
Gimgim’da başlayan Farqin, Nisêbîn’le devam eden, bugün de Sûr, Cîzir, Silopî’de çetin bir savaşa dönüşen öz yönetim direnişleri 6. ayına giriyor. 6 aylık direnişin sembolü haline gelen barikat ve hendekler, kadınları da devletin her türlü şiddetinden koruyor.
Son iki ayda 6 kez sokağa çıkma yasağının ilan edildiği Nisêbîn’de de mahalle ve sokak aralarına barikat ve koridor inşa eden kadınlar, sadece topraklarına, mahallelerine ve kimliklerine göz diken işgalci güçlere karşı savunma yapmıyor. Aynı zamanda barikatların ardında kendi yaşamlarını örüyor.
Her taş özgürlük için
DİHA’dan Meltem Okyay’ın konuştuğu kadınlar, her taşı kendilerinin, çocuklarının ve mahallelerinin güvenliği ve özgürlüğü için koyduğunu dile getiriyor.
Gazeteci Okyay’ın sorularını yanıtlarken diğer yandan barikatları örmeye devam eden kadınlardan biri, “Barikatlar olmadan önce her gün evlerimize baskınlar oluyordu. Her gün birileri gözaltına alınıp tutuklanıyordu. Bu barikatlar çözüm oldu” derken, bir başka kadın barikatların en çok da kadınlar için taşıdığı öneme işaret ediyor: “Bu barikatları kendi güvenliğimiz için yapıyoruz. Kadınları hedef alarak katlediyorlar. Silopi’de katledilenler de bizim gibi kadınlardı. Kadınları öldürmekten başka gözleri bir şey görmüyor. Taybet İnan katledildi 7 gün sokakta kaldı. Burada barikatları yaparak kendimizi koruyoruz. Bu barikatlar bizim savunmamız.”
Onların tankı var, bizim irademiz
DİHA’ya konuşan, tam 32 gündür abluka altındaki Cîzîr sokaklarındaki kadınlar da Nisêbînli kadınların görüşlerini paylaşıyor.
Fatım İlker adlı kadın “Devletin tankı topu varsa bizim de irademiz var. Mücadelemizi yükselterek onların zulmünü kıracağız” derken, Fatma Kartal ise “7 gün boyunca gencecik çocuklarımızın cenazesi yerde kaldı bu vahşete susmak için vicdansız olmak gerekir. Bizler bu zulmün karşısında artık susmayacağız. Asla da bu haklı mücadelemizden geri adım atmayacağız” diye kaydetti.
HABER MERKEZİ