"Ateşkes, barış, silahlı mücadelenin bırakılması, silahların teslim edilmesi", özellikle bugünlerde birbirine karıştırılarak ya da aralarında hiç fark yokmuş gibi, nereye ve nasıl denk gelirse gelsin, "ortaya karışık" kullanılıp duruyor. Mesela Zapatistalar ile Meksika hükümeti arasında yaklaşık 20 yıllık bir "Ateşkes" vardır, ama bir "Barış" anlaşması yoktur. Ancak birçok kez devlet tarafından ihlal edilse de taraflar arasındaki bu ateşkesin de kuralları vardır. Mesela Bask'ta ETA silahlı mücadeleyi terk ettiğini açıklamıştır, ama silahlarını teslim etmemiştir. IRA ile İngiltere arasında barış anlaşması imzalanmıştır, ama gerçekte silahların hepsi IRA tarafından teslim edilmemiştir. Bu yüzden kavramların bu şekilde kullanılması hepsini yanlış hale getirir.
En önemlisi "Barış" olduğunda, sanılanın aksine, özellikle iktidarın ve egemenlerin bugünden sandıklarının aksine politik mücadele sona ermeyecektir. "Barış" politik mücadelenin biçimlerinden biri, silahlı mücadelenin yerini başka araçlara terk etmesinden başka bir şey değildir ve aynı zamanda "Zafer" ile de aynı şey değildir. Bu yüzden, "Barış", ondan her şeyi beklemek ile eve dönüp sadece anılarını süsleye süsleye anlatmaktan başka bir şey yapılmayacağını düşünmek anlamına kesinlikle gelmez. Hatta teorik açıdan, "Barış", bir araç olarak silahlı mücadelenin sürdürüldüğü zamanlar başka biçimlerle yan yana var olabileceği gibi, özellikle halkın savunulması söz konusu olduğunda, varlığını sürdürmesi bir çelişki değildir. Bu durumu dengelemek için El Salvador'un barış sürecinde bir yandan devletin ölüm timleri, özel kuvvetleri ortadan kaldırılırken, aynı zamanda ülkede bütün güvenlik güçlerinin sayısı beşte birine düşürülmüş ve dahası, bu gücün yüzde yirmisi de gerilladan oluşturulmuştur. Bu mutlaka böyle olmayabilir ve zaten barış sürecinde dünyadaki başka deneyimler ne kadar hoşunuza gitse de, bunlar ancak sahip olduğunuz güç oranında uygulanabilir.
Ayrıca bana göre gerilla ve asker kişisel bir iyilik-kötülük durumu değil, bulunduğu mekân, konum, örgütlenme biçimine temelden bağımlı birer varlıktır. Yani bir genelleme yaparsak, dağdaki gerilla kışlaya indiğinde asker olmaya başlar. Bu sadece gerilla için böyle değildir; bütün insan-kurum, insan-mekan ilişkisinin diyalektiği de budur. Bunun kısa, hızlı ve çarpıcı örneği, İspanya Devrimi'nde halk güçleri arasında yaşanmıştı ve bugün de El Salvador'da yaşanıyor.
El Salvador'da eski bir gerilla komutanı, barışla beraber FMLN'nin parlamenterlerinden biri olan Schafik, "Biz devrimciler silahı zorunlu olduğu için kullanıyorduk. Yoksa hiç bir zaman onu tabulaştırmadık" diyordu...
El Salvador sokaklarında günlük ölü sayısı, savaş zamanındaki sayının üç katıydı.
"Barış filan henüz olmadı, daha çok erken bu yazı" diyor olabilirsiniz... Ne yapayım ki huyum benim bu. Önceden yazmak...