İldeniz, hakkında açılan bu dava dosyalarından dolayı dört kere cezaevine konuldu, ancak bu zamana kadar herhangi bir ceza almadı. Katıldığı her yürüyüş, açıklama ve eylemlere dava açılması nedeniyle neredeyse her adımı suç olarak görülen İldeniz, sürekli takip ve taciz edilmekten rahatsız. Evden dışarı her adımını attığında polislerin takibi ve tacizi ile karşılaştığını belirten İldeniz, bu da yetmezmiş gibi evinde bile sık sık kapıya gelen polislerin tacizine maruz kaldığını ifade etti. Maruz kaldığı bu psikolojik baskıların yanı sıra uğradığı saldırılardan sinir hastalığına bile yakalandı. Yaşadığı baskılar nedeniyle Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde bir süre tedavi gören İldeniz'e tedavinin ardından hastanenin sağlık kurulu tarafından yüzde 40 sinir hastalığı raporu verildi.


Dışarıya çıkmaktan çekiniyor
Herhangi bir şey almak üzere çarşıya çıktığında sivil polislerin sürekli olarak yolunu kestiğini anlatan İldeniz, polislerin; "nereye gidiyorsun? Nerden geliyorsun? Bu elindekileri ne yapacaksın?" şeklinde sorularına maruz kaldığını ifade etti. Bir kadın olarak sürekli takip edilmesinden psikolojik rahatsızlık duyduğunu dile getiren İldeniz, sivil polislere "dışarı çıkmak yasak mı?" diye cevap verdiğinde "yasak değil" karşılığını almasına rağmen, sürekli olarak sivil polisler tarafından takip edilmesine bir anlam vermekte zorlandığını belirtti. İldeniz, sıklaşan bu durum nedeniyle artık sokağa dahi çıkmak istemediğini söyledi.

Evinde bile taciz ediliyor
İldeniz, bu tacizler nedeniyle sokağa çıkmaktan imtina etse de, bir süre sonra tacizlerin bu kez de evine taşındığını ifade etti. Peşindeki polislerin kapısına gelerek "Emniyete gelerek fotoğraf çektirmen lazım; aksi takdirde akşam seni evden alırız" şeklinde tehditlerde bulunduğunu ileri süren İldeniz, yaşadığı zorluğu "Ben de sivil polisler eve gelmesin diye çaresiz emniyete gittim. Oradaki görevli polisler bana suçlu muamelesi yapıp fotoğraflarımı çekti. Çocuklarım evde aç ama bir şey almak için artık dışarıya çıkamıyorum. Evi bana zindan ettiler" cümleleriyle dile getirdi.
Tacizlerin yanı sıra evine sık sık baskınların da yapıldığını aktaran İldeniz,  bunu "Sivil polisler ‘ifaden var’ bahanesiyle sürekli olarak eve baskın yapıyorlar. Dışarıdayken çocuklarım her bana telefon açtığında acaba yine polisler eve baskın mı düzenlemiş korkusuyla telefonu açıyorum. Çocuklarımın psikolojisi bozulmuş durumda. Kızlarımı korkudan evde yalnız bırakamıyorum" sözleriyle anlattı.

Bu dava polis gözüyle çözülmez
Barış Annesi İldeniz, bu kadar takip ve gözlem altında olmasına rağmen evinin her köşesini hakkında açılan dava dosyalarının doldurduğunu da belirtti. Postacının kapısını her çaldığında eline hakkında yeni açılmış bir dava tebligatı tutuşturulduğunu söyleyen İldeniz, maruz kaldığı bu durumu; "Biz barış ve demokrasi dedikçe hakkımızda davalar açılarak, her gün eve yeni dosyalar gönderiliyor. Polis barış ve özgürlük isteğini suç sayarak, bizi suçlu konumuna koyuyor. Polis barış ve özgürlükten anlamıyor, buna karşıdır. Ben Barış Anneleri İnisiyatifi aktivistiyim ama polis gözünde ben bir suçluyum. Bu dava polis gözüyle çözülmez. Şimdiye kadar elime bir taş bile almış değilim. Polisin elinde somut hiçbir delil yok olamaz da zaten. Çünkü herhangi bir suç işlemedim. Polisin renklere dahi tahammülü yok. Her eve baskın yaptıklarında Newroz Bayramı'nda giydiğim sarı, kırmızı, yeşil renkli elbisemi sordular" sözleriyle aktardı.

Mücadelem barış ve özgürlük için…
BDP üyesi ve Barış Anneleri İnisiyatifi aktivisti olarak barış ve özgürlük için senelerdir mücadele ettiğini söyleyen İldeniz, "Benim mücadelem barış ve özgürlük içindir. Hakkımız olan bütün demokratik yürüyüşlere ve basın açıklamalarına katıldım. Ama tek bir suç bile işlemedim. Eğer bir suçum varsa bana 'bu suçu işledin' desinler. Suçum yok, demokratik hakkımız olan yürüyüş ve basın açıklamaları illegal gösterilerek suçlu haline getiriyoruz" dedi. Barışın esas alındığı ve özgür bir ortam yaratmak içim ayakta olduğunu vurgulayan İldeniz, "Barışın esas alındığı ve özgür bir ortam yaratmak için sokaklardayım. Gençlerimiz bir tek tırnağına zarar gelmesin diye ayaktayım. Biz barıştan yanayız. Hiçbir polis barışı ve özgürlüğü kısıtlama hakkına sahip değildir. Hiçbir polisin keyfi olarak hakkımızda dava açtırmaya hakkı yoktur. Hiçbir polisin barış ve özgürlük yolunu kapatmaya hakkı yoktur" diye konuştu.

DİHA/MÊRDÎN