Kürt yurtseveri, İnsan Hakları Savunucusu, TİHV kurucusu, İnsan hakları davasının hem savunucusu hem mağduru, Diyarbekir Baro Başkanı Tahir Elçi’yi alçakça katlederek bizlerden ayırdılar.
1966 yılında Cizre-Botan’da dünyaya gelen Tahir Elçi ilk ve orta öğretimini memleketinde yaptıktan sonra Diyarbekir Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1991 yılında mezun oldu. 1992 yılında Diyarbekir’de avukatlık yapmaya başladı. 1994 yılında PKK itirafçısı A.Hakim Güven’in itirafları sonucu açılan “Avukatlar Davasın”da gözaltına alınan Elçi kendisine yapılan insanlık dışı işkencelere karşın direnmesini bildi. Onun yaşamı zaten hep haksızlıklara karşı direnmek ile geçti.
Diyarbekir’in Sur ilçesinde 24 Temmuz’dan beri büyük bir direniş var. Bu direniş sırasında sadece sivil insanlar, esnaflar, tüm Sur halkı değil, Sur ilçesinde bulunan tarihi yapılar da özyönetimi içine sindiremiyen devletin boy hedefi olmuştur. Sur içinde Savaş mahallesi Yenikapı sokakta bulunan Dört Ayaklı Minare Artuklu padişahı Kasım Han tarafından yapılmıştır. Minaredeki kitabede “Kasım Han zamanında Hacı Çimer oğlu Hacı Hüseyin tarafından Hicri 900 yılında yapılmıştır” yazılıdır. Sömürgeci sistemler sömürgeleştirdikleri halkın sadece diline, kimliğine, kültürüne değil tarihine arkeolojisine de düşmandırlar. Bu bağlamda tarihi Dört Ayaklı Minarede sömürgeci güçlerin saldırılarından nasibini almış yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.
Tahir bu barbarca saldırıya karşı sesiz kalınmaması gerektiğine inanarak Dört Ayaklı Minarenin önünde bir basın toplantısı düzenlemiştir. Her zaman doğruları söylediği gibi bu basın toplantısıda da gerçekleri dile getirmiş “Tarihine sahip çıkmayan toplumların, geleceklerinede sahip çıkamıya- caklarını” açık bir dille ifade etmiştir. Tıpkı yapılan tüm baskılara, tutuklama tehditlerine ve yurt dışına çıkma yasaklarına rağmen “PKK bir siyasi harekettir. Terör örgütü değildir” söylemini dile getirdiği gibi. Kendisine sanal medya ve yandaş medyadaki tehditlere “Ben sizin Jitem’inizden, işkencenizden korkmadım, sizden korkan sizler gibi olsun” dediği gibi.
Tahir’i çatışmanın içine çekerek devlet eliyle vurdular. Mobesa kameraları, sanal basına yansıyan görüntüler bunun açık delilidir. Tahir’i, vurmakla Tahir’lerden kurtulduklarını sanıyorlar. Kürdistan’da her gün binlerce Tahir dünyaya geliyor. Tahirleri doksan yıldır bitiremediniz. Bundan böylede bitiremiyeceksiniz. Bunu aklınızın bir köşesine iyice koyun.
Türkan Elçi, eşinin cenaze töreninde dediği gibi “Dört Ayaklı Minarenin en tepesine konacak, tarih anlayacak onu. Kirli medya, onu tehdit eden televizyonlar, onu hedef gösteren gazeteler hoşça kalın. Onu anlamıyanlar, ona dudak bükenler hoşça kalın. Geçtiği işkence tezgahları hoşçakalın. Sahillere vurulan bebekler hoşça kalın, çocuklarım, eşim, mücadele arkadaşlarım, sevgili Kürt halkı, beni Çağlayan adliyesinde yalnız bırakan sözde demokratlar hoşçakalın”.
Tahir Kürt halkının, insan hakları savunucularının, barışseverlerin kalbinde hep yaşayacak.
Kürtlerin direngen analarından Gülizar Kaytan’ı ölümünün birinci yılından saygı ile anıyorum.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* HEP Antalya yönetim kurulu üyesi Diş Doktoru İdris Çelik 1 Aralık 1992 tarihinde Antalya’da silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
* ARGK komutanlarından Dersim eyalet komutanı Erdal Gedik 1 Aralık 1994 tarihinde Dersim Kutu Deresi’nde şehit oldu.
* 3 Aralık 1994 tarihinde Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki merkezi Kontrgerilla tarafından havaya uçuruldu. Gazete çalışanı Ersin Yıldız şehit düştü.
* Kurdolog, politikacı, yazar, Sorbonne Üniversitesi Kurdoloji bölümünün kurucusu ve hocası Apê Kamuran Bedixan 6 Aralık 1978 tarihinde Paris’te yaşamını yitirerek aramızdan ayrıldı.