Barış hemen şimdi
Bu yazı hazırlanırken her yerde, barış çığlıkları atılıyordu, ancak, dünyanın pek çok yerinde çeşitli bahanelerle savaşlar üretiliyor, masum insanların kanları dökülüyor, kan üzerinden politikalar sürüyor. Dünya milletleri yer yer tepki göstermiş olsalar da ne yazık ki yapılan katliamları önleyemiyor, geçmişten ders çıkaramıyor, insanlık adına utanılacak vahşilikler devam ediyor. Dünyanın değişik bölgelerinde kanlı çatışmalar sürüyor. Emperyalistler, kanlı emellerine ulaşmak için, barışı askıya alıyor. Hemen her gün yüzlerce insan savaş nedeniyle sakat kalıyor. Yaşamını kaybediyor. İnsanlar hak etmediği bir yaşama mahkum ediliyor. En ağır bedelleri kadınlar, çocuklar ödüyor. Halkları birbirine düşürerek, kardeşi kardeşe kırdırarak kör dövüşünü sinsice sürdürenler yazık ki özgürlük maskesi ardına saklanarak, kimi zaman barış ve özgürlük, kimi zaman demokrasi bahanesi ile zulüm ve katliamlarına devam ediyor. Bugün Kürdistan'da, Rojava'da olanlar gibi. Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi.
AKP Hükümeti de çeşitli bahanelerle “Osmanlı özentisi” “fetihçi” anlayışlarını emperyalistlerin güdümünde sürdürürken “savaşı” sonuç alma politikası olarak görüyor.“Irak’ta bir koyup yüz alacağız” diyen geçmişteki meslektaşları gibi. Geçmişten ders çıkarmadan komşu ülkelerle savaşmak ve sonuç almak onu iç politikaya taşımak istiyor. Dahası izlediği bu politikalarla “bölge gücü” olma heveslerini dışa vurarak, dünyayı yeniden dizayn etmek isteyen güçlerden daha fazla müdahale yanlısı olduğunu kimseden gizlemiyor. Ne olursa olsun Esat’ın bir an önce devrilmesini ve bunun şiddetle olmasını açıkça savunuyor. Tayyip Erdoğan bu tutumunu her vesile ile açıkladığı gibi, Dünya Barış Günü vesilesiyle ve Suriye’ye yönelik askeri müdahale hazırlıklarına da “hayır” diyen barış aktivistlerinin çağrılarının yükseldiği günlerde de utanmadan ve çekinmeden yapıyor.
Kürt sorunun çözümü için süreç ilerlerlerken “savaş ve barış” iç içe geçerek ilerlemesine karşın, barışa olan özlemin artığı ve barış çağrıcılarının seslerini daha fazla duyurduğu görülmektedir. AKP Hükümetinin ayak sürümesine inat “barış süreci" sürekli gündemde tutulmaktadır. AKP Hükümeti barış sürecinde ayak diretmekte, zamana yaymaktadır. Nedeni yeterince açıktır, çözümü hala “terör’ sorunu olarak görmesinden ve iki yüzlü siyaset izlemesinden kaynaklanmaktadır. Bu anlayışlar süreci ve barışı tehdit eder hale getirse de sevindirici olan Türkiye halklarının barıştan vazgeçmemesi onu ısrarla ve her vesile ile haykırması ve sonuç alma isteğidir
Görüyoruz ki! Suriye’deki karışıklık ve orada olanlara dış güçlerin müdahale girişimleri, bölge gericiliğinin bunlara destek vermeleri, ülkedeki barış mücadelesinin isteğini, aciliyetini ve önemini artırmaktadır. Her ne olursa olsun iktidarlarını, savaş yoluyla sürdürmek isteyen güçlere, işbirlikçilere istilacılara karşı sesimizi yükseltmeli, barış ve demokrasi cephesini örgütlemek barış hemen şimdi demeliyiz.