Avrupa Birliği, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinde “bölgesel politika” faslının açılmasını onayladı. Avrupa Birliği Dönem Başkanı Litvanya tarafından dün yapılan açıklamada, AB’nin 3 yıl aradan sonra Türkiye ile yeni bir faslın açılmasına onay verdiği belirtildi. “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu” başlığında müzakerelerin Haziran ayında başlaması planlanmış ancak Gezi olaylarında polisin göstericilere uyguladığı şiddet nedeniyle, Almanya’nın da aralarında olduğu bazı ülkeler başlığın açılmasına itiraz etmişti. 25 Haziran’da yapılan AB dışişleri bakanları toplantısında, “bölgesel politika” başlığının resmi açılışının yapılacağı Hükümetler Arası Konferans’ın (HAK) toplanması kararı, Türkiye hakkında AB İlerleme Raporu’nun açıklanması sonrasına bırakılmış, bu konuda değerlendirme yapılacağı kaydedilmişti.


Almanya vetoyu kaldırdı

Geçen hafta açıklanan İlerleme Raporu’nda yeni faslın açılmasının tavsiye edilmesi ve son olarak Almanya ve Hollanda’nın da yeşil ışık yakmasıyla yeni faslın açılması önünde bir engel kalmadı. AB yetkilileri, Hükümetler Arası Konferans’ın 5 Kasım’da toplanmasının ve bölgesel politika faslının resmen açılmasının planladığını bildirdi.

Daha 21 başlık var

Bölgesel politikalar faslıyla birlikte Türkiye, AB sürecinde 35 başlıktan 14’ünde müzakerelere başlamış olacak. Türkiye’nin tam üyelik aşamasına gelebilmesi için farklı konuları kapsayan 35 müzakere başlığında AB politikaları ve standartlarına uyum sağlaması gerekiyor.

Halk aynı kanıda değil

AB, Türk devletinin son yargı ve demokratikleşme paketinden memnun olsa da AKP Hükümeti, ülkesinde demokratikleşme yerine daha fazla baskıyı ve tekçiliği esas aldığı için eleştiriliyor. Hatta öyle ki Türk Başbakan Erdoğan “Sultan” olarak nitelendiriliyor ve Kürt sorunu başta olmak üzere demokratikleşme, insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü konusunda AKP Hükümeti’nin 11 yıllık iktidarında gerileme yaşandığına dikkat çekiliyor. AKP döneminde medyaya yönelik baskı da oldukça arttı ve “oto sansür” yaygınlaştı.

AB bunları görmüyor mu?

Özellikle barış sürecine rağmen hala binlerce Kürt siyasetçinin rehine olarak cezaevinde tutulması ve Türkiye’nin en çok gazeteci tutuklayan ülke ünvanına sahip olması AKP Hükümeti’nin icraatları arasında gösteriliyor.

Roboskî unutulmadı

Yine Roboskî Katliamı’nın faillerinin neredeyse bir yıl geçmesine rağmen hala yargı önüne çıkarılmaması da sert tepki gösterilen konular arasında. Yine Türk devletinin Rojava’da cihadist örgütleri her anlamda destekleyerek Kürtlerin özyönetim kurmalarını engelleme girişimleri ile sınıra duvar örmesi de büyük tepki topluyor.

Paket ‘kundir’ çıktı

AB’nin sevinçle karşıladığı ‘demokratikleşme paketi’, Kürtler ile demokratik kamuoyunu da tatmin etmedi. BDP, AKP’nin haftalarca “şok olacaksınız” diyerek pazarladığı paketin içinin boş çıktığını belirterek “kundir” olarak tanımlıyor. Zira pakette Kürt sorununun barışçıl çözümü için gerekli olan ve temel insan haklarından olan anadilde eğitim hakkı tanınmadığı gibi Aleviler başta olmak üzere diğer etnik ve dini azınlıkların temel haklarını teslim edecek yasal değişikler de yer almadı.

TMK yerinde duruyor

Kürt siyasetçilerin ve muhaliflerin tutuklanmasına gerekçe yapılan Terörle Mücadele Yasası’nda da tek bir değişiklik dahi yapılmadı. Koruculuk sistemi ve seçim barajı kaldırılmadı. İmralı’da başlatılan çözüm süreci de AKP’nin Kürtlerin temel taleplerini karşılamaktan kaçınması nedeniyle tıkanmış durumda.

HABER MERKEZİ