REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ
KHK’yle aralarında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları ile birlikte kamuoyunun yakından takip ettiği davaların avukatlarına kısıtlama kararı getirilerek, savunma hakkı gasp edilmek isteniyor.
Yaklaşık bir ay önce Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatlarının da aralarında bulunduğu bir grup avukat gözaltına alınmıştı. Bu davaya müdahil olmak isteyen 110 avukat hakkında kısıtlama kararı getirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebiyle 'Terör Örgütü Üyesi Olmak', 'Terör Örgütü Propagandası Yapmak' ya da '2911 Sayılı Kanuna Muhalefet' suçlamalarından soruşturma ve kovuşturma aşamasında dosyalar bulunduğu gerekçesiyle, 110 avukatın müdafilik görevi üstlenmekten yasaklanmasına karar verildi. 667 Sayılı KHK'nın 6/1-g maddesine dayandırılarak alınan söz konusu karar 2017/134649 soruşturma sayılı dosyayı kapsıyor gibi görünse de genişletilebilecek.
Hangi avukatlar listede?
Kısıtlama, aynı suçlarla yargılanan avukatların benzer soruşturmalarda müdafilik görevi yapamacağı kararına dayanıyor. Kısıtlama kararının hedefinde Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Platformu, Halkın Hukuk Bürosu ve Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatları var. Gerekçe gösterilen dosyada, hakkında savunma yasağı kararı verilen Doğan Erbaş, Hadice Korkut, İbrahim Bilmez, Ayşe Batumlu Kaya, Hüseyin Boğatekin, Bekir Kaya, Tugay Bek, Selçuk Kozağaçlı, Ramazan Demir, Ayşe Acinikli, Levent Pişkin, Tamer Doğan ve Efkan Bolaç gibi demokratik kamuoyunun da yakından tanıdığı isimler de var.
İlk toplu liste
OHAL ile birlikte 15 Temmuz’dan bu yana çeşitli dosyalarda fiili olarak uygulanan kısıtlama kararı geçtiğimiz günlerde avukatlara tebliğ edildi. Söz konusu listede yer alan ÖHP’li avukatlardan Raziye Öztürk gazetemize yaptığı açıklamada, "667 sayılı KHK yayınlandığından beri aslında bazı dosyalarda bazı avukatlara kısıtlama kararı çıkıyordu; ancak ilk defa toplu bir listeyle 110 avukata birden kısıtlama kararı çıktı. Kamuoyunda tanınan, savunduğu davaların da göz önünde olduğu 110 avukatın davalardan el çekmesi istendi" dedi.
Toplumsal muhalefetin avukatları
Söz konusu 110 kişilik listede, toplumsal muhalefetin; Kürt halkının, emekçilerin, yoksulların avukatları var. Kamuoyunun yakından bildiği Soma, Ermenek, Dilek Doğan, Berkin Elvan davasını takip eden avukatlar. Haftanın iki günü İmralı’da görüşme yapılması için başvuran Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları. Bir yandan avukatlar tutuklanırken, bir yandan hukuk büroları kapatılırken, bir yandan da onların davalarını takip ettiren, soruşturmalarına giren, toplumsal duyarlılığı olan avukatların tamamı fiili olarak politik dava avukatlığından el çektirilmeye çalışılıyor.
Davalara da taşınabilir
Hukukçular söz konusu kısıtlama kararının tüm soruşturmalara, hatta davalara uygulanmasından, savunma hakkı gasp edilen avukatların sayısının artmasında da endişeli. Uygulama şimdilik soruşturmalar için geçerli ancak devam eden davalarda da keyfi olarak uygulanabilir. Bunun önünde herhangi bir engel yok, KHK buna da fırsat tanıyor.
Kopyala/yapıştır
Bu olanak kullanılarak kamuoyunun hakikat ve adalet arayışında olduğu özellikle devletin ve devlet kurumlarının işlediği cinayetler, yoksul gecekondu mahallerinde yaşanan katletmeler, cinayetler, Kürdistan’daki katliamları takip eden avukatlar bu toplumsal davalardan da yasaklanabilir.
Av. Öztürk, "Kısıtlama kararının kopyala/yapıştır şeklinde devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çıkardıkları karar tüm soruşturmalara, davalara uygulanabilir. Ki uyguluyorlar da" dedi.
KHK’yle hukuksuzluk meşrulaştırıldı!
KHK’yla avukatların avukatlık mesleğinin, savunma hakkının gasp edildiğinin altını çizen Av. Öztürk şunları belirtti: "KHK’dan önce bu durum üstü kapalı bir biçimde uygulanmaya çalışılıyor ve hatta kendi yasalarını dahi çiğniyorlardı. Örneğin işkence iddialarının ciddi olduğu bir davanın soruşturma aşamasında, kolluk gerçek dışı beyanlarda bulunarak müvekkillerin savunmanlıklarını yapmamıza, onlarla görüşmemize engel olmuştu. Hem bize, hem müvekkillere gerçek dışı beyanlarda bulunulmuştu. Avukatın, müvekkillere Baro’dan değil, kollukça yasa dışı bir şekilde atandığını öğrendik. Nitekim bu engellemenin ardında yaptıkları işkencenin ortaya çıkması korkusu vardı. Bu durum çabalarımız sonucu ortaya çıktı. Müvekkiller ciddi bir işkenceye maruz kalmıştı ve talep etmelerine rağmen bizimle görüştürülmemişlerdi. İşte KHK ile bu durumu meşrulaştırmaya çalıştılar.
Avukatları düşman görüyorlar
Türkiye asla bağlı olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmıyor. Avukatlara yönelik tehdit ve avukatları sindirme çabaları hiç bitmedi ve KHK’larla da meşrulaştırdılar bu durumu. 'Örgütün avukatı' denilerek hedef gösterildik. Uluslararası sözleşmeler gereği avukatları korumaları ve savunmanın önünü açmaları gerekirken her geçen gün kendi düşman profillerine bir avukat daha eklediler.
Kimse yalnız kalmaz
Bu 110 avukat; Sayın Abdullah Öcalan’ın da avukatları, Soma davasının da avukatları, Kürtlerin, yoksul halkın da avukatları. Özetle, devlet müvekkillerimizin yanında olmamızı istemiyor ve KHK’larla bizi davalardan alıkoymak istiyor; ancak bu büyük bir yanılgı. Mücadele bitmez, kimse yalnız kalmaz. Biz müvekkillerimizi savunamasak da çok sayıda arkadaşımız var."
Yaklaşık 1 yıldır yasak var
Avukatlara yönelik kısıtlama kararına ilişkin 'yasaklı avukatlar' listesinde yer alan Özgürlükçü Hukukçular Platformu üyesi Sinan Zincir, "12 Eylül’den bu yana avukatlara dönük kısıtlamalar oluyordu ancak şunu belirteyim, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri döneminde bile bu kadar pervasızca olmamıştı" diyerek Öcalan’ın avukatlarının bir dönem PKK davalarında avukatlık yapmalarının yasaklandığını ancak itirazla bunun kalktığını hatırlattı. "Yaklaşık 1 yıldır devam eden bir yasak var. Emniyete gittiğimizde bizi görüştürmüyorlar, sizin hakkında yasak var diyorlar. Kararı ise daha yeni tebliğ ettiler" diye belirtti.
Muhalif tüm avukatlar
"KHK, örgüt üyeliğinden yargılanan avukatlar için bunu düzenliyor ancak gerek adliye önünde basın açıklaması yaptığı için 2911 sayılı maddeden yargılanan, cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle ya da örgüt propagandası yaptığı vb. gerekçelerle birçok avukata bu kısıtlama getirilmiş durumda" diyen Zincir, bununla şu mesajın verilmek istendiğinin altını çiziyor: "Bu şunu gösteriyor, yargılanan avukatlar tamam onlara kısıtlama getirdik ancak o avukatlarla beraber hareket eden, dernekler, kurumlarla hareket muhalif tüm avukatlara bu kısıtlamayı getiriyoruz diyorlar.
Yolunu da bulmuşlar!
Bunun yolunu da bulmuşlar, gizli bir soruşturmaya hakkında devam eden bir soruşturma var denilerek kısıtlanıyor. Mesela Özgürlükçü Hukukçular Platformu’ndan birçok arkadaşımızın bu gerekçeyle emniyette müvekkilleriyle görüşmeleri engellendi, soruşturmalara girmeleri engellendi. Bu haliyle avukatlar hakkında gizli bir soruşturmayla örgüt üyeliğinden davalar açacaklar, gizlemeye çalıştıkları soruşturmalar ve davalara avukatların girmesini engellemeye çalışacaklar."
KHK’ye dayandırılıyor
Avukatların savunma hakkının gasp edilmesi ise 667 sayılı KHK’nın 6/1-g maddesiyle gerçekleştiriliyor: “Yürütülen soruşturmalarda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 149 uncu maddesine göre seçilen veya aynı Kanunun 150’nci maddesine göre görevlendirilen müdafi, hakkında bu maddede sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, sulh ceza hâkimliği tarafından gecikmeksizin karar verilir. Yasaklama kararı, şüpheliye ve yeni bir müdafi görevlendirilmesi için ilgili baro başkanlığına derhal bildirilir.”
Adalet Bakanlığı talimat vermişti
Geçtiğimiz ağustos ayında Adalet Bakanlığı’nın 'örgüt suçları, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve terör suçlarından' şüpheli sanık ve hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukatların görevden yasaklanması için ağır ceza başsavcılıklarına talimat verdiği ortaya çıkmıştı.