
MİT TIR’ları haberleri nedeniyle gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün “askeri ve siyasi casusluk”tan yargılandığı dava sabah; “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza verdikleri için yargılanan Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy duruşması ise öğleden sonra gerçekleşti. Adliye çevresinde polis çember oluştururken, adliye önünde ise kurulan serbest kürsüden açıklamalar yapıldı, türküler söylendi, halaylar çekildi; barış talebinin yargılanamayacağı vurgulandı.
Birleştirme talebi reddedildi
Gazeteciler Dündar ve Gül’ün 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3. duruşması bir kez daha izleyicilere kapalı gerçekleştirildi. Savcılık dosyanın Yargıtay’daki Selam Tevhid-FETÖ/PYD davasıyla birleştirilmesini talep etti. Söz konusu dosyada Adana ve Hatay’da MİT’e ait TIR’ların Suriye’ye silah taşındığı gerekçesiyle durdurulduğu operasyonda görev yaptıkları için gözaltına alınan askerler ve operasyonları yürüten savcılar yargılanıyor. Davaya müdahil olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MİT avukatları, talebe itiraz etmezken, farklı bir beyanda da bulunmadı. Mahkeme dosyaların birleştirilmesi talebini reddederek davayı 6 Mayıs’a erteledi. Dündar mahkemenin kararını “zafer” olarak niteledi.
Bugün çok daha güçlüyüz
Duruşma öncesi Dündar ve Gül açıklama yaptı. Akademisyenlerin duruşmasına dikkat çeken Dündar, “Türkiye’nin basın özgürlüğünü ilgilendiren önemli bir mücadelesiyle ifade özgürlüğü ve barış özlemini dile getiren akademisyenlerin davası aynı güne denk geldi. Çok daha güçlüyüz bugün burada. Tek tek yargılanmak yerine birbirimizin mücadelesine sahip çıkmayı çok önemli buluyorum. İki önemli damar bugün Çağlayan’da burada bir araya geldi” dedi ve ekledi: “Akademisyenleri almaya geldik bugün. Bizi yargılamakla sonuç alamayacaklarını görecekler.”
Adliye önünde barış şöleni
Türk devletinin Kürdistan’da yürüttüğü kirli savaşa karşı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza verdikleri için yargılanan akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma öncesi adliye önünde birçok akademisyen, öğrenci, emek ve meslek örgütlerinden temsilciler, gazeteciler, kadın örgütleri, sanatçılar ve siyasetçiler tutuklu akademisyenlerle dayanışmak amacıyla adliye önünde “Demokrasi ve Barış Şöleni” düzenlendi. Yüzlerce kişinin yer aldığı adalet nöbetinde HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve HDP’li vekiller de yerini aldı.
4’ten fazlayız
Barış için Akademisyenler tarafından yapılan açıklamada, barış talebinin yargılanamayacağı, bu talebi dile getirmenin bir suçmuş gibi gösterilemeyeceği yinelenerek, “4’ten fazlayız” mesajı verildi. Öğrenciler adına yapılan açıklamada, “Bu mücadele sürecek. Bu karanlık ve aydınlığın mücadelesidir. Biz kazanacağız” denirken, Avrupa Irkçılık Karşıtı Platform Başkanı Benjamin Abtan, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Partisi’nden Ska Keller de birer konuşma yaptı.
Uluslararası destek
Türkiye dışındaki akademisyenlerden gelen destek mesajları da basın açıklamasında okundu. Aralarında Alain Touraine, Loïc Wacquant, Noam Chomsky, Judith Butler, Immanuel Wallerstein, Etienne Balibar’ın da bulunduğu dünyaca ünlü düşünürler de destek mesajı göndererek, “sizinleyiz” mesajı verdi.
Hala bir şans var
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ise iktidara seslenerek, “Burada 4 akademisyen yargılanmayacak. Savaşa karşı barış demeye devam edeceğiz. Tutsak edenlere son sözümüz şudur: ‘Hala bir şansınız var, tutuklu akademisyenleri serbest bırakarak bu suçtan bir nebze de olsa kurtulabilirsiniz” dedi.
Barış hakkı yargılanıyor
Tutuklu akademisyenlerin duruşması kimlik tespitiyle başladı. İlk olarak akademisyenlerden Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya söz alarak, “Bugün bu salonda Türkiye vatandaşlarının barış isteme hakkı ve ifade özgürlüğü yargılanıyor” diyen Kaya, savcının iddianameyi hazırlarken barış süreci ile ilgili wikipedia’dan yararlandığını ve iddianamenin barış sürecini anlatan bölümünün kötü bir özet olduğunu söyledi. Sorgulanması gerekenin barış değil savaş politikaları olduğunu belirten Kaya, “Biz barış istediğimiz için ve siyasi iktidarla ters düştüğümüz için tutuklandık” dedi. Akademisyen Kıvanç Ersoy, “Pişman değiliz yine olsa yine imzalarız” derken, Esra Mungan ise “Akademisyenlerin devleti barış politikasına çağırma hakkı vardır” vurgusunda bulundu.
Savunmaların ardından savcı önce akademisyenlerin tutukluluğunun devamını isterken, ardından mütalaa değiştirdi ve “şartlı tahliye” talep etti. Gazetemiz yayıma hazırlanırken mahkeme heyetinin kararının açıklanması bekleniyordu.
İSTANBUL