7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nin Türkiye için bir kırılma noktası olacağı herkesin kabulü. Tayyip Erdoğan bunu açıkça itiraf etti. Kürtler, Aleviler, demokratlar, sosyalistler, liberaller, kadınlar ve toplumun bütün kesimleri de 7 Haziran seçimlerinin Türkiye için bir dönüm noktası olabileceği görüşünde. 

Peki devlet ve Tayyip Erdoğan açısından 7 Haziran seçimleri neden bir kırılma noktası oluşturuyor? Bu sorunun yanıtı Türk devleti ve Tayyip Erdoğan açısından aynı anlamı taşımıyor. Türk devleti açısından seçimler tekçi, statükosunun ön gördüğü ve 90 yıldır süregelen siyasal sistemini yapısal bir değişime uğratma potansiyeli taşıyor. Geçmişte devlet kendi belirlediği siyasal alanı CHP, Adalet Partisi, ANAP, Refah Partisi ve en son olarak da AKP ile idare etti. Yani öngörülen değişimin sınırlarını soldan CHP-DSP çizgisi, sağdan Adalet Partisi, Refah Partisi ve en son AKP ile idare etti. Devlet, toplumun değişim istencini ve dinamiğini 1950’lerde Demokrat Parti ve Adalet Partisi ile 1960’lardan sonra ise CHP geleneğiyle idare edip, 1970’lerde ise Milli Cephe hükümetlerine zemin yarattı. 1980’lerde ANAP ile liberal siyasetin zemininde değişimi reformize edip sistem içine alan devlet, 2000’lerde bunu AKP ile yaptı. Ancak AKP iktidarı Türkiye’deki siyaseti zehirledi. Tayyip Erdoğan ve ekibi devleti kendi istenci doğrultusunda örgütledi. Türkiye toplumunun değişim dinamiği Kürt Özgürlük Hareketi ile birleşince, artık devletin toplumun değişim isteğini karşılayacak noktada olmadığı ortaya çıktı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bunu çok iyi gördü ve 40 yıllık PKK mücadelesinin ortaya çıkardığı siyasal birikimleri Türkiye toplumuna taşıdı. Türkiye toplumu da Halkların Demokratik Partisi projesini bu nedenle kabul etti, içselleştirdi. Dolayısıyla Türkiye toplumu artık devletin belirlediği sınırlarda siyasal değişim istemiyor. Devlet ise AKP ile kendisini yürütemediğini görüyor. Ancak hala Türk devletinin statükocu kanadı ve AKP iktidarının kesişen özellikleri nedeniyle HDP’nin temsil ettiği çizginin Türkiye siyasetinde etkili olmasını istemiyor. Bu nedenle Türk devletinin “derin güçleri, gladio ve MİT” HDP’nin önünü kesmek için bazı çabalar içine girmektedir. Bu anlaşılır ama sonuç alabilecek bir çaba olamayacağı da ortada. Ama AKP ve Tayyip Erdoğan bundan daha fazlasını yapıyor. Çünkü Tayyip Erdoğan, HDP çizgisinin başarılı olması halinde kendi başına gelecekleri iyi görüyor. Eğer HDP çizgisi barajı aşar, Meclis’e büyük bir güçle girerse Türkiye’deki klasik statükocu devlet çizgisi artık temel bir değişim yaşayacak. AKP ise iktidarını istediği gibi sürdüremeyecek. En önemlisi de Tayyip Erdoğan’ın kendi çiftliği haline getirdiği devlet olanakları, Anayasa ve siyaset alanı radikal bir duruş ile sınırlandırılacak. Yani devletin alanı olması gereken noktaya çekilecek. Halkın siyaseti de gelişerek demokratikleşme, özgürlük, adalet ve kardeşlik kavramlarının gündelik hayata girmesi sağlanacak. Bu da ranttan beslenen medya, siyaset, ekonomi dünyasının AKP’li hallerinin sonu demektir. Hatta Tayyip Erdoğan halkın iradesi ile hesap vermeye çekilecek. Tayyip Erdoğan’ın da, Tayyip Erdoğan’ın yanındakilerin de korkusu budur. AKP medyasının, milletvekillerinin, milletvekili adaylarının da ahlaktan ve akıldan düşerek HDP’ye, Kürtlere, Alevilere saldırmasının nedeni budur.İşte bütün bu nedenlerle Kürtler, Türkiye emekçi halkı, Aleviler, Sosyalistler, liberaller, kadınlar ve diğer toplumsal dinamikler de 7 Haziran seçimlerinin bir kırılma noktası olduğunu tespit ediyorlar. Eğer bu güçlerin istediği ölçüde bir sonuç ortaya çıkarsa Türkiye’deki demokrasi devrimi hem Türkiye’yi hem de bölgesel gelişmeleri temelden değiştirecektir. Ortadoğu’da halkların zamanı olduğunu 7 Haziran’da ortaya koyabileceklerdir. Bunun sonucunda artık tarih farklı yazacak ve Tayyip Erdoğan ile simgeleşen tekçi, totaliter ve baskıcı rejimlerin büyük bir yenilgi yaşayacağı durum ortaya çıkacaktır. İşin özü bu. 

Bu nedenle 7 Haziran Genel seçimleri çok önemli. Bu nedenle yurt dışında yaşayan, özellikle Avrupa’da yaşayan seçmenlerin bir oyu çok çok önemli. Tarih seçim pusulasında HDP’nin simgesi üzerine vurulacak bir “evet” mührü ile halkların lehine akacaktır. Demokrasiyi kendisi için kabus sayan Tayyip Erdoğan ve şürekasının korkusu bu nedenledir. Az zaman kaldı!.. Tarihin değişimi ve halkların tarihini yapmak için bir oy vermek ve oyları çoğaltmak o kadar da zor değildir...