Dış politika lokal egemenin sandığından çok daha fazla önemlidir. Gerçi son dönemde bunun farkına varıp, içerden esip gürlese de dışarıda ana çizginin dışına pek çıktığı yok. Kendi kavanoz dipli dünyasında, yine kendini en büyük gördüğünden, bazen en azından laf olarak bu çizginin dışına çıktığı oluyorsa da bu yeniden eteğinden içeri çekilene kadar sürmekte. Çünkü dış politika tartışmasız, yaygın kullanımdaki adıyla global dünyada, belki de en belirleyici unsurdur.
Dünyadaki çatışmalara ve barış anlaşmalarına baktığınızda, dış politikanın ortaya çıkardığı durum ve özellikle zorlayıcılığı belirleyici etkenlerdir. Nikaragua devriminden sonra, ABD destekli kontrgerillanın 10 yıl kadar süren saldırıları karşısında, Sandinist iktidarın, ABD ve dış politikasını yok sayması mümkün müydü? Aynı zamanda ABD de, yoğun ve vahşi saldırıların uluslar arası kamuoyunda yarattığı baskıyla da, istese de istemese de Sandinistlerin varlığını kabul edip barış masasına kendi güçlerini Sandinistlerle oturttu. Yanlış anlaşılmasın bu barıştan iyi ya da kötü bir şey ortaya çıktığını söylemiyorum, sık sık tekrarladığım bir olgudan bahsediyorum, beğenin ya da beğenmeyin gerçeklik bu.
Nikaragua’nın ardından El Salvador’da da FMNL gerillası ile El Salvador devleti arasında barış anlaşması imzalandı ki gerilla Sandinist hükümetten bile belki daha güçlüydü denilebilirdi. El Salvador gerilla komutanlarıyla bunu konuştuğumda, iki şeyin altını çiziyorlardı; biri demin sözünü ettiğim Nikaragua barışı, diğeri ise Berlin duvarının yıkılışı. Latin Amerika devrimci hareketleri, genellikle Sovyetler Birliği’nin dışında bağımsız bir çizgi geliştirmiş olsalar da ve kesinlikle doğrudan ilişkileri olmamalarına rağmen ‘Berlin duvarı’, onların da üstüne çökmüştü. Yine söylediğim gibi bu bir olguydu ve siz bu Dış Politik unsurun dışında hareket edemezdiniz.
Domino oyunun taşları gibi bunun da ardından Guatemala devleti ile URNG gerillası arasında geçenlerde 20. yılının kutlandığı barış geldi. Onlarla da konuştuğumda, saydıkları unsurların arasına bu sefer El Salvador barış anlaşması da dahil ederek, aynı şeye vurgu yapıyorlardı.
Özellikle Ortadoğu gibi bütün dünyanın içinde olduğu topraklarda, çok taraflı bir mücadele sürüyorsa ve neredeyse dünyanın her ülkesinin gizli ajanlarının cirit attığı bir ortamsa, bölgede her şeyde olduğu gibi özellikle de barışta, dış politikanın etkisinin olmaması mümkün müdür? Bu durumda halk diplomasisi ile bütün dünyada halkın arasında, mesela Kürt hareketinin cinsiyet özgürlükçü politikayı savunduğunu, benim tanımımla ‘Kadın Cumhuriyeti!’ istediğini, ekolojik bir demokrasi, doğrudan bir demokrasi istediğini anlatmak, bıkmadan ve usanmadan, yetkililere filan değil halka anlatmak, dış politikada barışı örgütlemekten başka bir şey değildir ve ancak bütün dünyayı kapsayan bir halk diplomasisi ile örgütlenebilen bir dış politika ile barışın gelmesi mümkün olacaktır. Yoksa yalnızca başkalarının gündemlerinde savrulup dururuz.