Baba Barzani ölünce taht kavgası başlamıştı. Paylaşılacak çok şey vardı. Aşiretin geleceği ne olacaktı? Dini önder kim olacaktı? KDP kime bırakılacaktı? Dini önderlik amca Şeyh Halit’e, aşiret İdris’e, parti ise Mesud’da verildi. Paylaşımda büyük kardeş Ubeydullah ve küçüğünün hakkı yenmişti. Hemen Bağdat’ta koştular. Oradan babaları ve kardeşlerine küfrettiler. Mesud ve İdris abilerine Irak cahşı, abileri de kardeşlerine İran cahşı dediler.

Gerçekten de Barzanilerin ilginç bir tarihleri var. Dayıları Irak'a, amcaları İran'a çetecilik yaptı. 90’lardan bu yana ise Türk devletine taşeronluk yapıyorlar. Üstelik Dede Abdulselam, Osmanlılar tarafından asılmıştı. Ancak hiçbir zaman Türk devletine karşı olmadılar. Barzani’nin ‘Türkiye’nin düşmanı benim de düşmanımdır’ sözü evlatlarına vasiyet edilmişti.

Kürdistan, Barzani ailesiyle eliyle Türkiye, İran ve Irak’ın at oynattığı bir merkez haline getirilmişti. Örneğin İran’la çok ilginç ilişkileri vardı. Sırf İran Şahı istedi diye Barzani kendi eliyle KDP’yi tasfiye etti. İran uzun yıllar Barzanileri İ-KDP’ye karşı kullandı. Pastarlarla birlikte Rojhilat’taki peşmergeleri katlettiler. Mesud Barzani bizzat eline megafon alarak direnen peşmergeleri ‘İran’a teslim olun’ çağrısı yapıyordu.

Dr. Qasimlo ve Dr. Şerefkendi’nin öldürülmelerinden sonra zor günler yaşayan İ-KDP’ye son darbeyi de Mesud Barzani vurmuştu. Tahran’la anlaşan Barzani, İ-KDP’yi Güney’in iç bölgelerine çekerek hareketi çürüterek tasfiye etti.

KDP, Kürdistan sorununun özüne sadece Güney’i koymuştu. Bu modeli de tüm parçalara dayatarak bir de bu yönlü sorunu ağırlaştırıyordu. KDP'de somutlaşan politikanın en belirgin özelliği işbirlikçiliği tüm Kürdistan'a dayatıyor, bununla çelişme durumunda ise Dr. Şivan, Faik Bucak cinayetlerinde olduğu gibi komplolardan geri durmuyordu.

1978’de YNK güçlerini Behdinan ve Suriye'ye göndermeye kalkıştı. Yüzlerce peşmerge Kuzey sınırı boyunca ilerleyecekti. KDP, peşmergelere pusu kurdu. MİT’le birlikte kurulan komplo çok büyüktü. Sami Abdurrahman’ın talimatıyla 600 YNK peşmergesi katledildi. 

Barzaniler Türk devletiyle ilişkilerini 80’lere doğru artık açıktan yürütmeye başlamıştı. Devlet Botan’da giderek kökleşen PKK’yi tasfiye etmek için özel savaş uygulamalarına hız verdi. Koruculuk bu süreçte geliştirildi. Botan’da kimi aşiretlerin gerillaya karşı silah alması bizzat KDP’nin teşvikiyle oldu.

1983 baharında Türk ordusu Uludere-Çukurca hudutu boyunca sınıra güç yığdı. Mayıs ayında Güney’i işgal etmeye başladı. Bu Türk ordusunun ilk işgal girişimiydi. PKK'yi sınırdan uzaklaştırması için Türk devletini Güney’e davet eden yine Barzani’ydi. Gerilla mücadelesi geliştikçe Barzaniler huzursuz oluyordu. ‘Kamplarınızı kapatın’, Botan’da değil, Dersim ve Amed’te eylem yapın diyorlardı. Aslında KDP şunu söylüyordu:  Türk devleti ile savaşmayın. 

KDP’liler 17 Ağustos 1985 günü PKK’nin önde gelen kadroların Hamit Avcı’yı katletti. Cesedini Türk karakoluna teslim ettiler. Bu örnekler zaman içersinde çoğaldı, çok sayıda PKK savaşçısı ya da yaralısı Türk devletine teslim edilmeye başlandı. KDP, 1985’in sonlarında artık silahlı saldırıya geçti. 

90’larda Ankara'da büro açtılar. Türk istihbaratı Zaxo’dan başlayarak, Güney’in her yerinde örgütleniyordu. Türk devleti PKK'ye karşı KDP'yi çok iyi kullandı. 28 Haziran’da ilan edilen Güney hükümetinin aldığı ilk karar, PKK’ye karşı savaş oldu. Asıl savaş ise 92’de yaşandı. KDP ve YNK, Güney hattından, Türk ordusu da Kuzey hattında PKK’ye karşı savaş başlatılar. Çatışmalar haftalarca sürdü. Her iki taraftan insanlar ölmüştü. KDP’liler yakaladığı kadın gerillaların göğüslerini kesip işkence edecek duruma gelmişti.

KDP’nin dikkat çeken diğer bir saldırısı ise 1997’de gerçekleşti. Türk ordusu 14 Mayıs’ta gerillaya kapsamlı bir operasyon başlattı. KDP, tarafsız kalacağını açıkladı. Ancak yalan söylemişti. Bir kez daha saldırıya geçti. 16 Mayıs’ta Hewlêr’de çoğu silahsız, tedavi gören 62 PKK kadrosu ve çalışanı KDP tarafından katledildi.

KDP artık saflarını belirlemişti. BBC’ye verdiği demeçte Barzani, "PKK olduğu sürece, TC ile askeri işbirliğimiz sürecek" diyordu.

Rojava Devrimi’nin gelişmesiyle birlikte KDP bu kez hem ‘eski’ düşman hem de ‘yeni’ düşmanla işbirliği yapmaya başladı. IŞİD’in Musul’u işgaline dört elle sarıldı. Birlikte iş yapacaklarını düşündüler. Ancak derin bir gaflet içinde olduğu IŞİD’in saldırısıyla ortaya çıktı. IŞİD Şengal’e saldırınca KDP’nin gerçek yüzü de ortaya çıktı. Şengal’i IŞİD’e bırakıp kaçarak, tarihin en büyük katliamlarından biri yaşanmasına neden oldu.

KDP şimdi onbini aşkın mültecinin yaşadığı Maxmûr’da da yeni komplolar peşinde. BM’nin kamptan çekilmesini sağlayıp Maxmur’u dağıtmayı hedefliyor. En son Hewler’i ziyaret eden Feridun Sinirlioğlu’nun KDP’den bunun istediği anlaşılıyor.

Son bir haftadır Türk ordusu Kürdistan’a bomba yağdırıyor. Zergelê Köyünde büyük bir katliam yaşandı. Bu son saldırıda da KDP’nin parmağı görülüyor. Çünkü Güney’deki başkanlık seçimlerine Barzani, PKK ile gerginliği tırmandırarak girmek istiyor.

Asıl mesele ise Rojava’da yaşanan gelişmelerdir. KDP, Rojava’daki Devrim’den tedirgin. Rojava uluslararası sahayı PKK’yi açtığı için Barzani bu kazanımlara yönelmektedir. 

Özetle, 34 yıldır Türk ordusu ile birlikte PKK’ye operasyon yapan Barzani de tıpkı dayıları ve amcaları gibi hareket ediyor.