Bin yıllardır bu toprakların sahiplerinden biri bizdik. İstilacı, sömürgeci güçlerin kılıçları, silahları altında inledik. Toprağımızdan sürüldük, tecavüze uğradık, açlıkla terbiye edilmek istendik. Cennetimsi coğrafyamızda çiçeklerimiz kanla sulandı. Derelerimizde insan ölülerinden setler oluştu. Uçurum dipleri kadınlarımızın bedenleriyle doldu. Bedenlerimizde vurulan darbelerin, ruhlarımızda dayatılan onursuzluğun derin izleri, yüreğimizde uğradığımız ihanetlerin kızgın ateşi var. Parça parça edildik, her parçamız bir ülkeye savruldu. Çocuklarımız bilmedikleri dillerle dünyaya gözlerini açtılar. Şimdi ise, adanmış ruhlar kendini bir bir ölümsüzlük kervanına katarken, aynı gökyüzünü dahi paylaşamıyoruz. Zindanda olmak bu olsa gerek!
Dımdım kalesinde dört bir tarafımız kuşatıldı. Suyumuz kesildi, ihanetçilerin elleriyle. Ölümü yudum duyum içerek direndik. Dersim'de, Ağrı'da üzerimize yağan bombalara birlikte göğüs gerdik. El ele tutuşup kendimizi rüzgarların kollarına, uçurumlara bıraktık. Birlikte çığlığı bastık, cellatların yüzlerine. Yağlı ilmeği, düşmana bırakmadan, kendimiz geçirdik, incecik boyunlarımıza.
Asit kuyularına birlikte atılmış, eriyen kemiklerimiz birbirine karışmıştı. Kaybedilmiştik, bilinen bilinmezliklerde. Şimdi ise, başı dik, gözler ufukta ve elleri tetikteyken aynı gökyüzünü dahi paylaşamamak! Zindanda olmak, bu olsa gerek!
Diyarbakır zindanındaki üç kibrit çöpü ile Newroz'u birlikte kutladık; "Berxwedan Jiyan e!" sloganıyla. Bedenimizle oluşturduğumuz ateş çemberinin arasından bağırdık: Söndürmeyin, karartmayın aydınlığımızı! Bedenlerimizi dirhem dirhem eriterek, özgürlük yürüyüşüne omuz verdik. Zalimlerin ta yüreğine, karanlıkları yırtarcasına ilk kurşunlarımızı sıktık, Botan'da.
Hayatı ilmek ilmek çözümledik Filistin'de, Lübnan'da, Zagros'ta... Yeni yaşamın tohumlarını birlikte serptik Kürdistan topraklarına. Şimdi ise, hayatını ortaya koyup, bedenini mevzi eylerken, aynı gökyüzünü dahi paylaşamamak! Zindanda olmak bu olsa gerek!
Dersim'de sömürgeciliğin tüm temsilcilerini bedenimizi bomba yapıp, paramparça ettik. Kirli ellerin geleceğimize uzanışına bir büyük itirazdık. Güneşimiz kararmasın diye, binlerle meşaleye dönüştük. Harlattık özgürlük ateşini, ruhumuzun aşka olan tutkusuyla. Hakikati yarattık. Adı aşk, adı özgürlük olan savaşmayı öğrendik. Savaşırken özgürleşmeyi, özgürlükte güzelliği keşfettik ve güzel olanı sevmeyi bilince çıkardık.
Vatanın ne demek olduğunu anlattık birbirimize. Birlikte bir ulusun küllerinden yeniden doğuşuna tanıklık ettik. Şimdi ise, Şengal'de, Cezaa'da savaşıyorsun. Kobanê'de dört bir yanın vahşetle sarmalanmışken, senin ile aynı gökyüzünü dahi paylaşamamak! Zindanda olmak, bu olsa gerek!
Dünyada eşine zor rastlanır bir direniş örneği veriyorsun. Zulmün, vahşetin bin bir hali çepeçevre sarmış Kobanê'yi ve gözleri çakmak çakmak genç filinta erkekler-kadınlar savaşıyorsunuz, tüm bu geriliklere karşı. Yüzyıllarca omuz omuza ve tek yürek birlikteyken, bugün aynı gökyüzünü dahi paylaşamamak! Asıl zindan, şimdi zindan oldu bizim için!
Antep H Tipi Cezaevi