Kaç anne Ayşe Efendi'nin yerinde olmak isterdi acaba?
Çocuklarının bırakalım ölüsünü, kemiklerini arayan anneler, Şervan'ın annesini izlerken neler hissettiler? Teselli olacak bir mezar arayışı olan analar, bu acıya nasıl dayanabiliyor?
Hangi güç ve irade; çocuklarının cansız bedenlerini toprağa gömen anaların göz yaşları içerisinde barış dileklerinin dudaklarından dökülmesini sağlayabiliyor?
Bu soruların cevaplarını, bugün 35. yıldönümü kutlanan Kürt Özgürlük Hareketinin ideolojisinde, 35 yıllık amansız mücadelesinde aramak gerekiyor belki de.
Kürt halkı bu noktaya çok büyük bedeller ödeyerek geldi. Dört binden fazla yakılan köy, yüz binlerce sürgün, on binlerce insanın katledilmesi, işkence, göç ve binlerce tutsak. Ve halen ağlayan analar...
Kanımca, anaların dayanma gücü ve iradeleri bu mücadelenin yarattığı değerler ve kazanımlarla bağlantılı.
Örneğin; Kürtler yoktu, kadınlar ise çoktan ahiretlikti. Halklar, mezhepler, ötekiler fazlalıktı. Her şey kendini inkar ettiğin ölçüde vardı.
Kendine yabancılaştığın, daha fazla 'karılaştığın', inancından uzaklaştığın oranda belki varlık gösterebilirdin. Bu algı önce Kürtlere ve bütün ezilenlere kabul ettirilmiş, benimsetilmiş bir yaşamdı. Seçeneksiz, tercihsiz... tek ve yegane...
Doksan yıldır kanıksatılmış olan bu zihniyet ve yaşam; PKK'nin başlatmış olduğu mücadele ile son buldu. Kazanılan sadece Kürtlerin varlık mücadelesi olmadı, Kürtlerle beraber Kürdistan ve Türkiye coğrafyasında yaşayan bütün farlılıklarda karşılığını buldu. Artık Kürt toplumu; yaşamın öteki yüzüne daha duyarlı.
Kürtler; eşitlik, özgürlük ve demokrasinin, Kürdistan ve bölgede gelişmediği sürece hiç bir halkın aydınlık yarınları olmadığını herkesten daha iyi biliyor. Bunu bilmekle kalmayıp, bizzat sistemini kuruyor. Halk devriminin yegane örneği olan Rojava'da inşa edilen sistem bunun kanıtı. Kendi olmanın en önemli kazanım olduğu bilinciyle hareket eden Rojavalılar, beraber yaşadıkları halklarla ortak bir gelecek inşa etme çabası içerisinde.
35 yıllık mücadelede kazanılan önemli bir konu da Kürt kadınlarında gelişen bilinç ve özgürlük düzeyi. PKK ile başlayan Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi Ortadoğu'da bir model oldu. Kürt kadınlarının hem kadın, hem de Kürt olmaktan kaynaklı ezilmişlikleri, yok sayılmaları mücadelelerinin en büyük gerekçesi oldu. Bugün bölge kadınlarının ilham kaynağı olmayı başarmaları, Paris'te katledilen üç kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile binlerce yoldaşının yarattığı değerlerdendir.
Demokratik bir toplum için gerekli olan bütün ilke ve ölçüler her geçen gün Kürt halkı içerisinde yaşam buluyorsa, bu PKK mücadelesinin bir sonucu.
Türkiye'de son yıllarda sayın Öcalan ve Kürt halkının öncülük ettiği çözüm süreçleri, Türkiye toplumundaki tekçi zihniyeti önemli oranda değiştirdi. Eğer bugün Başbakan Erdoğan 'Kürdistan' deme cesaretini gösterebiliyor ve yer yerinden oynamıyorsa, bu kesinlikle Kürt halkının büyük bedellerle yarattığı değişimle bağlantılı. Çünkü bu mücadele Türkiye toplumun tabularını tek tek tartışmaya açtı ve adım adım değişim yarattı.
Halen yasal zeminleri oluşturulmamış olsa da, Kürtler beraber yaşadığı toplumlarla kendi yasalarını oluşturuyor.
Kürt anaları, çocuklarının değil cansız bedenlerine, kemiklerini bulup, onlara sarılma umuduyla her gün yollara düşüp, tekrar tekrar aynı acılara dayanabiliyorsa, cevabını bu gelişmelerde aramak daha doğru olur sanırım.
Ancak burada şu soruyu sormadan geçmek olmaz: Siz, inkar edenler, bu politikaya ortak olanlar, yaratılan demokratik değerleri sadece iktidarı için kullanmak isteyenler; Kürt analarının çocuklarının cansız bedeni başında 'artık barış olsun, bu sorun çözülsün, benim acımı başka analar yaşamasın' deyişleri karşısında neler hissediyorsunuz? Acaba bu anaların acılarından damıtılmış bilgeliğinin, insanlığının karşısında kendinizi nerede görüyorsunuz? Kürt analarıyla yüzleşmeye hazır mısınız? Ve siz barışı geliştirebilecek cesarete sahip misiniz?
Ayşe Efendi’nin yerinde olmak...
Şervan Muslim'i hatırlarsınız, 10 Ekim 2013'de Rojava'nın Türkiye sınırı yakınındaki Til Ebyad (Girê Spî) bölgesinde El Kaide ile YPG arasında yaşanan çatışma sırasında yaşamını yitirmişti. Annesi Ayşe Efendi'nin, Şervan Muslim'in cansız bedenini kucaklayışını, öpüşünü, koklayışını ekranlardan izlerken çocuklarının kemiklerini arayan anneler geldi aklıma.