Dünyada iç çatışmalara sahne olup sonrasında barış süreçlerinin geliştiği hiçbir ülkede, mevcut idareler daha totaliterleşmedi. Barışın sağlanması için kimse totaliter eğilimlere göz yummadı.

Barış silahların susmasıyla gelmeyecek. Cezaevlerinden tüm hasta tutukluların salınması, seçim barajının inmesi, Kuzey Kürdistan’da tüm PKKlilerin yasal zeminde mücadeleye başlamaları ile de gelmeyecek. Daha ileri ve daha imkansız gözüken adımlar yarın atılsa dahi demokrasi güçlerinin, Kürt halkının hiçbir güvencesi olmayacak.

***

AKP Hükümeti barış sürecinin geliştirilmeye başlandığı ve barış grubunun Türkiye’ye Habur üzerinden gelmesinden bugüne sürekli Türkiye’de iktidarı kendine tekelleyen, totaliterleşme adımları atıyor.

O dönemden bu yana Türkiye gün geçtikçe demokratikleşme hedeflerinden uzaklaşıyor.

Demokrasi güçleri “barış süreci ilerliyor, müzakerelere geçilecek, Kürt sorununun çözümü için artık geri dönülmez bir aşamaya ulaşılacak” beklentisi içindeyken AKP Hükümeti, muhaliflerine karşı daha acımasız, demokratik taleplere karşı daha umursamaz, hak mücadelesine karşı daha inkarcı politikalar izlemeye başlıyor.

Toplumsal gösterilere, protestolara, grev hakkına, farklı yaşam tarzlarına tahammül edemeyen bir iktidar Kürtlerin hak mücadelesine hiçbir şekilde saygı göstermez. Böyle bir iktidar yapısıyla müzakereden daha çok mücadele esastır.

Müzakereler, görüşmeler bir taraftan yürür. Ama kimse Kürtlerin, barışsever (!) bir totaliter rejimle uzlaşacağını beklemesin.

***

Kürtler bugüne kadar elde ettikleri herşey için büyük bedeller ödedi. Müzakere sonucu değil mücadele sonucunda aldı. Müzakerelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın eli mücadelenin yoğunluğu ve örgütlülüğü oranında güçlü olacak. Müzakere mücadelenin bir yansıması olacak.

Bu süreçte de Kürtler, AKP’nin, Türk egemen güçlerinin totaliter, inkarcı yaklaşımlarına karşı en sert şekilde direnmeye devam edecek. Çünkü Kürtler, Türkiye içindeki geleceklerini demokratik bir sistemde görüyor.

Türk ve Kürt halkının bir arada yaşayacağı demokratik bir sistemin tesis edilmesi kalıcı bir barışın tesis edilmesinin tek yoludur.

Demokrasi dediğimiz “Bülent Arınç demokrasisi” değil. Nasıl bir sistem kurulması gerektiği konusunda uzun uzadıya yazmaya gerek yok. En basit tanımıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın değil yurttaşların korunduğu bir sistemin inşası gerekiyor.

Tam da bu nedenle AKP’nin Meclisten geçirmeye çalıştığı yeni güvenlik(!) yasasına karşı direnişin çok daha güçlü bir şekilde yürütülmesi barış sürecinin devamı ve başarılı bir şekilde sonuca ulaşması için kritik konumda.