
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık “Kürt Özgürlük Hareketi’ne, PKK’ye karşı savaşın şiddetlendirildiği ortamda, bu mücadeleden sonuç almak için psikolojik savaş çok önemli bir boyut olarak kullanılıyor. Bu psikolojik savaş açısından da kimi işbirlikçi Kürtleri kullanmayı önemli görüyorlar. Bunları televizyonlar ve gazetelere çıkarıyorlar, biraz Kürtler ve Kürdistan’dan, bağımsızlıktan söz etmelerine tahammül ediyorlar. Bu söylemlerin arkasından Kürt Özgürlük Hareketi’ne küfretmeleri sağlanıyor. Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik psikolojik savaş bu Kürtlerle güçlendirilmeye çalışılıyor. Böylelikle Kürt halkının kafası karıştırılmak isteniyor. PKK’nin öncülük ettiği Kürt halkının özgürlük mücadelesi hakkında kuşku uyandırılmaya çalışılıyor. Böylelikle Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türk devletini sıkıştırması ve çözüm için zorlaması engellenmek isteniyor. Türk devleti bu Kürtleri kullanarak rahatlamaya çalışıyor.
Kuşkusuz alternatif bir Kürt hareketi yaratma, Kürtleri bölme, hatta BDP’yi parçalama gibi politikalar var. Nitekim siyasi soykırım operasyonlarını Kürt demokratik siyaseti üzerindeki baskıyı kaldırmak adına yaptıklarını ifade ediyorlar. Bunun anlamı bu baskılarla BDP içinde bazılarını aykırı sesler çıkartmaya yöneltmektir. Bunlar çok denendi ama başarılı olamadı. Şimdi piyasaya sürülen kişilerle herhangi bir alternatif Kürt hareketi yaratmaları da mümkün değil. Türk devletinin psikolojik savaş merkezlerinin ve basınının rüzgarıyla farklı bir Kürt hareketi yaratmak mümkün değil. Kürdistan’da bir hareket ancak Türk devletinin politikalarına karşı mücadele edebilecekse var olabilir. Asıl amacı PKK’yi hedeflemek, PKK’ye küfretmek olan, Türk devletinin özel savaş politikaları doğrultusunda PKK’ye karşı kara propaganda yapan bazı çevrelerin alternatif bir hareket yaratmaları mümkün değil. Çünkü alternatif bir hareket olmak demek, içeride ve dışarıda çok yönlü ve sistemli bir Kürt politikasına sahip olmak ve bu çerçevede Türk devletinin inkarcılığına ve mevcut politikalarına karşı mücadele etmek demektir. Bunların ne böyle bir zihniyetleri, ne örgütlülükleri, ne de mücadele edebilecek güçleri var. Böyle büyük bir sorunda kırk yıllık kıyasıya mücadelenin sürdüğü bir ortamda sadece söylemle bir Kürt hareketi yaratmak imkansızdır.”
Kalkan: Toplum Kürdistan Sendromu yaşıyor
KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan’ın sözleriyle konuyu bitirelim: “Türk basınına bakılırsa şimdiye kadar yüz binlerce PKK’li öldürülmüştür. Bunların hepsinin ne kadar safsata olduğu ortada. Yine bazı söylemlere göre olsa PKK kırk defa yok olurdu. Bölündü, ezildi, birbirini vurdu, çatıştı, gibi söylemler çok kullanılmakta, fakat dikkat edilirse öyle bir şey hiç söz konusu olmamıştır. Bunların hepsi birer uydurmadır, yalandır. Psikolojik savaş kapsamında yürütülen saldırılardır. Fakat tehlikeli oluyor, insanları yanlış bilgilendiriyor. Bunun sonucunda Türkiye toplumunda şimdi histeri düzeyinde bir duruş var. Tam bir psikolojik travma yaşanıyor. Amerika’da sadece askerler Vietnam sendromu yaşadı, şimdi Türkiye’de askerler, polisler de değil, bütün toplum Kürt sendromu yaşıyor, Kürdistan sendromu yaşanıyor. Bu psikolojik savaş yüzünden toplum çıldırır düzeye getiriliyor.
Dikkat edilirse Türkiye toplumunun bu duruma gelinmesinde ne PKK’nin ne de Kürtlerin herhangi bir sorumluluğu yoktur. Gerçekleri olduğu gibi ortaya koymayan, psikolojik savaş kapsamında yalan dolanla bu halkın ruhunu, bilincini çarpıtanlar, ortaya çıkan bu psikolojik çıldırmalardan sorumludurlar. Bunu herkes görmeli, bilmeli, Türkiye toplumuna ne kadar büyük zarar verildiği, düşmanlık yapıldığını iyi anlamalı. Bunu yapanlar da işte bu özel savaşçı, psikolojik savaşçı güçlerdir. Fakat iyi ve doğru bir iş yapmıyorlar. Bu güçler “bunları Türk milliyetçiliği adına yapıyoruz” diyorlar, ama Türk toplumuna ve geleceğine çok büyük bir zarar veriyorlar. İlginç olan ise, akıllı bazı insanlar çıkıp buna karşı yüksek sesle neden duramıyorlar? Bu tehlikeyi göremiyorlar mı? Toplumun geleceğinin bu biçimde nasıl karartıldığını anlamıyorlar mı? Gerçekten bu kadar bencil, sığ düşünceli, öngörüden yoksun mudurlar? İnsan işte buna şaşıyor.
Şimdi PKK ve Kürt halkı artık Türkiye devletinin yürüttüğü psikolojik savaşa aşinadır. Bu gerçeği görmüş, çözmüştür. Bu psikolojik savaştan çok fazla etkilenmiyor. Medya, devlet yetkilileri, vs. kim ne söylerlerse söylesin, Hareketimizi de, Kürt toplumunu da bu psikolojik savaş artık çok az etkiliyor. Fakat bu psikolojik savaş Kürtlerden, Hareketimizden çok daha fazla Türk ordusunu, devlet kadrolarını, Türkiye toplumunu etkiliyor. İşte neredeyse aklını oynatacak, sendrom yaşayan bir devlet aygıtı ve toplum gerçeği ortaya çıkıyor. Bu linç girişimleri, bu histerik davranışlar, bu çılgınca gösteriler bu durumlar ilişkilidir. Bütün bunlar devletin yürüttüğü psikolojik savaşın sonuçlarıdır. Yani bu psikolojik savaş bizden çok Türkiye’ye zarar verir hale gelmiştir. Biz oraya da zarar vermesin istiyoruz. Onun için psikolojik savaş durdurulsun diyoruz. Yoksa kesinlikle bizi çok etkilediğinden değil. Bunu herkesten çok Türkiye’nin aydınları, sanatçıları, düşünürleri, yazarları, psikologları görmeli. Fakat hiçbirisinden ciddî bir tepki ve ses çıkmıyor. Olumsuz olan aslında budur.”