Bir yanıyla duygusaldır aslında. Sessizlik, sükûnet, huzur, mutluluk hatta birlik, bütünlük, denge hep onun çağrıştırdıklarıdır. Yalnızca çağrıştırmaz, çağırır da. Adının anılmasından ziyade daha çok haykırılmak ister. Bu yüzdendir ki; hep alanları, meydanları, coşkulu halk yığınlarını sever. Onların arasında, dillerinde dolaşır, gönüllerinde taht kurar. Gururlu ve mağrurdur da, hiçbir hayalin gölgesinde kalmayı kendine yakıştırmaz, hiçbir gölge de onun üstüne düşmeyi istemez. Güneşin o güçlü, tükenmez yakıcılığından da güçlüdür etkisi. Yeri doldurulamadığı gibi uğradığı topraklardan sökülüp atılamaz. Asidir, ele avuca sığmaz. Doğduğu günden itibaren savaşa, düşmanlığa, kötülüğe, zülme karşıdır. Öyle tanınır, öyle bilinir, hangi dilde söylenirse söylensin.
Kendi gelmeden heyecanını yayılır etrafa, bir efsane gibi dolaşır durur. Geldiğinde ise güzelliğinden gözleriniz kamaşır, ama yine de seyrinden alamazsınız kendinizi. Ziyaret eder gibi gelir barış, nezaketinden ödün vermez asla. Hep sevgili ve saygılıdır, eşitlik der, yaşam der, kardeşlik der inatla ve ısrarla. Bu yüzden barış; önce yüreklere uğrar, insanın önünde sonsuz, huzur dolu bir yol belirir, kendiyle barışık olma hali budur mesela. Sonra kendinizi de alıp, tüm yürekleri ziyaret etme ihtiyacı duyarsınız. İstemekle başlarsınız, özlemek, anlamak da gelir yanınızda sonu kavuşmadır yani kucaklaşma. İşte o vakit yüreklerimizden çıkıp, havaya, suya, çocukların o masum gözlerine, bin yıldır söylenen türkülerin sözlerine, ezgilerine, konuştuğunuz dile karışır, ne de yakışır. Kendini özlendiği topraklara nasıl da alıştırır.
Hayali bile güzelleştirmeye yeter her şeyi. Daha çok acının direnç olduğu topraklarda beklenir. Yaşanan acıların dönüştürdüğü, değiştirdiği yüreklerde filizlenir. Barış bir sevdadır aslında bu topraklarda. Gençlerin hayallerini süslemekten çekinmez. Salınıp yürüdüğünde kendisine hayran bırakır. Kimin yüreğine değse sevdasına düşürür dalga dalga yayılır ve bir halkın umarı, umduğu, umudu olmayı başarır. Geri dönülmez, vazgeçilmez artık onsuz bir yaşamın adı bile anılamaz. Barış gelecekse eğer bu topraklara, çağrıldığı içindir. Bir sevgili gibi özlenen, beklenen, uğrunda çile çekilen, can verilen, kan dökülen, gözyaşıyla yıkanan ama yıkılmayan ve adını anan halkların cesaretinden, kahramanlıklarından beslenen bir ölümsüzlüktür, onu yok etmeye kimsenin gücü yetmez.
Barış sonsuz güzelliktir. Bunca güzelliğine rağmen kendine rahatı da çok görecek kadar asildir. Huzurun olmadığı yerleri bulur, nerde bir çocuğun umudu çalınsa, nerde bir ananın çığlığı duyulsa, nerde bir gencin hayalleri yok olsa; uçmaya, gitmeye sevdalı kanatları kırılsa, nerede bir halkın diline yasak konsa koşarak gelir. Acının paramparça ettiği yüreklere yerleşir. Önce susar, dinler, çığlıkları dindirir. Sonra konuşur, anlar, yüreklendirir, ayağa kaldırır. Kendinizle barışırsınız önce, sonra adını bilmediğiniz herkesle aynı sevdaya düşersiniz. Barışı özlersiniz, gelsin istersiniz. Şimdi bin parçaya bölünmüş, acılarıyla tarih yazmış bir halkın dilinden düşmeyen barış bekleniyor. Barışın öğrettiği dili konuşalım, anlayalım. Hepimiz çağıralım, daha güçlü haykıralım, yol alalım, yürüyelim güzel bir yere varalım, birbirimizin yüreklerinde konaklayalım, birbirimizi ziyaret edelim, durulalım ama durmayalım elden ele karanfiller uzatalım, sınırları yok sayalım. Bırakalım barış; hak ettiği gibi bütün görkemiyle yürüsün biz onu alkışlayalım, selamlayalım. Hoş geldin diyelim çünkü barış halklar için hoş geldin demektir.
*Eğitimci
Barışı anlamak