ŞEHRİBAN ASLAN / JINNEWS / AMED
Son zamanlarda artan kadın katliamlarına dikkat çeken Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Başkanı Aslı Pasinli, Türkiye’de kadınların adalete erişme noktasında sorun yaşadığını ve bundan dolayı katliamların arttığını belirtti.
Türkiye’de kadın kazanımlarına, özellikle 6482 sayılı kanuna yönelik karşı çok ciddi bir saldırı propagandasına girildiğini ifade eden Pasinli, son dönemlerde ülkenin daha da erkekleştiğini kaydetti.
Katile ‘hoşgeldin’ karşılaması erkek zihniyetinin ürünü
Kadın cinayetlerinde yargının bakışının maktulü suçlama yönünde olduğunu, bunun bir örneğinin de eşi tarafından katledilen Müzeyyen Boylu olayında açığa çıktığını dile getiren Pasinli, hakimin katile yönelik sarfettiği ‘Hoş geldiniz Mesut Bey, geçmiş olsun’ ifadesinin tam da bu zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. Pasinli şöyle konuştu: “İşlenen bir cinayet var, gelen şüpheli bu cümlelerle yargı makamı tarafından karşılanıyor. Bu hakikaten akıl tutulmasıdır. İşin sosyolojik bakış açısı da var. Topluma hangi mesajlar gidiyor? Bunda basının dilinin de çok büyük etkisi var. Örneğin şiddete maruz kalan kişinin bir kadın olması, avukat olması, kadın mücadelesi konusunda sahadan gelen biri olması, defalarca basın tarafından işlenmesi aslında aynı şiddete maruz kalan başka bir kadını güçsüzleştirici bir etki sağlıyor. Bunu televizyon başında izleyen kadına, ‘bir kadın avukatın başına bu geliyorsa bana ne olur’ duygusunu yaşatır. Bu, artık kamuoyunu bilgilendirmekten çıkıp sindirme politikasının parçası haline geliyor.”
Bir hukukçu bile adalete güvenmiyorsa
Pasinli, şiddetin etnik fark, sınıfsal güç ve prestijle ilgisinin olmadığına dikkat çekerek, tüm kadınların tehlikede olduğunun göstergesi olduğunu vurguladı. Müzeyyen Boylu’nun bir avukat ve politik bir kadın olduğunu, yapacağı şeylerin nereye gidebileceğini az da olsa tahmin edebildiğini ve koruma kararı olmasına rağmen pratikte bunun sağlanmadığını ifade etti. Pasinli, “Kadınlar adalete erişim konusunda Türkiye’de sıkıntı yaşıyor. Kadınlar şiddete uğradığında bir suç duyurusunda bulunduğunda ya da adalete erişmek istediklerinde bürokratik engellerin kadınlar için bir yıldırma politikasına dönüştüğünün hepimiz farkındayız. Kadınlarda adalete güvensizlik vurgusu var. Bu yüzden diyoruz; kadına yönelik şiddet ve cinayet politiktir. Asıl olan ve gitmesi gereken mesaj bir yılgınlık ya da başka güçlendiren mesajlardan ziyade adalete erişim noktalarında yaşanan problemler bir hukukçunun dahi adalete güvenecek adımlar atmamasına sebep oldu” dedi.
‘Katliamlar koordineli’
Erkeklerin cinayeti işlerken, saldırıları gerçekleştirirken organizasyonsuz olmadıklarına dikkat çeken Pasinli, şöyle devam etti: “Bireysel silahlanma da buna dahildir. Bir baba çocuklarının okul törenine neden silahla gider? Örneğin Ayşe Paşalı cinayetinde gördüğümüz gibi; cinayeti işlemenin kasten öldürmenin cezasına bakılırken ki detaylarını dosyada gördük. İşlenen cinayetlerin çok organizeli ve koordineli yapıldığını gösterir.”