Yeni başlayan İmralı sürecini, ‘Kapı aralandı, omuz verelim’ diyerek sahiplenen kamuoyunun yakından tanıdığı yüzlerce aydın, ‘Bu yoldan yürünerek barış ve demokrasi kazanılacak’ diyerek vicdanı olan herkese destek çağrısı yaptı

Türkiye Barış Meclisi (TBM) tarafından düzenlenen ve çok sayıda STK'nin yanı sıra akademisyenlerin de katıldığı, "Barışa omuz veriyoruz" forumu, önceki gün Taksim Hill Otel'de gerçekleştirildi. Büşra Ersanlı, Tarhan Erdem, Tarık Ziya Ekinci, Fuat Keyman, Hüseyin Demirdizen, Osman Kavala'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda aydının katıldığı forumun açılış konuşmasını TBM Sözcüsü Hakan Tahmaz yaptı. Tahmaz, "Oslo sürecinin ardından onlarca kapalı toplantı yaptık. Şimdi kamuoyuna açık şekilde yapıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki Diyarbakır'daki uğurlama töreninde 'savaşın kazananı olmaz, barışın kaybedeni olmaz' sloganı iz bıraktı" dedi. En kötü müzakerenin savaştan iyi olduğunu düşündüklerini ifade eden Tahmaz, "Esas amacımız siyasi tarafların neyi nasıl yapacaklarından daha çok kalıcı bir çözüme doğru yönlendirmek. Kendi çabamızı bu çerçevede görüyoruz. Biz bir ilki gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Kürt sorunu konusunda son 2 yılda çok farklı yerlerde durmuş insanların ortak düşüncelerini birlikte hareket etmesini amaçlıyoruz" diyerek farklı akademi, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarından kesimlerin ortak bir gaye için toplanmış olduğuna dikkat çekti. "Habur süreci"ni anımsatan Tahmaz, "Bu yeni aralanmış kapıyı kaçırmamamız, kapının müzakereye doğru açıldığının bilincinde olmamız gerekli" diye belirtti.
Yazar Necmiye Alpay, altında 103 aydın, akademisyen, sanatçının imzasının bulunduğu ortak metni okudu. Alpay, "İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler, özlemini çektiğimiz barışın kapısını ciddi bir biçimde aralamıştır. Toplumun neredeyse bütün kesimlerinde farklı ölçülerde var olan güvensizliği, korkuyu, tedirginliği ve kaygıyı gidererek süreci ilerletmek, huzur ve güveni arttıracaktır" dedi. Sürecin mümkün olduğu kadar şeffaf hale getirilmesinin büyük bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Alpay, "TBMM'den başlayarak, çözüme katkı sunabilecek bütün taraf ve kesimleri sürecin parçası haline getirmek demokratik, adil ve kalıcı çözümü kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır" diye konuştu. Alpay, "Bizler bu doğrultuda atılacak demokratik adımları, adresine bakmadan sahipleneceğiz. Hiç kuşku yok ki, bu büyük sorunun çözümü, istisnasız herkese büyük sorumluluk ve görevler yüklemektedir. Bunun bilincinde olan ve yıllardır bu doğrultuda çaba gösteren insanlar olarak, geçmişten çıkarılan dersler ışığında herkesi bu zorlu büyük yürüyüşe katılmaya, destek olmaya, sorumlu davranmaya çağırıyoruz" dedi.

Hep beraber barış için

Bir sunum yapan Yazar Bekir Ağırdır ise, "Bu mesele iki siyasetçinin el sıkışarak çözebileceği bir şey değil. Hep beraber barış inşa etmeye ihtiyacımız var. Bu da uzun bir süreç demek. Galiba çok yol geldik, yorulduk ve acı çektik. Ne geri dönme hakkımız var ne de yaşanmamış gibi var saymamız mümkün" diye konuştu. Ağırdır, "Bu meseleyi yaşıyoruz ama toplum barış yapmayı bilmediği için değil. Barış yapmayı bilmeyenler siyasetçilerdir. Bu sürecin sonunda masadan hepimiz değişerek kalkacağız. Otururken daha baştan değişmeye, karşımızdakinden bir şey öğrenmeye razı olarak masaya oturmamız lazım diye düşünüyorum" dedi. Süreç içerisinde, kategorik değerlendirmelerden kaçınmak gerektiğini belirten Ağırdır, "Her örgütün içinde barıştan yana düşünenler var, tutucu düşünenler var. Her aktörün içinde barıştan yana olanlarla iş tutmak önemli. CHP şöyle, asker böyle gibi tanımlamalardan kaçınmalıyız" dedi. "Dünü konuşarak bu işi çözemeyeceğimiz kanaatindeyiz. Herkes çok acı çekti, bunu biliyoruz ama sadece dünü konuşarak bu işi çözemeyiz" diyen Ağırdır, yeni bir dilin inşa edilmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı. Ağırdır, yeni dilin ise ancak evrensellikten beslenirse, şovenizmden uzak olursa oluşabileceğine vurgu yaparak, "Kısıtlayıcı her söz barışın eksilmesine yol açar. Nefret dilinden uzak durmak gerekir" diye konuştu.

Kazanımlara odaklanma

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, "Barış istemediğimiz bir ilişki biçiminin sona ermesi diye tanımlanabilecek bir hali değil; bir çabayı ifade ediyor. Son çeyrek yüzyıldır barışın inşası kavramı özel bir çaba gerektirdi" diyerek, İrlanda ve Güney Afrika modellerinden örnekler verdi. Tarhanlı, pozisyonlara odaklanma yerine kazanımlara odaklanmanın önemine vurgu yaparak, "Pozisyonların sağladığı avantajlardan çok barış olarak tanımlanabilecek neyse ona odaklanmak gerekir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti yeni bir kamusal fayda meselesini tartışmak durumundadır" diye konuştu.

Şimdiden sonra çok zor

Gazeteci-yazar Cemal Uşşak, müzakere ve barış arzusunun geçmişten beri var olduğunu ama siyaset ve devlet katında karşılık bulmadığını ifade ederek, "Umarız ki bu süreç sahicidir, kalıcıdır, sonuç verir. Eğer sonuç vermezse benim endişem daha büyük. Çünkü barış ya şimdi ya da şimdiden sonra çok zor. O nedenle biraz vicdanı olan herkesin sürece katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Temas ve Diyalog Grubu üyelerinden Osman Kavala ise, "Şu anki siyasi şartlar barışa uygun ve barışı zorluyor. Barış zor bir şeydir ama imkansız değildir" diye konuştu.

Ekinci: Başbakan umut yıkıyor

TİP eski Milletvekili Tarık Ziya Ekinci, "Barış Meclisi'nin yıllardır sürdürdüğü gerçek amacın eşit vatandaşlık kavramının yerleşmesi ve bu ortamın kurulmasıdır. Barış Meclisi bu aşamada bir adım ileri gitme konusunda cesaretlenmiş ve bize de cesaret vermektedir; ancak toplumda çoğunlukçu demokrasi yok, çoklukçu bir yapı var" dedi. Ekinci, Başbakan'ın zaman zaman barıştan yana tavır aldığını; ancak hemen tavır değiştirebildiğini belirterek umutları yıktığını söyledi.
Toplum Gönüllüleri Vakfı kurucularından İbrahim Betil özetle, "Terörist dediğimiz, örgüt mensubu dediğimiz insanların ana babalarının ne hissettiğini düşünmemiz lazım. Kalıplara yerleştirmek yerine o ön yargıları yok edip geleceğe odaklanmamızın önemli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Prof. Dr. Fuat Keyman ise, "Silahlar bırakılabilir, barış kapısı aralanabilir. O kapıda bizi bekleyen 3 sorun var şiddet, eşitsizlik ve yargı alanında bizi bekleyen sorunlar." değerlendirmesinde bulundu. Keyman, halklar arasında kardeşlik değil eşitlik ilişkisi kurulması gerektiğini belirterek, "Eğer eşit olamazsak silahlar sussa bile var olan statüko devam edecektir. Esas çalışkan olmamız gereken eşit olma konusudur" dedi.
Bir dönem Çalışma Bakanlığı görevi yapan Ziya Halis ise, "Empati yapmak son derece önemli. Birkaç gün önce mecliste Sayın Başbakan'ın Ahmet Türk'ün 'operasyonların durması gerekmez mi' sözlerine yanıtı 'biz teröristlere saldırıyoruz' sözü üzerine çok düşündüm. Hakikaten insanları ikna ediyor mu? Başbakan ya kendisini kandırıyor ya da bile bile böyle söylüyor" diye konuştu.
Barış Anneleri İnisiyatifi'nden Döndü Ergin ise, "Dağlar bombalanırken, Paris'in göbeğinde kadınlar katledilirken güvenemiyoruz. Biz güvenmek istiyoruz" dedi.
Forum, diğer katılımcıların okunmalarıyla devam etti.