Lice'ye bağlı Yolçatı (Sîsê) köyünde yaptırılan Şehit Amed Şehitliği, her gün ziyaretçi akınına uğrarken, bir yandan da yeni cenazeler mezarlıkta toprağa verilmeye devam ediyor. "Yıkım" kararı alındığı iddialarına karşı yurttaşlar, "ucunda ölüm bile olsa" mezarlığı sahipleneceklerini belirtiyor.

Binlerce Kürt ailesi, savaşta yaşamını yitiren veya devlet güçlerince alındıktan sonra haber alınamayan çocuklarının bir mezarının dahi olmamasının kahrını yaşıyor. Son dönemde, yıllarca evladının yolunu gözleyen ya da dua edecek bir mezar taşına bile hasret olan anaların bu isteği geç de olsa yerine geldi. Yaşamını yitiren gerillalar için birçok yerde mezarlıklar yapıldı. Bölgenin birçok yerinde devlet tarafından yapılan toplu mezarların açılması noktasında hükümet tarafından tek bir adım bile atılmazken, Kürt halkı yüzlerce cenazeye ait kemiklere ulaşarak, bunları dağlarda kurulan mezarlıklarda törenle toprağa verdi. Yıllarca kaybolan yakınlarının kapıdan gireceği umuduyla yaşayan anneler için ziyaret edilecek bir mezar, yılların getirdiği hasreti az da olsa giderirken, mezarlıklara askerler tarafından yapıldığı belirtilen saldırılar, ailelerin bu hasretini de acıya çeviriyor.
Bitlis ve Nusaybin'de yapılan PKK ve HPG'lilerin mezarlıklarına yönelik gerçekleşen saldırılar sonrası Kürt halkı alanlara çıkarak, sert şekilde tepkilerini gösterirken, tahrip edilen mezarlıkları yeniden inşa etti. Mezarlıklara yönelik bu saldırılara ise, birçok çevreden tepkiler gelmeye devam ediyor. Bu tepkilerden biri de Amed'in Lice ilçesi Yolçatı (Sîsê) köyündeki Şehit Amed Şehitliği'ni ziyaret eden ve mezarlıkta yakınları bulunan yurttaşlar. Şu ana kadar 194 cenazenin defnedildiği mezarlığa her gün akıbeti yeni netleşen cenazeler de getiriliyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde, 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sinan Fidan isimli yurttaşın cenazesinin defnedildiği mezarlıkta, yurttaşlar herhangi bir saldırıya karşı da dönüşümlü olarak nöbet tutarak, yıllar sonra kavuştukları evlatlarının mezarlarını koruyor. Devletin olası bir saldırıyı aklından bile geçirmemesi gerektiğine vurgu yapan yurttaşlar, "Şehitliklerin Kürt halkının kırmızı çizgisi olduğunu" belirtiyor.

'Ya öleceğiz ya da müsaade etmeyeceğiz'

Kendi imkânlarıyla çocuklarının kemiklerine ulaşan Fidan ailesi, yıllar sonra ulaştığı kemiklerini getirip defnettiği Fidan'ın mezarını her gün ziyaret ederek, adeta 20 yılın özlemini gidermeye çalışıyor. Eşinin devlet tarafından 20 yıl önce kaybettirildiğini söyleyen Mislime Almas, yıllardır geceli gündüzlü çocuklarıyla eşini aradığını ancak bir türlü izine rastlayamadığını belirtti. Yıllar sonra ziyaret edebilecekleri bir mezar taşının bile kendilerine buruk bir mutluluk yaşattığını ifade eden Almas, "Buradaki hepsi bizim evladımız. Yaşadığımız süre boyunca burayı koruyacağız. Burada yatanların hepsi bizim için Sinan'dır. Bizler yaşadıkça burada nöbet tutarak, değerlerimizi sahipleneceğiz. Bir saldırı olsa ya öleceğiz ya da buna müsaade etmeyeceğiz. Zaten bizleri her şekilde öldürüyorlar" diye konuştu.
DNA testi yaptırmadıklarını, görgü tanıklarının beyanları doğrultusunda buldukları kemiklerin Fidan'a ait olduğunu öğrendiklerini dile getiren Almas, "Bizim olmasa bile bizim olarak kabul etmişiz. 3 gün önce buraya getirdik defnettik. Bugün de gelip ziyaret ettik. Buradakilerin her birinin bizim için Sinan'dan farkı yok" dedi.

Mezarlıklara saldırı vahşettir
Mezarlara yönelik saldırıyı "vahşet" olarak değerlendiren Servet Kocakaya isimli yurttaş ise, cenazelere karşı böyle bir saygısızlığın hiçbir dinde ve inançta yeri olmadığına dikkat çekerek, "Ölüler karşısında saygı gösterilmelidir. Bizler yıllardır görmediğimiz evlatlarımızın kemiklerini dağ taş dolaşarak, bulup buraya getiriyoruz. Devlet ya da başka birileri olsun buraya gelip, bu mezarlığı yıkmaya kalkışırsa karşılarında bizi bulacaktır" diye konuştu.

'Bizi öldürmeleri lazım'

Yine "Bizleri öldürmeyene kadar tek bir mezarlığımıza adım atamazlar. Burada bir taşı bile yerinden oynatamazlar" diyen Mamo Aslan isimli yurttaş da, mezarlıklarda "PKK, mezarlığa cenazelerle birlikte patlayıcı ve silah gömmüş" iddiasını da mezarlıklara saldırıyı meşrulaştırma amacıyla ortaya atılan bir "yalan" olarak değerlendirdi. Mezarlıkta, 1994 yılında çıkan çatışmada yaşamını yitiren bir yakını bulunan Veyzi Özmal isimli yurttaş ise, şunları söyledi: "Burada bulunanların büyük çoğunluğunu tanıyoruz. Hepsi bizim rahat bir yaşam sürmemiz için yaşamını yitirmiş. Bugün buradaysak onların mücadelesi sayesindedir. Onlar insanca bir yaşam için yaşamlarını adadılar, bizlerin de onların mezarlarına sahip çıkmamız gerekiyor. Hepimiz kendi imkânlarımızla bu cenazeleri bulup buraya getirdik. Onlar nasıl bize sahip çıktı ve canlarını verdiyse, bizler de gerekirse buraya sahip çıkmak için canımızı veririz. Dünya üzerinde o kadar savaş yaşanmış, milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ama hiçbir kirli savaşta yaşamını yitirenlerin mezarlarına yönelik bir saldırı olmamış."

'Yıkım' kararı iddiası

Öte yandan yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; aileler tarafından 14 Temmuz'da açılışı yapılan mezarlık hakkında Hani Orman İşletme Şefliği tarafından "ormanlık alanda" bulunduğu gerekçesiyle "yıkma" kararı alındığı belirtildi. Konuya ilişkin bilgi almak istediğimiz Hani Orman İşletme Şefliği ise herhangi bir yetkilinin olmadığını gerekçe göstererek, konu hakkında "bilgi sahibi" olmadıklarını ileri sürdü. Şehit Amed Şehitliği hakkında alındığı öne sürülen olası "yıkım" kararı nedeniyle çevre köylerdeki yurttaşlar, mezarlıkta dönüşümlü olarak nöbet tutuyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da 16 Temmuz günü mezarlıkla ilgili olarak basında çıkan haberleri ihbar olarak değerlendirerek, soruşturma başlatmıştı.


HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED