• Şengal ve Kürdistan‘ın diğer bölgelerinde ortaya çıkan şey, sadece askeri bir yapılanmaya ve siyasi bir örgüte indirgenemez; bir ruh, inanç ve duruştur. Bu, tasfiye edilemez.

CAFER TAR

New York‘ta bir araya gelen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali Zeydi, yıllardır Türk ordusu tarafından kullanılan Başika-Zilkan askeri üssünün kademeli olarak Irak'a devredileceğini açıkladı. Bu açıklamayla birlikte gözler yeniden Şengal’e çevrildi.

Birçok insanın DAİŞ denilince aklına ne geliyor? Bunu ben tam olarak kestiremem fakat benim aklıma doğrudan Êzîdîlere karşı yapılan soykırım ve ona karşı ortaya konulan büyük direniş geliyor. Birleşmiş Milletler de DAİŞ‘in Êzîdîlere karşı işlediği insanlık suçlarını soykırım olarak tanımladı. DAİŞ etkili olduğu bölgelerde binlerce masum Êzîdîyi öldürdü, en az bir o kadarı da kaçırıldı, kadınlar ve çocuklar cinsel köleliğe ve çok ağır şiddete maruz kaldılar.

Günümüzde insanlar, Êzîdîleri ve Şengal bölgesini konuşurken sadece DAİŞ barbarlığından bahsediyor  fakat en az DAİŞ barbarlığı kadar önemli bir konu daha var. Bence Êzîdîler açısından bir diğer travma da KDP güçlerinin DAİŞ saldırıları başladıktan bir kaç saat sonra Êzîdîlere ve diğer bölge halklarına hiçbir açıklama yapmadan apar topar kaçmasıdır. Daha düne kadar bölgede askeri güç olan ve sözüm ona bölge halklarını dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korumakla görevli olan güçler, DAİŞ çetesinin Êzîdîlere yönelik tutumunu elbette biliyordu. Buna rağmen kendi halkını soykırım tehlikesine karşı korumaya çalışmak yerine, arkasını dönüp gitmeyi seçmişti. Böylece DAİŞ‘in önünde bölgede soykırım yapmak ve Êzîdî kadınları cinsel köle pazarlarında satabilmek için hiçbir engel kalmamıştı.

DAİŞ saldırıları karşısında savunmasız kalan Êzîdîler bir çaresizlik içerisinde Şengal Dağı‘na sığındı, çünkü Irak hükümeti de savunmasız ve yapayalnız bırakmıştı. İşte modern Kürt tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri, tam da bu noktada ortaya çıktı. Önce PKK‘ye bağlı çok küçük bir kaç grup hemen duruma müdahale etti ve DAİŞ karşısında kararlı bir direnç oluşturdu. Daha sonra bölgeye gönderilen gerilla grupları Şengal Dağı’na ulaştı ve dağda aç susuz mahsur kalmış insanları güvenli bölgelere ulaştırdı.

Bir halkın tarihi ve kolektif hafızası böyle oluşur. Eğer bütün tarih KDP‘nin bölgeyi terk etmesi ve DAİŞ‘in büyük bir Êzîdî katliamı yapması olarak ilerleseydi, günümüzde hem dünyanın geri kalanının hem de Kürtlerin kendilerine bakışı çok negatif olurdu. Şengal‘e gerillanın müdahalesi, Kürt ulus bilincinin oluşumunda önemli bir dönüm noktası olarak kalacak ve bundan sonra Kürtlere en çaresiz zamanlarda bile kurtuluşun mümkün olduğunu hatırlatacaktır.

Êzîdî toplumu, bir yandan yıllardır sözüm ona kendilerini korumak için bölgede bulunan güçlerin bölgeyi terk etmesini izlerken, diğer yandan ölümü göze alarak kendilerini korumak için Kürdistan‘ın dört bir yanından bölgeye gelen gerillayı da gördü. İşte gerilla ile Şengal halkı arasındaki ilişkinin temelini bu gerçek kahramanlık oluşturuyor. YBŞ‘nin hikâyesi de burada başlıyor; kendini savunamayan bir halkın nasıl bir çaresizlik içerisine düşebileceğinin trajik bir hikayesidir yaşanan. Êzîdîler bundan sonra artık başlarına bir şey geldiğinde dışarıdan birilerinin gelip kendilerini kurtarmalarını bekleyemezdi. Bu insanlar kendilerini hem askeri hem de siyasi olarak örgütledi.

Şengal ve Kürdistan‘ın diğer bölgelerinde ortaya çıkan şey, sadece askeri bir yapılanma ve siyasal bir örgüte indirgenemez; orada bir ruh, bir inanç, bir duruş ortaya çıktı. Şimdi Türkiye tarafı Başika askeri üssünün kapatılması karşılığında YBŞ‘nin tamamen tasfiyesini istiyor. Bunun artık olanağı yoktur, çünkü bir kez ortaya çıkan bu tutum/duruş bir daha asla tasfiye edilemez.

YBŞ‘nin denk düştüğü politik duruş, artık tasfiye edilemez; onun artık net bir karşılığı var. Askeri olarak ise YBŞ‘nin savaş deneyimi kazanmış önemli unsurları Irak merkezi hükümetine entegre oluyor. Burada söz konusu olan şekil değil, içeriktir; Êzîdîlerin bir kısmı eskiden kendilerini diğer Kürt toplumlarından ayırırdı fakat bütün bu yaşananlar aslında bunun büyük bir yanılgı olduğunu gösterdi.

Kürtler, özellikle son 15 yılda yaşananlarla birbirlerinin acısını duyumsayan büyük bir aileye dönüştü. Artık hiçbirimiz yalnız değiliz.