İki yıl aradan sonra güney Kürdistan parlamentosu fili olarak açıldı. Ancak ne açılış olağandı ne de parlamentonun ilk oturumu. Kaldı ki, açılışa 111 parlamenterden 62’si katıldı. Açılışa hükümetin 5 ortağından partilerden Goran hareketi ve Komala İslam katılmadı. İlk oturumun tek gündemi, Mesud Barzani tarafından emri vaki kılınan ve 25 Eylül’de yapılması beklenen bölge referandumuydu.
Barzani’ler 12 Ekim 2015 yılında siyasi darbeyle güney Kürdistan parlamentosunun kapısına kilit vurmuş, bölge tek partinin hükümranlığına geçirilerek siyasi ve ekonomik kriz cenderesinde belirsizliğe savrulmuştu. Aslında darbe, 19 Temmuz 2015’te görev süresi biten Mesud Barzani’nin başkanlık koltuğunu terk etmemesiyle başlamıştı.
İki yıl aradan sonra parlamentonun açılmış olması öyle sanıldığı gibi krizlerin aşılması ile darbe zihniyet ve uygulamasından vazgeçişin sonucunda olmadı. Aksine darbe derinleştirilmek, Barzanilerin iktidarını daha bir tahkim etmek üzerinden açıldı. Çünkü Barzani halen darbeyle koltukta oturuyor, parlamento başkanı halen parlamentoda değil, bakanlıklar halen el konulmuş durumda. Bölge ekonomisi ise belli zümrelerin vurgun ve talanlarıyla can çekişiyor.
Şimdi nasıl oluyor da iki yıl aradan sonra sorunlar aşılmak bir yana, derinleşmişken parlamento açılıyor. Aslında ‘açılıyor gibi yapılıyor’ demek daha doğru bir tanımlama olacak.
Malumunuz darbe süreci devam ederken Barzaniler iç ve dış siyasette tek karar organı haline geldiler. Ekonomiyi tekellerine aldılar. Halktan ve siyaset cenahından gelişen tepkileri dindirmek için durmadan ulusal değerleri kullanmaya başladılar. İş sarpa sarınca da “bağımsızlık referandum” diye bir propaganda başlattılar. “Bağımsızlık” ufukları da güney Kürdistan sınırlarını aşmadı. Hatta Hewler-Duhok-Zaxo il sınırlarında bir Barzaniler derebeyliğinin ötesine dahi geçmedi.
Ancak bu derebeylik planı bile giderek tehlikeye girince referandum senaryosu devreye girdi. Aslında Barzaniler Kürtlerin hassasiyetlerini iyi okudu, duygularına hitap ederek en zayıf yerlerinden yakaladılar. Sonucun nereye varacağı iktidar hırsları yanında küçük bir teferruata dönüştü. Kürt halkından gelen tüm eleştiri ve tepkileri bir kenara bırakarak, dediğim dedik bir siyasetle Kürtlerin olası tarihsel kazanımlarını ellerinin tersiyle iterek kendi vazgeçilmez derebeyliklerinin peşine düştüler.
İktidarı ele geçirmek için kapatılan güney parlamentosu, bu kez de iktidarın tahkimi için açılır gibi yapıldı.
Barzaniler referandum kararını yasa dışı şekilde aile fertleri arasında aldı. Siyaset ve toplum tepki gösterince son kerteye kadar direnip, işi kılıfına uydurmak gayesiyle kapıdan kilidi kaldırdı. Parlamentonun açılmış gibi yapılması tamamen bundan ibarettir.
Irak gerilimi tırmandıracak
Referandum kararının alınış şekli ve zamanlamasına sadece Kürtlerden tepki gelmedi. Gerekçeleri ve mantalitesi farklı olsa da Irak hükümeti de bu kararı onamadı. Zira federatif bir ilişki içinde işleyen iki taraf açısından ortak bağlayıcı yasalar mevcut. Barzaniler bu yasaları bir kenara bırakarak işi de facto bir oldu bittiye getirmeye çalışınca Bağdat’ın tepkisi her geçen gün daha da sertleşti. Kerkük’ün referanduma dahil edilme kararına karşın kent valisini görevden alan parlamento yeni bir kararla silahlı müdahaleyi gündemine almaya çalışıyor.
Türkiye ile danışıklı hareket
Bu dönemde en fazla dikkat çeken AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ın tutumu. Tayyip Erdoğan görünürde karara karşı çıkıyor. Ancak görünen o ki, perde arkasında dönen başka şeyler var. Aslında Erdoğan’ın karşı çıkışları daha fazla da iç kamuoyuna dönük gibi duruyor. Hem MHP ve Bahçeli’yi içte yanında tutma hem de bölgede tek dostu kalan Barzani’ye yeşil ışık yakarak kendi hakimiyet sahasında tutma çabası içinde. Barzani’ye yeşil ışık yakıyor olması sadece Kürt birliğini engelleme üzerinedir. Eğer Barzani’yi tümden karşısında alırsa birincisi, bölgedeki tek ittifak gücünü kaybedecek, ikincisi yalnızlaşan Barzani Kürt halkının yoğun talebi olan ulusal kongreye gelecek. Erdoğan bu iki ihtimali de mevcut konjonktörde göze alamaz.
Kürt kamuoyu ulusal birlik istiyor
Önümüzdeki bir kaç gün Barzaniler açısından bir kırılma noktası teşkil edebilir. Referandum gerçekleşecek mi? Son dakika gelişmesi yeni bir durum mu yaratır? Hep birlikte izleyip göreceğiz.
Ancak bir şey var ki, olası gelişmeler Barzanilerin kaderini tayin edecek. Eğer Kürtler bu tarihsel değişim sürecinde ulusal kazanımlarını halen garanti altına alamamış ve alamazlar ise bunun müsebbibi Barzanilerin parçalayan, güçten düşüren, iktidar hırsları olacaktır.
Suriye ve Irak başta olmak üzere son 5-6 yılda yaşananlar Kürtlere ulusal birlik ve kazanımlar açısından altın değerinde fırsatlar sundu. Ancak Barzaniler başta Rojava’da olmak üzere tüm bu kazanımlara karşı cephe aldı. Erdoğan ve Türk devleti ne yaptıysa, Rojava devrimi kaybetsin diye aynısını yaptılar. Güney Kürdistan’da demokratik birlik temelinde tüm Kürtlerin yek vücut olmalarını esas alacaklarına, darbeyle herkesi kontrol etmeye çalıştılar. Ulusal birlik ile dört parça Kürdistan’da büyük kazanımlar sağlanabilecekken, Hewler-Duhok-Zaxo derebeyliğinde kurulacak iktidar tercih edildi. Hal böyle olunca Kürtler adına büyük fırsatlar kaçtı.
Sonuç itibariyle sözde propaganda edilen “bağımsızlık referandumu” öyle sanıldığı gibi Kürtlere bağımsızlık, özgürlük falan getirmeyecek. Kaldı ki çıkacak “evet” sonucuna dayanılarak bağımsızlık falan da ilan edilemeyecek. Zira bu bir niyet beyanından ibaret olacak ve zaten bağımsızlığın koşulları olmadığı gibi, Kürtler halen bu denli parçalı durumdayken, daha fazla içten parçalama fırsatları da bölge ulus devletlerine sunulmuş olacak. Sonuçta bunun tarihsel vebali de Barzanilerde ve bu oyuna ortak olacaklarda olacaktır.