürmektedirler. Var olan çok kültürlü yapıyı zenginlik olarak benimsemek ve bu zenginlikten ortak yaşam alanları, ortak hedefler çıkarabilmek bir beceri ve siyaset başarısıdır. Tek tip güllerden ne kadar ekerseniz ekiniz gül bahçesine sahip olamazsınız. Gül bahçesi rengarenk güllerden oluşur. Yerelin her birini bir gül olarak kabul edebildiğimiz ölçüde, Kürdistan bir güller bahçeseine dönüşür.
Bu nedenle yerel etkinliklere gösterilen ilgi iyi değerlendirilmeli, sağlıklı yorumlanmalı, pire yüzünden yorgan yakılmamalıdır. Yerel eğilimler, sivil örgütlenme, sivil itaatsizlik, kendini yönetme, demokrasi ve hoşgörü alışkanlığının kazanılacağı, öğrenileceği alanlar olmaya çok yatkındır.
Demokratik Özerk bir Kürdistan’ın kurulması yerel inisiyatiflerin güçlenmesinden geçmektedir. Demokratik Özerklik, demokrasi ilkelerini özümsemiş toplumların, cinslerin, çevrelerin ve kültürel farklılıkların özerkliğidir. Yerel özgünlükler korunmadan, geliştirilmeden, genel toplumsal taleplerle birleştirilmeden Demokratik Özerkliğin gelişmesi de mümkün değildir. İsterseniz yazımızı KCK Hukuk Komitesi’nin bu konudaki değerlendirmesiyle bitirelim:
“Bir ülkede toplumun tümü yekpare ve tek parça değildir. Toplumun tüm insanları aynı renk, biçim ve özelliklerde olamaz ve yaşayamazlar. Bu monolitik toplum biçimini isteyen ve özleyen faşizm mantığıdır. Toplum değişik insan gurup ve kesimlerinden oluşmaktadır. Farklı dil, kültür ve sosyal özellikleri vardır. Her topluluk genel demokratik değerler içinde kendi zihinsel, toplumsal, kültürel, ekonomik, sosyal özelliklerine, özlem ve amaçlarına göre yaşamak ister. Demokratik ve özgürlükçü sistemin kendisi de toplumun kendini böyle özgürce ve zengince yaşaması anlamına gelmektedir.”
Söylemlerimize pratiğimiz eşlik etmedikçe, siyasetimizin de hayat bulması mümkün değildir.