
Osmanlının coğrafyamızı işgal etmesi sonucunda, büyük acılar yaşandı. Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Êzîdîler, Kürtler, Aleviler defalarca toplu kıyımlardan, hatta soykırımlardan geçirildiler. Dilleri, kültürleri, inançları yasaklandı. Kendi anayurtlarında yoksullaştırıldılar; ikinci sınıf insan olarak görüldüler. Çok sayıda insan sınır ötelerine sürgün edildi. Halklar arasına telafi edilmez kin, husumet sokuldu. Birçok kültüre, dile ev sahipliği yapan coğrafyamız kültürel olarak çölleştirildi…
Konumuzu Alevilerle sınırlı tutacak olursak, Cumhuriyetin kurulmasının ardından ırkçı yasalar çıkarıldı. Bu yasalardan biri de 30 Kasım 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanun ile tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasıdır. Yani Alevi inancı, ibadeti, tarihi, kültürü tamamen yasaklandı. Türkiye Cumhuriyeti mevcut yasaklarla da yetinmedi; Osmanlının yarım bıraktığı kıyımları, katliamları, baskıları belirli aralıklarla sürdürdü. İnanç önderleri, siyasetçiler, yazarlar, şairler, entelektüeller hapislere konuldu, öldürüldüler!
Alevilerin sosyolojisi
Aleviler tarihten süregelmekte olan bu şiddetli baskılardan kısmen asimile olmuş olsalar da, toplumsal değerlerinden vazgeçmediler. Uzun yıllar semahlarını, deyişlerini, cemlerini, ibadetlerini yaşamaya devam ettiler.
Gelinen aşamada üzerlerindeki ölü toprağı attılar. Cem Evlerini açtılar, medyalarını oluşturdular. Sözlü tarihlerini, edebiyatlarını yazmaya başladılar. Sanatta önemli mesafe aldılar. Avrupa’daki okullarda Alevilik inancı ders olarak verilmesi hakkını kazandılar. Akademik, sosyolojik, kültürel çalışmalara hız verdiler. İşte bu çalışmalardan biri de yazar Ali Haydar Saygılı’nın kitabıdır. Siyasi görüşlerinden ötürü F tipi Cezaevinde hükümlü olarak tutulan yazarımız, İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olmuş bir aydınımızdır.
Yazar Saygılı’nın Ceylan Yayınları tarafından yayınlanan Kızılbaş Alevi Rönesans’ı adlı kitabı Alevi toplumun inancını, kimlik mücadelesini ve Rönesans dönemlerini hassasiyetle inceleyip sunduğu müstesna sosyolojik bir çalışmadır. Ayrıca çok yönlü tarihi bilgiler içermektedir. Okuru Kızılbaş Alevi toplumu hakkında uzun bir tarihi yolculuğa çıkarıyor. Kendi yorumunu da ilave ederek bu çalışmasını ölümsüzleştiriyor. Böylesi devasa bir konuyu cezaevi koşullarında araştırıp kitapla taçlandırması çok yönlü donanımlı ve kabiliyetli olmasından kaynaklanıyor.
Birçok meselede olduğu gibi Alevi meselesinde de ufuk daralması yaşayan kafatasçı, inkarcı, statükocu kesimler, böylesi kıymetli şaheserlerin altında ezilmeye mahkumdurlar. Keza resmi ideolojinin, Alevilere yutturmaya çalıştığı inkarcı, uyduruk tarihi boşa çıkaran bir çalışmadır.
Kızılbaş Aleviler
Yazar Ali Haydar Saygılı, tarih boyu Kızılbaş Alevilerin yaşamışlıklarını anlaşılır ve eksiksiz bir şekilde okuruna aktarıyor olması hiç şüphesiz Kızılbaş Alevileri onurlandırmaktadır. Dolayısıyla bu çarpıcı çalışması toplum içerisinde azımsanmayacak bir okur kitlesini bulacağı kesindir.
Kitap dört bölüm ve onlarca başlıktan oluşuyor. Her konu birer başlık halinde ele alınarak izah edilmektedir.
Kaynak göstererek, tarihsel süreci tarafsız ve bilimsel bir bakış açısıyla analiz etmektedir.
“Kızılbaş Alevi Rönesans’ı yirminci yüzyılın ikinci yarısından başladı, Alevilerin kimlik mücadelesiyle iç içe yürüyen bir toplumsal aydınlanma ve bilinçlenme yaşandı. Bu durum halihazırda devam etmektedir” diye aktarıyor yazarımız.
Evet, Kızılbaş Alevilerin siyasallaşma, aydınlanma süreci kesintisiz devam ediyor. Devlet askeri darbelerle Maraş, Çorum, Sivas, Gazi Mahallesi, Gezi Parkı katliamlarıyla Alevilerin siyasallaşmasının, aydınlanmanın ve mücadelesinin önüne geçemedi. Devletin pervasız saldırılarına karşın, Aleviler kurumsal çalışmalarına hız vererek çağdaş dünyadaki yerini almaya çalışıyorlar.
Kürt Özgürlük Hareketinin mücadelesi ve Avrupa’daki Alevi Hareketi’nin, Alevilerin aydınlanmasında önemli bir rol oynadığını da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Gerek Kürt Özgürlük Hareketi gerek Avrupa’da örgütlenen Aleviler Türkiye’deki Alevilerin haklarını aramaları için sokağa inmelerini sağladılar, cesaretlendirdiler. Ali Haydar Saygılı buna mukabil son süreci çok teferruatlı ele alarak incelemiştir.
Ve bugün de, Aleviler sorumluluk bilinciyle demokrasi ve emek birleşenleri ile (HDP) Halkların Demokrasi Partisi’nde bir araya gelerek genel seçimlere katılıyor olmaları, özlemini duyduğumuz önemli bir tarihi gelişmedir.
HÜSEYİN CAN