
Koca bir coğrafyaya yayılan Kürtlerin geçmişte olduğu gibi günümüzde de geçim kaynağı elbette büyük ve küçükbaş hayvanlardır. Bu kompozisyonda ağır yüke dayanıklığıyla bilinen katırlar, taşımacılıkta önemli bir yer ediniyor yayla kültüründe. Tabi bütün olarak ele alırsak, güçlü ve duyarlılık taşıyan köpekler dış etmenlere karşı koruma görevi üstlenirler. Yine konaklamada vazgeçilmez bir mimari öge olarak kendisinden söz edebileceğimiz çadırlar, yayla kültürünün olmazsa olmazıdır. Çadırlar, malzeme ve şekil olarak değişkenlik gösterse de tercih beyaz renkli, ortasında “aruz” adı verilen direk ile denge sağlanır. Konar-göçer yaşam alanında çadırlar, kullanım ve ekonomik açıdan yaylacılar için tercih edilen tek taşınabilir mekanlardır. Tabi sadece beyaz bez çadırla sınırlı kalınmıyor, meşe dallarından da alternatif çadır yaratıldığına da şahitlik edebilirsiniz!
Yeni bir alanda yaşam
Bölge halkımızın büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren geniş bir dağılım ve çeşitlilik gösteren sosyal ve ekonomik faaliyet alanı olan yaylalar, kırsal hayat üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bunu Dersim özeline indirgersek; Yaylacılık, Dersim’de de hayvancılığa dayalı mevsimlik bir geçim alanı niteliği taşımaktadır. Mayıs ayında başlayan bu hareketliliğe hemen herkes şahit olmuştur. Büyük kamyonlara yüklenmiş sürüler ve bu kamyonlarda beraberinde yolculuk eden kadınlar, çocuklar! İklim değişikliğinin neticesinde olgunlaşan bitki örtüsü çayır, mera ve otlak alanlara duyulan ihtiyaç sonucu, hayvan sürülerinin yer değiştirmesiyle konaklama için de önemli olan etmen su kaynaklarıdır.
Yaylaya gidiş-dönüş, kalış süreleri, konaklama biçimleri farklılık gösterse de aşağı yukarı benzer problemler yaşanmaktadır. Yeni bir alanda yaşamı devam ettirme çabası ve uyum sağlama süreci ortak sayılabilecek sorunlar arasında yer alır. Elbette yaşanan sadece uyum sağlama vs. değildir! Bütün bu keşmekeş süreçleri, geçici işler gibi görünse de, aslında kalıcı bir eziyete dönüşür. Bir kamyon kasasında başlayan hikayeler; bir bez çadırın etrafında yakılan ateşte dem tutar! O anda, köye, yerleşik mekana olan hasret-özlem, burunlarda tüter. Bu mevsimlik hareketliliğin kahramanları yaşamın her alanında olduğu gibi yaylada da bu yükü omuzlayan, sofra kuran, çocuk bakan, berivanlık, çobanlık ve dağlara yoldaşlık yapan aslında kadınlardır. Kimi çocuklarına iyi bir yaşam sunma çabasıyla, kimi okul harçlığını çıkarma umuduyla katılır bu kervana.
Koçerler ve ‘devlet denetimi’
Yüksek yerlerde, yüksek verim elde etmek için 3-4 aylık gibi bir sürede evlerinden uzakta yaşama tutunmaya çalışan yaylacıların, sürülerine mera alanı bulması da büyük bir sorundur. Dersim’de, “devletin denetimi” adı altında yapılan bu engellemeler, yaylacıların istedikleri yerlerde konaklamalarında sorun teşkil etmektedir. Bununla beraber; her hayvan için devlete belli miktarda para ödeme vb masraflar, yaylacılık alanında geçim faaliyetini de daraltmaktadır. Bölgeler arası eşit olmayan bir dağılımda; hayvancılık ve tarıma dayalı bir ekonomiyle yaşamını devam ettiren bir halka, destek ve teşvik imkanları sunmak yerine engeller yaratmak da düşündürücüdür!
Devlet denetimi adı altında yapılan bu denetimsizlik, yaylacıları verimli alanlara değil de istedikleri alanlara yöneltme çabalarıyla, Koçerlerin elde edebilecekleri verimi etkilemektedir. Sözde güvenlik koşulları gerekçe gösterilerek bir daraltma yapmalarına ve olumsuz koşullara rağmen, hala Dersim ilçe ve köylerinde yaylacılık yapan kişi-aile sayısı oldukça fazla! Sadece devletin engelleriyle uğraşmakla kalmıyor yaylacılar-koçerler; doğayla da mücadele ediyorlar. Soğukla yağmurla çamurla! Her ne kadar doğa ve devlet engel oluştursa da Dersimli koçerler, tercihlerini zorlu Pülümür yaylalarından yana kullanmak istiyorlar.
Yaylaya çıkmak kadar yayladan inmek de ayrı bir zorluk yaratıyor. Günlerce yol yürüyen hayvanlar ve beraberindeki insanların yorgunluğu...! Yol boyunca görülen hayvan hırsızlığına karşı da önlem alma ve yaşanan kavgalar çoban ve hayvan sahiplerinin yaşadığı problemlerden birkaçı belkide! Ve bulundukları yaşam alanına 3-4 aylık da olsa sağlanan uyum ve kazanılan yeni komşuluklar, arkadaşlıklar ertesi bir yıla ertelenerek, bir yaz boyunca toplanan peynirler ve emekler, kamyon kasasına tekrardan yükleniyor. Başka bir baharda buluşmak için...! Koçerleri umut yaşatıyor!
* Edebiyat Öğretmeni
BİRSEN ORHAN