AKP’nin öncülük ettiği blok, CHP-MHP’nin öncülük ettiği ikinci blok ve Kürt Özgürlük Hareketinin öncülük ettiği, Alevi, sol, demokrat, gerçek liberal özgürlükçü kesimlerin içinde olduğu üçüncü blok. Ancak bir oluşum daha var ki kendisini AKP ve Ulusalcı bloka da bir yönü ile yakın gören ama siyasal yöntemler konusunda da çelişkiler yaşayan Cemaat bölümü. Bu bölüm şimdi taktik olarak AKP’nin yanında gibi görünse de özellikle Kürt meselesinde savundukları politikalar MHP-CHP-İP yani Ergenekon merkezli şiddet yanlısıdır.
Bu nedenle “paralel devletin” bileşkesini oluşturan Cemaat şimdi tehlikeli bir potansiyel taşımaktadır. Çünkü bu oluşum, Türk egemen siyasetinde “suni denge” ayarını bozabilme potansiyeli nedeni ile şimdilerde demokratikleşmeye, barışa ve çözüme karşı ayak diremektedir. Bu yapılanma kendisini “gerçek devlet” olarak görmektedir. Bu yapılanma geçmişte bugünku ulusalcı bileşenlerla de seçim ittifakları yapmıştı.
Ancak günümüzde AKP’nin başını çektiği bloka “taktik” destek veriyor. Klasik Ergenekon yapılanmasını kendisine tehlike olmaktan çıkaran ve kendisini Türk devletinin şimdiki gerçek sahibi gören “Paralel Devlet” organizasyonudur. Kendisini “Ötüken” olarak tanımlıyor. Ve AKP’yi “İktidar” kendisini de “Devlet” olarak görüyor. 2002-2007-2011 genel seçimlerinde AKP ile siyasal konjönktürün etkisi ile ittifak halinde olan bu yapılanma polis, yargı, devletin belirli bürokratik yapılanması ile sivil toplum örgütlerine sızmış kendi “turkuaz” renkli medyası var. Kısacası buna Cemaat diyelim.
Bu grup ise AKP’ye dönüp “Çözüm Süreci R. Tayyip Erdoğan’ı, Hakan Fidan’ı Yüce Divan’a götürecek” diyerek tehdit ediyorlar. PKK’ye ve Kürtlere ise “Öcalan’ı unutun, PKK Terör Örgütüdür. Kürtleri biz yeni sömürgecilik politikamızla daha iyi yönetebiliriz” diyorlar. Örneği Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı şu cümleleri yazıyor: “PKK şov yapıyor, meşruiyet kazanıyor; temkin, tedbir şart... Dört aydır şehit verilmiyor’ diyerek savuşturmak yanlış.”
Çünkü bu paralel oluşumun gerçek düşüncesi “Eski Ergenekoncu statükoyu biz yenileyerek sürdürebiliriz” şeklindedir. Son dönemde Ekrem Dumanlı, Bülent Korucu, Önder Aytaç, Hüseyin Gülerce bunu açık ve örtük yazdılar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a, KCK yetkililerine ve Kürt siyasetçilerine hakaret ediyorlar. Yıllardır yaptıkları gibi tutuklama ve bombalamaları savunuyorlar. Kürtleri tehdit ediyorlar. “Gizli tanıkları“ “polis muhbirleri” ile binlerce insanı tutuklattılar. Şimdi gerçek demokratikleşme, Kürt sorununun çözümü olursa bu paralel devletin bütün piş işleri ortaya çıkacak ve neye “hizmet” ettikleri, nasıl bir ahlaka sahip oldukları ortaya çıkacaktır.
Barışın ahlakı ve ‘paralel devletin’ ahlakı
Herkes çok heyecanlı. 8 Mart’ta, Newroz’da, 1 Mayıs’ta bu heyecan halkın biraraya gelmesi ile kendisini gösteriyor. Herkes umutlu. Kürt ülkesinin insanı en mutlu olanı. Türkiye halklarının çok büyük bölümü mutlu. Aleviler biz demokratik çözüm sürecinin destekçisi değiliz, öznesiyiz diyor. Kadınlar ve gençler ise yürütücüsü. Çünkü zamanın ruhu böyle işliyor. Çünkü zamanın ruhu da kardeşlik, barış ve özgür bir yaşamdan yana. Bu süreç üç ana blok ortaya çıkardı.