Yüreğimde biriktirdiğim özlemleri ve heybemde sakladığım düşleri yazmak isteyince kağıda, terlemiş avucumda tutuklu kalıyor kalem. Ve kağıda işlemiyor hiçbir düşünce. Oysa bilirim, düşündüklerini yazmak basittir çoğu zaman.
Bilgi dağarcığında biriktirdiğin, özümsediğin cümleleri sıralayabilirsin kolaylıkla. Ama karmaşıktır yüreğin dili; aklının dilinden, anlamaz.
Hani, insanın elinin-kolunun kalkmadığı günler vardır ya, acıya büründüğü kanlı zamanlar; işte şimdi Kürdistan'ın kederli kışı çöker üstüme. Hüzünler kuşanırım, anılar dolanır boynuma. Başımın üstünde kapkara bulutlarla dolaşırım sınır boylarında ama yağmayı bilmem.
Tozu dumana katan rüzgar olurum. Dert kaldırırım dediğim yerden üşürüm. Soğuğun tenimizi tırmaladığı bir mevsimde, sınır boylarında esen eşkıya bir rüzgarla savruldu dört bir yana kırık dökük düşlerim. Şimdi neresinden tutmaya çalışsam, yaşamın bir karanlık karşılıyor beni.
Sevgili yoldaşım Baran Günana, mülteci bir rüzgara fısıldayıp, sana ulaştıracağına inandığım henüz söylenmemiş nice sözlerim vardı, zulamda sakladığım. Bir sonbahar akşamı tel örgülerin ardında kalan gökyüzündeki dolunayda ararken gülüşünü, yıldızlar ülkesine göçtüğünün haberini aldım.
Bir yanım yangın yeriyken, bir yanım teslim olmuştu gecenin düşler üşüten soğuğuna. Haberinle bir başka baskın çıktı soğuklar. Zaman dilimi yitirdi tüm anlamını. Üşüyen bedenim değildi. Yüreğimde bir yerlerde sınır boylarında direnen halkımızla birlikte, tel örgülere yaslanıp direnişinizi sahiplenen ruhumdu tir tir titreyen.
"Her kuşak zamanı geldiğinde yükü omuzlamalıdır" demiştin bir keresinde. Ve omuzladın, halkımızın tüm yükünü bedeninle.
Şimdilerde mevsim kış ama açıyor yediverenler yüreklerimizde ve özgürleşiyor topraklarımız yarım kalan düşlerine yoldaşlık eden kelebek ömürlü yoldaşlarımız sayesinde. Ve yine her kuşak omuzluyor yükü, halkımız altında ezilmesin, diye.
Yine anlamayanlar ve anlamak istemeyenler, ihaneti ceplerinde taşıyanlar ve suretlerini maskelerinin ardına gizleyenler vardır ama yarım kalan yürüyüşün tamamlanacaktır ve özgürleşecektir topraklarımız.
İşte o zaman utanacaklardır kendilerinden ve gülüşünün altında ezilecektir bedenleri.
Şimdi mevsim yine sonbahar ve bir başka esiyor rüzgar. Tohumladığın düşler yeşeriyor ülkemin sınır boylarında ve her parçasında. Bir halk selam duruyor, yıldızlar ülkesinde, gülüşü özgürlük olan yoldaşlarına...
Sincan 2 nolu F Tipi Cezaevi