
METİN YOKSU/MA/İSTANBUL
İktisatçı Mustafa Sönmez, Dolar ve Euro'nun yükselişi karşısında Merkez Bankası’nın örtülü faiz artışıyla denge kurmaya çalışmasına rağmen ekonominin kötü sinyaller verdiğini söyledi. Sönmez, ekonominin ancak iç barışın tesisiyle düzelebileceğini söyledi.
Merkez Bankası'nın tüm müdahalelerine rağmen TL’nin, Meksika, Brezilya ve Afrika ülkelerinin para birimlerinden daha fazla değer kaybettiğini belirten Mustafa Sönmez, TL'nin değer kaybedişinde siyasal ve ekonomik nedenlerin olduğunun altını çizdi.
Faizle denge de kurtarmaz
Doların yükselişi karşısında Merkez Bankası’nın kullanabileceği tek şeyin, TL'yi cazip hale getirecek bir faiz uygulamak olduğunu belirten Sönmez, bu müdahalenin de yaratacağı başka tip sorunlar olduğuna dikkat çekti. Sönmez, bunu şöyle açıkladı: “Ekonomi yavaşlar, insanlar kredi kullanamaz duruma gelir. Ellerindeki birikimi kullanmak yerine parasını faize yatırır. Tüm bunlar ekonominin küçülmesine ve daralmasına neden olur."
Sönmez, Merkez Bankası’nın Dolar'a hücum yapan şirketleri yatıştırmak için geçtiğimiz günlerde örtülü faiz artışı yaptığını hatırlattı. Sönmez, "Türk Lirası değer kayıp ediyor. Bunun politik nedenlerle ilgisi var. Hükümetin ABD ile yaşadığı sorunlarla ilişkisi var. 8 Ekim'deki vize krizi, Reza Zarrab davası var. Bu da hem içerideki hem de dışarıdaki aktörleri etkiliyor" dedi.
Yatırımcı dövize yöneliyor
Finans sisteminin belli darbeler alacağına dair görüşlerin olduğunu belirten Sönmez, "Dolayısıyla dış yatırımcılar açısından da ülkenin imajı yatırım yapmaktan uzak bir ülkeye dönüşüyor. Var olan içerideki yatırımcı da kendilerini güvenceye almak için Dolar ve Euro'ya yöneliyor ve bu talep de günden güne artarak devam ediyor. Merkez Bankası da faiz silahını çekerek denge kurmaya çalışıyor ama bu sınır kestirilebilir değil. Faizi iki üç puan arttırsa bile tekrar yeterli görülmeyip, dövize yöneliş olabilir. Ya da iki üç puan yabancı yatırımcıyı kesmeyebilir ve yatırımları kesebilir. Var olanlarda her an ülkeyi terk edebilir" sözleriyle durumun vahametini gözler önüne serdi.
Bir yılda 210 milyar dolar
Sönmez, para biriminin değer kaybedip, ekonominin daraldığı bir dönemde borçlanmanın arttığına da işaret etti. Sönmez, şöyle devam etti: "Türkiye'nin şöyle bir sıkışmışlığı da var. Türkiye'nin ortalama 170 milyar dolar dış borcu var. Her yıl ortalama 40 milyar dolar da bütçe açık veriyor. Bu şartlar altında çevrilmesi gereken 210 milyar dolar gibi bir para var. Hükümetin önümüzdeki 12 ayda 210 milyar dolar para bulması gerekiyor. Bu parayı bulma baskısı var. Hükümet bu şartlar altında çok yüksek faizler ödemeden nasıl para bulabilirim arayışı içinde. Yüksek faizler ile aldığım durumda bu faizi nasıl öderim kaygısını da taşıyor. Faizi verdikten sonra herkes para bulur ama aldığınız o paranın altında kalırsınız. Dolayısıyla tam bir sıkışmışlık hali var. 2018 tatsız bir yıl olabilir.”
Türkiye küçülebilir de
"Türkiye ekonomisinin enflasyon ile başı belada, tarım dışı işsizlik yüzde 14 gibi bir rakamda seyrediyor. Yılda 40 milyar dolar cari açık var. Bu da milli gelirin yüzde 5’ine denk geliyor. Geçen yıl kriz ihtimaline karşı bütçe kaynakları da kullanılmıştı. Bütçesi de açık vermeye başladı. Türkiye'nin döviz yaratan bir ekonomisi olamadı" diyen Sönmez, şöyle devam etti: "İnşaata dayalı bir ekonomi var. Ekonomiyi yönetebilmek için 70 milyara yakın bir kamu varlığı özelleştirildi. Despotik yönetim sayesinde doğa talan edildi. İstanbul betonlaştırıldı. Bunlara rağmen kırılgan bir ekonomi var. 2001'deki gibi olmazsa da sorun yaşayabilir. Türkiye 2018’de eskisi kadar büyüyemeyebilir, hatta küçülebilir. Zaten kriz dediğiniz bir önceki periyoda göre pasta üretememesidir. Bunu bir kaç çeyrek yaşadığı durumda o ekonomi krize girmiş demektir. 2018'de buna dair ekonomi sinyaller veriyor. Hükümetin ekonomiyi yönetme konusunda imkanları epey azaldı. Ciddi olarak kırılganlıklar ve kuşatmalar var. Dış kaynağa bağımlılık var. Bölgedeki konumu, içerideki kan kaybı bütün bunları ele aldığımızda yönetme becerisini daha da daralabilir. Birden bire bir kriz değil ise bile küçülen bir ekonomi olabilir. Önümüzdeki yıllarda tatsız bir ekonomik durumla bu seçim takviminin çakışması hükümet açısından istenir bir şey değil."
Demokrasiden başka çare yok
Ekonomide kötü gidişatın sona ermesi için öncelikle OHAL'in kaldırılması gerektiğini vurgulayan Sönmez, "Daha sonra Türkiye'nin iç barışını tesis etmesi ve bölge güçleriyle barışçıl bir dil tutturması gerekiyor. İçerideki gerginliğin sonlanması ve Türkiye’nin normal bir ülke haline gelmesi gerek. Türkiye şuan risk taşıyan ülkeler arsında ilk sıralarda yer alıyor. Bu algının değiştirilmesi gerekir ki ihtiyacınız olan dış yatırımcılar gelsinler. OHAL kalkmalı ve Türkiye hukuk devleti haline gelmeli. OHAL kalkarsa, demokrasi sağlanırsa ekonomi de gelişir" dedi.