
Özgür AMED
Evet, bir seçimi atlattık. Şimdi sizi analize boğmak isterdim ama gerek yok. Seçime dair konuşulmayan bir şey kalmadı gibi, fakat elde var sıfır. Somut bir şey değişmedi. O anlamda sizi sıkmak istemiyorum. Misal geçen gün 25 yıl hapse mahkûm edilen 46 yaşındaki Redoine Faid, Paris’in güneyindeki Reau Cezaevi’nden helikopterle kaçtı. Valla helal olsun, ne diyim! O kaçarken biz bir ıslak imza meselesini bile açığa kavuşturamadık. Dedim ya çok şey konuşuluyor falan, fakat geçen denk geldiğim bir video yine çoğu şeyi netleştirdi bende. Adeta Kant aydınlanması yaşadım.
Muhabir soruyor: En son okuduğunuz kitabın ve kitap yazarının adı nedir?
Tabi halkımız Aristoteles’i Montesquieu’ye bağlayan İbn-i Haldun yok Thomas Hobbes cevabı beklerken ters köşe oluyor.
Kadın cevap veriyor: “Valla ben pek okumam ama akp çok güzel işler yapıyor. Yollar çok güzel, hastaneler, sağlık falan hepsi çok güzel. Çalışıyorlar yani…”
Ne müthiş, değil mi?
Böyle şeyler sayıp durdu kadın. Okuduğunuz üç klasik romanı sayar mısınız diyen bir başka muhabire verilen “Ana karanina bir, anna karanina iki, anna karanina üç” cevabından daha orijinal. Çünkü hayal etsen bu çıkmaz. Absürt desen bu çıkmaz. Ama maalesef gerçekler! Demem o ki, ne okuyorsun sorusuna “valla okumam ama akp çok güzel” cevabı on tezlik çalışmadan daha önemlidir. İşte bu abla bunu derken hala oy sayımı olan yerlerde YSK’nın bilmem neyi ret etmesi falan konuşuluyordu.
Tamam, bu gayet somut şeyleri geçtim…
Seçim öncesine gideyim en iyisi… İnanın daha çıkamadım oradan!
Kulaklarımda hala Başbakan Yıldırım’ın Hakkâri mitinginde ‘geçmişinin Kürt olduğunu’ söylediği sözler var. İnsanı bir titreme alıyor. Yıldırım daha da ileriye giderek Colemêrg halkına „Kürtlüğünüzle gurur duyun“ dedi.
Hay hay, ayıpsın! Hem sen de Kürt imişsin, böyle olur da biz bu gurur duymaz mıyız! Babam duyduğu gün Kürtlükten istifa etti. Annem bana Jenıfır deyin diyor, ben aslen İtalyan kökenli İngiliz asıllı biriyim diyor. Hala ikna edemedik kendisini.
Gerek bilim dergilerinde gerek uluslararası NASA-GENETİK-UZAY falan fistan gibi önemli alanlarda kıskanılacak başarılara imza atan Erdoğan, en son İstanbul halkına 16 yıl önceyi kastederek “İstanbul’da bizim içme suyumuz var mıydı?” diye sordu.
Bu aşkın felsefenin, içkin cümleleri ve perspektif veren şeysinden de yola çıkarak bizimkiler de sordu: “16 yıl önce biz var mıydık? İnsan mıydık? Kürt müydük? Gurur duyuyor muyduk kendimizle?” ve bunun gibi daha onlarca soru…
Tamam, şimdi diyeceksiniz yine aynı kişi “Ağızlarından demokrasi lafını düşürmeyenlerin ellerine fırsat geçtiğinde nasıl dünyanın en faşist insanlarına dönüştüğünü gördünüz değil mi?” dedi. Katiyen böyle bişi kabul edilemez! İçiniz kötü derim. Hem konumuzla bir alakası yok. Bu açıklama nerden çıktı? Ne demeye çalışıyorsunuz Allah aşkına?
Neyse, ne diyorsanız deyin. Büyük ihtimal doğrudur.