İdlib’de Türk askerlerinin ölümüyle sonuçlanan saldırı ve Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretinden ötürü, Türkiye’nin Suriye’de çetelerle ilişkisi ve Libya’ya çete transferi,  Rus basınında geniş yer tuttu.

Suriye’nin İdlib kenti ve etrafındaki alanları El Kaide kökenli Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve diğer çete gruplarından temizlemek isteyen Suriye ve Rus ordusunun yürüttüğü operasyonu durdurmak isteyen Türk devletiyle Rusya arasındaki gerilim artıyor.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, önceki gün Suriye ve Rus topçusunun düzenlediği saldırıda 8 Türk askerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıdan sonra Astana ve Soçi süreçlerinin yara aldığını söylerken, Rus medyası Türk devletinin çetelerle ilişkileri ve Libya’ya yapılan çete transferine geniş yer ayırdı.  İdlib gerilimi ve AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretlerinin ardından Rus medyası, Türkiye’yi hedefe koydu.

Peş peşe haberler

Rus medyası şimdiye kadar Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kurduğu ilişkiler üzerinden şekillenen bir yayın politikasını tercih ediyordu. Ancak Türk ordusunun çetelerin koruyucusu olarak Suriye ve Rus ordusuyla karşı karşıya gelmesi, hemen sonrasında Kırım sorunu nedeniyle Rus-Ukrayna krizinin hadsafhada olduğu bir dönemde, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Ukrayna’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmesinden ötürü, Türkiye aleyhine çok sayıda haber, Rus medyasında servis edildi.

Yakalanan çetenin itirafları

Türkiye’nin Astana ve Soçi süreci çerçevesinde gözlem noktaları kurduğu İdlib’de aylardır devam eden yüksek tansiyon, Suriye ordu güçleri ile Türk ordusuyla sıcak çatışmaya dönüşmüş, Türk yetkililerinin açıklamasına göre 8 Türk askeri ölmüştü. Türkiye, Rusya destekli Suriye ordu güçlerinin çeteler karşısında ilerlemesini önlemek için M5 üzerindeki Saraqib ve çevresinde askeri noktalar adeta bir set oluşturmuştu. Aynı şekilde Rusya ve Suriye ordu güçlerinin ele geçirmek için yoğun bir mücadele ettiği M4 karayolu üzerinde de Türk ordusu askeri noktalar kurmuştu. Ayrıca çetelerin son günlerde Halep yoğunlaştırdığı saldırılar da Türk devletinin teşvikiyle gerçekleştirilmişti.

   

Sıcak çatışma sonrası AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti, her iki ülke arasında geliştirilmek istenen ikili ilişkiler ve Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretinde askerleri “Şan olsun Ukrayna’ya - Slava Ukraine” sloganıyla selamlaması ve Kırım’a dair verdiği mesajların Rusya cephesinde yarattığı rahatsızlık, Rus medyasını harekete geçirdi.

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre Suriye Ordusu tarafından yakalanan Heyet Tahrir El Şam (HTŞ/eski adıyla El Nusra Cephesi) üyelerinin, Türkiye’nin örgüt üzerindeki rolüne dair anlatımları ve Libya’ya paralı asker trasferini konu alan haberler peş peşe Rus medyasında yayınlanmaya başladı.

Türkiye’ye dair servis edilen haberlerden biri Suriye Ordusu tarafından Halep civarında gerçekleştirilen operasyonda yakalanan El-Nusra Cephesi üyelerinin anlatımları oldu. Söz konusu haber RIA Novosti ve TASS gibi devlet ajanslarının yanı sıra Rus Savunma Bakanlığı’nın resmi kanalı TV Zvezda’da yayımlandı. Suriye ordu güçleri tarafından yakalanan El Kaide’nin Suriye versiyonu Heyet Tahrir El Şam çetesi üyesi iki isim, yapılan sorgularında örgütün kurulmasında Türkiye’nin nasıl pay sahibi olduğunu anlattı. Yakalananlardan biri olan “Ebu Abdullah” kod isimli Mahmud el Najim, 1985 doğumlu bir Suriyeli. Suriye iç savaşının çıkmasıyla birlikte Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) ilk başta laik bir muhalefetin olarak bir kurulduğunu, daha sonra ise El Nusra Cephesi’nin ortaya çıktığını söyleyen el Najim, bu her iki grup arasında çatışmaların yaşandığını belirtti.

Türk polisi El Nusra’ya katılıma zorladı

Bunun üzerine akrabalarıyla birlikte Türkiye’ye kaçmaya karar verdiğini dile getiren El Najim, ancak yakalandığı Türk polisi tarafından gözaltına alınıp, El Nusra ‘ya katılmaya zorlandığını anlattı. Najim, sorgusunda şunları söyledi: “Eğer onlar için çalışmaz ve El-Nusra Cephesi yanında savaşmazsam, ailemi öldüreceklerini veya tutuklayacaklarını söylediler…Bana 100 dolarlık maaş verdiler.”

Kendisi El Nusra’ya katılırken, güvende olacakları söylenip, bir mülteci kampına gönderilen ailesinin burada rehin tutulduğunu söyleyen Najim, çete grubuna gelen tüm malzemelerin ise Türkiye ve Suudi Arabistan’dan geldiğini ifade etti.

El Nusra içerisindeyken makineli tüfek kullanmakta uzmanlaşması üzerine Suriye’nin her tarafında savaştığını dile getiren Najim, Halep neden saldırıda bulundukları yönündeki soruya da “Komutanımız bunun Suriye ve Rus ordusu için sivil nefrete yol açacağını söyledi” yanıtını verdi.

Yakalanan bir başka çete de “Ebu Uday” kod isimli Hüseyin Abdulaziz’di. Abdulaziz, eski adı El Nusra olan Heyet Tahrir el Şam çete grubunun erkekleri para karşılığı savaştırdığını, parası olmadığı için kendisinin de para için gruba dahil olduğunu ifade etti. Sorgusunda “Ehrar El Şam, Özgür Suriye Ordusu, Zinki Tugayı gibi farklı gruplarda savaştım. Tüm bu gruplar El Nusra Cephesi’nin bir parçasıydı” diyen Abdulaziz, El Nusra Cephesi içerisinde çok sayıda Pakistanlı ve Afgan birliklerinin yer aldığını belirtti. Abduaziz, ifadesinde Halep’teki Raşhidin-5 bölgesindeki Türk gözlem karakoluna çekildiğinde yakalandığını da anlattı. Halep kentinin güneyindeki düşen Raşidin’de bulunan ‘Türk gözlem noktası’ hafta sonu Suriye ordusunun ablukasında kalmştı. Raşidin gözlem noktası, Türk devletinin İdlib’i çevreleyen 12 Türk gözlem noktasından biri.

Libya’ya transfer

Türk devleti Libya’da kendisine bağlı Müslüman Kardeşler orjinli Libya Mutabakat Hükümeti’ne dayanarak Libya’da da tıpkı Suriye’deki gibi bir işgal gerçekleştirmek istiyor. Bu konuda Rusya ile Türk devleti arasında belli bir rekabet de bulunuyor. Türk devleti Libya Mutabakat Hükümeti’ni de desteklerken, Rusya ise General Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu üzerinden Libya’da etkinlik kurmak istiyor. Suriye’de 8 Türk askerinin ölümüyle sonuçlanan çatışma ve Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti Rusya’da Libya krizinin daha fazla gündeme gelmesine neden oldu.

Çetelere verilen desteğe dikkat çekilen bu haberlerin yanı sıra Türkiye’nin Libya’ya taşıdığı örgüt mensuplarına dair bir haber ise yine Kremlin’e yakınlığı ile bilinen Federal Haber Ajansı’nda (FHA) yer aldı.

Jeopolitik çıkarları için Libya krizinin barışçıl çözümünü engellemekle suçlanan Türkiye’nin kendisine bağlı Suriye’deki örgüt mensuplarını Libya’ya nasıl taşıdığı üzerinde durulan haberde şu bilgilere yer verildi: “Geçen yıl 24 Aralık’tan bu yana Ankara, devlet sınırında 1.200’den fazla Suriyeli teröristi Türkiye tarafına özel hazırlanmış ulaşım koridorları aracılığıyla attı. İki haftalığına Türkiye’ye geldikten sonra cihatçılar ülkenin batısındaki İzmir iline yakın kamplarda özel eğitim aldı. Daha sonra, Libya vatandaşı olan Wings ve Africa Airlines uçaklarındaki radikaller, Libya topraklarına nakledildi ve uçaklar Trablus yakınlarındaki Mitiga Havalimanı’na indi. Türk özel hizmetlerinin emriyle yolcuların uçuşlara kaydedilmediğini belirtmek gerekir. Bunun yerine, militanların uçaklara inişi, belirli bir Libya vatandaşı tarafından kontrol edildi. Ayrıca, Türkiye’nin Gaziantep kentindeki bir havaalanından doğrudan Libya’ya uçan iki uçakta, Sultan Murad müfrezesinden yüzlerce Suriyeli paralı askerin yanı sıra, bu birliklere liderlik etmesi gereken birkaç saha komutanının daha olduğu bilinmektedir. Buna ek olarak, Hamza el-Ömer, özellikle kentsel ortamlarda, madencilik arabalarında, otoyolların yanı sıra konut binaları ve yapılarda savaş taktikleri konusunda radikalleri eğitmeyi amaçlayan uçaklardan birinde uçtu.”

SADAT’ın rolü

Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı, Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti (GNA) Başkanı Fayez Al Sarraj’ın silahlı gruplarını eğitecek olan Trablus’a özel askeri şirket SADAT’a 50’den fazla askeri eğitmen gönderdi. Bunlara ek olarak, Türk ordusunun 20 askeri uzmanı Libya’nın başkentine gönderildi: iletişim mühendisleri, programcılar ve personel memurları. Bu insanlar görünüşte sürekli eğitim için SADAT ile uygun sözleşmeler yaptılar.”

Savaşın finansörü Katar 

Ajans servis ettiği haberde savaşmak için Libya’ya gitmek isteyen örgüt mensuplarına Türk vatandaşlığı sözü verilip, SADAT tarafından aylık 2 bin dolar maaş bağlandığını, SADAT’ın Libya’daki faaliyetlerini ise Katar’ın finanse ettiğini kaydetti.

Çavuşoğlu: Astana ve Soçi yara aldı

Bu arada Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı açıklamada “Astana ve Soçi süreçleri tamamen ortadan kalkmadı ama yara almaya başladı” dedi.  Dün 8 şehidimiz vardı. Rejimin saldırganlığı, arsızlığı artıyor. Bunu dengelemek, durdurmak için yine bugüne kadar olduğu gibi, Astana ve Soçi sürecinde olduğu gibi özellikle komşumuz Rusya ile bu çatışmaları durdurmak için çaba sarf ediyoruz. Bir an önce kalıcı bir ateşkes ve anayasa komisyonu ile beraber de siyasi sürece ivme kazandırmak istiyoruz. Ama bize yönelik saldırıları da tolere etmemiz mümkün değil. Karşılığını verdik, bundan sonra da karşılığını vereceğiz” dedi.

 

HABERMERKEZİ

 
 

Türkiye’nin sevkiyatı yoğunlaşıyor

   

Merkezi Londra’da bulunan Suriye Gözlemevi (SOHR), önceki gün sabah saatlerinden dün öğle saatlerine kadar Türkiye’ye ait 400’den fazla kamyon ve askeri aracın Suriye’ye geçiş yaptığını duyurdu.  Suriye Gözlemevi, Türk ordusuna ait askeri konvoyların önceki gün sabah saatlerinden itibaren Suriye’ye yoğun geçiş yaptığının tespit edildiğini açıkladı. Önceki günden öğlen saat 15.00’e kadar, zırhlı araçlardan oluşan beş Türk Ordusu konvoyu, personel taşıyıcılar ve kamyonlar Kafr Lusin üzerinden Suriye’ye giriş yaparak Halep ve İdlib kırsalına yöneldi. Bu konvoylardan biri M4 üzerinden Areha bölgesine giderken bir tanesi de Saraqeb’de durdu. Buna göre, Pazartesi sabahından beri Suriye topraklarına giren kamyon ve askeri araç sayısı 400’ü geçtiği belirtildi. Bu arada İdlib ve Halep’e doğru yol almakta olan TSK’ye ait tümenler formasyon halinde Halep- Lazkiye, yani M4 karayolu’na - Türk güçlerine ait bir bölge- yönlendi.

Bu durum Türkiye’nin Astana Anlaşması’nı bozduğu yönünde ithamda bulunduğu Rusya’ya karşı bir hamlesi olarak görülüyor. 

 

 LONDRA

 
 

Gücü yetmez

Katar merkezli El Cezire kanalı “Suriye savaşının barışçıl çözümü için umutlar tükeniyor mu” başlığıyla gündemine taşıdığı İdlib haberinde, Politik Çalışmalar ve Araştırma Arap Merkezi’nden Suriyeli akademisyen Marwan Kabalan’ın, “Türkler Rusya’ya ve Suriye’ye hassas oldukları bu sınır bölgesinde bir kırmızı hat çekmek istiyor” yorumuna yer verdi. Haberde, eski Beyaz Saray görevlisi Matthew Bryza’nın ise, “Kesinlikle görülüyor ki Suriye ve Esad rejimi İdlib’teki grupları ezmek için çok kararlı. Bunun bir bitirme hamlesi olduğunu düşünüyorum. Ankara’nın durdurma gücünün olduğunu düşünmüyorum” dedi.