
İki gün boyunca Süleymaniye ve Hewlêr'de siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşen HDP, HDK, DTK ve DBP heyeti, döndükten sonra temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu. HDP Genel Merkezi'nde gerçekleşen basın toplantısına HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, HDK Eşsözcüsü Ertuğrul Kürkçü, DTK Eşbaşkanı Selma Irmak ve DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek katıldı. Toplantıda konuşan Yüksekdağ, Güney Kürdistan Yönetimi ve Parlamentosu'nda grubu bulunan partilerle görüşme gerçekleştirdiklerini aktararak, bu gezinin de uzun bir süredir başlattıkları diplomasi çalışmalarının bir parçası olduğunu ifade etti.
Diğerlerinden farkı
Yüksekdağ, şunları söyledi: "Ancak bu bölge gezisini diğerlerinden farklı kılan başka bir gerçekliği vardı. Biliyorsunuz, Türkiye geride bıraktığımız aylar boyunca çok yoğun ve çok ağır günler yaşıyor. Savaşın ve çatışmanın tırmandırıldığı ve bütün Türkiye toplumun çok ciddi bir gelirim sürüklendiği bir süreci yaşıyoruz. Barışın kalıcılaşması anlamında HDP olarak yürüttüğümüz onca çalışmaya rağmen siyasi iktidar tarafından Saray merkezli başlatılan çatışma süreci gittikçe tırmandırılıyor. Türkiye'de böyle bir çatışma ve gerilim ortamının yaşanması bölgedeki diğer siyasal dinamiklerden bağımsız değildir. Türkiye barışı sorunu bir anlamda bölge barışı demektir. Bölgedeki bütün halk güçlerinin dahil olması, ortaklaşa yürütülmesi gereken bir mücadeleyi tanımlar. Barış istemi, şüphesiz bütün bölgedeki demokrasi güçleriyle birlikte yürütülmesi ve ele alınması gereken bir süreçtir. Türkiye barışını bölgesel bir barıştan ayrı ele almıyoruz."
Yüksekdağ, bölgesel demokrasi mücadelesinin nasıl ortak bir hattan yürütülebileceğini el aldıklarını kaydetti.
Ortak parlamento grupları kurulacak
Yüksekdağ, bu kapsamda gruplar arası ortak parlamento heyetlerinin oluşturulması ve bunların bütün bir dönem boyunca ara görüşmeler ve sürekli istişare içerisinde olması yönünde bir perspektif birliğine ulaştıkları bilgisini verdi. Bundan sonraki temaslarının merkezi düzeyde heyetlerle sınırlı kalmayacağını söyleyen Yüksekdağ, ortak çalışma yürütüleceğini kaydetti. Yüksekdağ, ziyaretin bölgesel çalışmanın ilk aşaması olduğunu ifade ederek, önümüzdeki süreçte yeni ziyaretlerin de olacağını sözlerine ekledi.
Gezi kapsamında seçim sürecinin ihtiyaçlarını ve sorunlarını da gündeme getirdiklerini; HDP temsilciliğinin çalışma planını da ele aldıklarını aktaran Yüksekdağ, "Yaklaşık 30 bin seçmenimiz bulunuyor o bölgede. 1 Kasım için onların oy vermeye yönlendirilmesi çalışmalarını da masaya yatırdık" dedi.
Heyet Kandil'e gitmedi
Yüksekdağ, ziyarete ilişkin bu bilgilendirmenin ardından basın mensuplarının güncel gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı.
Heyetin Kandil'de KCK yöneticileriyle bir görüşme gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair yöneltilen soruya Yüksekdağ, "Kandil'e gitmedik. Kandil'e gitmeyeceğimizi ilk heyet toplantısında da ifade etmiştik. Kandil'e gitme koşulları da yoktu. Bugün Kandil dediğiniz yer sürekli bombardıman altındaki bir coğrafyadır. Siyasi muhataplık temelinde bir görüşme gerçekleştirmenin asgari güvenlik koşulları dahil yoktur. Bu nedenle Kandil'e gitme üzerine bir plan yapmanın da zemini yoktur. Hatta Kandil'e gittiler şeklinde haberler yapılıyor. Dil ağrıyan dişe gidermiş. Bütün kamuoyu bütün siyasi mekanizmalar, giderek artan savaşın çözümüne odaklanmış durumda ve bu savaşın taraflardan birisinin bu süreçte yapacağı bir açıklama çatışmasızlığın önünü açacağı bakımında belirleyici bir yerde duruyor. O nedenle dikkatler bu noktaya yönelmiş durumda. Beklenti daha çok buraya evirilmiş durumda" şeklinde yanıtladı.
'Kandil'le bütün bağlar koparıldı'
Yüksekdağ, Kandil'e heyetlerinin gidiş gelişinin niçin kesildiğinin sorulması gerektiğini söyleyerek, "Kandil'e HDP heyeti gitmiyor evet çünkü siyasi iktidar savaşa karar verdi ve bütün iletişim köprülerini attı. Bütün köprüler yıkıldı. Kandil'e heyetin gidememeye başladığı tarih çözüm sürecinin Saray tarafından rafa kaldırıldığı tarihtir. Çözüm süreci ne zaman siyasi iktidar tarafından iktidar hevesiyle rafa kaldırıldı, taraflar arasındaki bütün iletişim de kesilmiş durumda" şeklinde konuştu.
'Saldıranlar da bayraklıydı'
28 Şubat sürecinde rol alan STÖ'lerin kaygı ve tehlike uyandıran ve yarın gerçekleştirilecek bayrak asma ve yürüyüşüne ilişkin düşünceleri sorulan Yüksekdağ, bu yürüyüşün amacının bayrağa sahip çıkma hareketi olmadığını düşündüklerini ve bunu eleştirdiklerini söyledi. Yüksekdağ, "Bayrağı ırkçılığa alet etmesinler. Partimizin önündeki Türk bayrağına da saldırdılar. Biz perşembe günü düzenlenen yürüyüşün amacının, gayesinin bayrağın temsil ettiği kutsiyete sahip çıkma hareketi olduğunu düşünmüyoruz. Eleştirdiğimiz şey budur. Yürüyüşlerde bayrağın gölgesine sığınarak faşizm yapılmasın. Bu ırkçı faşist yürüyüşler ve linç hareketleri esnasında Türk bayrağının kullanılmasını, bayrağın kutsiyetine hakaret olarak görüyoruz. Halklara karşı yapılan en büyük hakaret olarak görüyoruz" dedi.
DİHA/ANKARA