Heraklit’in bu örneklemesiyle her şeyin değiştiği dile getirilir. Hayat değişiyor, her şey değişiyor. Asıl olan değişimdir, değişimin farkında olmaktır. Değişim yaşanırken farkında olmamak ve önünde durmaya çalışmak belki de tüm yıkımların asıl sebebidir. Tutuculuktur değişmemek, değişime karşı durmak!...
Değişim kadar değişmeyeni ve kalıcı olanı görmek ve anlamak da önemlidir.
Türkiye değişiyor. Ortadoğu şiddetle bir değişimi yaşıyor. Türkiye, bu değişimin odağındadır. Cumhuriyetin dokunulmadık, tartışılmadık hiçbir yanı kalmadı. Buna rağmen değişime karşı büyük bir direnç ve tutuculuk yaşanıyor. Cumhuriyet, bir asırlık ulus devlet çizgisinden ısrarla taviz vermiyor. Son seçimlerin bir de bu açıdan önemi var.
Türkiye’de değişim ve tutuculuk oylanacak!...
Geçmişte muhafazakarlık geçer akçeydi. Şimdi siyasi hayatın en çok eleştirildiği bir özelliği haline geldi. Türkiye’nin en muhafazakar siyasal anlayışı bile kendini değişimden yana göstermeye özen gösteriyor. Değişimcilik, yeni bir siyaset anlayışı ve kavramı oldu.
AKP de kendisini ve Türkiye’yi değiştirme iddiasında(!). Muhafazakarlığı cilalayarak “değişim” olarak yutturmaya çalışıyor. Oysa, değişen Ortadoğu dengelerine paralel Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet sistemini koruyarak yenileme uğraşındadır. Fakat tutunamıyor. Toplumsal sorunlar zorluyor.
Bir önceki seçimde AKP iktidarının değişim için sunduğu vaatler başta liberaller olmak üzere birçok çevreyi etkilemişti. Sahte kurultaylar, toplantılar ve reklam operasyonları algı oluşturmada etkili olmuştu. Şimdi her çevre, AKP iktidarı ve vaatlerine temkinli yaklaşıyor. İktidar da sahte vaatlerle ömrünü uzatamayacağını biliyor. Özellikle çözüm süreci ve özgürlük mücadelesinin artan bölgesel etkisi temel bir değişim dinamiği olarak zorluyor.
İmralı’da Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokrasi ve barış mücadelesi, gerçek bir değişim dinamiği olarak Türkiye’ye yön veriyor. Türkiye’de ilk kez demokratik değişim bu denli olanaklı hale gelmiş bulunuyor. Demokratik değişimden yana olan bütün çevreler seçime bir de bu çerçevede yaklaşmalı; kıran kırana bir mücadele zemini olarak görmeli ve tüm güçlerini seferber etmelidirler.
Demokratik değişimin dinamiği HDP’dir. Bütün engellemelere rağmen HDP, Türkiye’nin gelecek özgür yüzüdür. Özgürlükten yana olan herkes HDP’de oylarını birleştirmeli ve AKP iktidarının tutuculuğuna karşı hiçbir beklentiye girmeksizin mücadele etmelidir. Çünkü AKP değişimden yana değildir. Nedenini izah etmeye gerek kalmayacak kadar aşikârdır artık bu gerçeklik.
AKP iktidarının maskesi düştü.
Türkiye toplumu demokratik değişimi dayatıyor. Türkiye’de gerçek anlamda demokratik bir devrim yaşanıyor. Değişimin özü budur. AKP iktidarı bu değişime engeldir, ama tek engel de değildir. HDP dışındaki diğer siyaset cephesi var gücüyle AKP siyasetine çalışıyor. AKP’yi eleştirirken bile iktidarına güç veriyor. Bu siyasetin en yetkin temsilini ise CHP yapıyor. CHP, milliyetçi, ulus-devletçi çizgisini muhafaza ederek AKP’yi liberalize ederken –ki topluma öyle sunuyor- diğer yandan AKP’nin eskittiği değişim kavramına ve yöntemlerine dört elle sarılarak demokratik değişim dinamiğini maniple etmeye çalışıyor.
Oysa Türkiye’de demokratik değişim ve devrimin önündeki en önemli engel CHP’nin bu sahte sol, Alevi ve demokrasi siyasetidir. Demokratik siyasetin ve değişimin başarısı CHP’nin muhafazakar çizgisi ile mücadele etmekten geçiyor. CHP, bu seçime değişerek, değişim çizgisini savunarak girmiyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile başlayan ve ön seçim ile oluşturulan yeni vitrin, yanıltmamalıdır. Eski muhafazakar isimler ve anlayışla, CHP’nin bu seçimde başarılı olması bir yana büyük bir hezimeti yaşamaktan kurtulamayacağı açıktır. İmralı’da Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik değişim mücadelesi AKP iktidarını olduğu kadar belki de daha fazla CHP’yi deşifre etti.
Değişimden yana olmak, her şeyin değiştiğine inanmak doğru bir anlayıştır. Fakat bundan daha da önemli olan, her şey değişirken içinde değişmeyeni görebilmektir. Değişim içinde kalıcı olanın niteliğini kavramak önemlidir. Türkiye’de değişim yaşanıyor. Değişim kendisini dayatırken Cumhuriyetin muhafazakar niteliği, ulus-devlet sistemi ve milliyetçi ideolojisi büyük bir dirençle statükoyu sürdürmeye çalışıyor. Bunun gerçek siyasetini CHP yapıyor. Türkiye değişirken Türkiye’nin değişmeyecek tek dinamiği CHP’dir. CHP, ulus-devletin partisidir. Kalıcı olan bu damardır. İstediği kadar vitrin değişsin, yüklenen misyon milliyetçilikten mustariptir. Kılıçdaroğlu takkiye yapıyor. Bu seçimde bunu görmek ve herkesin görmesini sağlamak demokratik değişim cephesinin başarısı açısından hayati önemdedir. AKP faşizmine karşı mücadele ederken CHP’nin kozmetik değişimine kanmamalı, onu teşhir etme görevini unutmamalıyız. Aksi takdirde istemesek de bu siyasetin prim yapmasına fırsat vermiş oluruz.
Türkiye değişiyor. Değişimin demokratik yönde ilerlemesi, HDP projesi ve siyasetinin başarısı ve güçlenmesiyle mümkündür. Seçim, bu açıdan önümüzdeki yılları derinden etkileyecek bir muhteva taşıyor. Türkiye’de yaşayan halklar, inançlar, ezilen sınıflar, kadınlar, gençler ve tüm toplumsal kesimler kendi kaderlerini oylayacaklar. Seçimin kaderini belirleyecek olan partilerin lider profili ve aday vitrini değil, partilerin toplumcu politikaya ve ahlaka ne kadar yakın durduğu ve bunun için mücadele ettikleridir. Seçimin sonucunu toplum ve mücadelesi belirleyecektir. HDP, bu bakımdan Türkiye toplumu için en büyük şanstır.
Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz!...