• “Kadınlara yönelik yaralama tehdit, şantaj, çocuk pornografisi gibi fiiller infaz düzenlemesi dahilinde. Örneğin bir çocuğu pornografik bir yayında oynatan suçlular neredeyse hiç ceza almayacak” diyen HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kadın örgütlerini, pandemi sürecini fırsata çeviren iktidara karşı daha örgütlü bir dayanışma ruhuyla karşı duruş sergilemeye çağırdı. 
DUYGU EROL İnfaz kanununda düzenlemeleri içeren ve siyasi tutukluları kapsam dışı bırakıp diğer suçlardan 90 bin kişiyi etkileyecek 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 15 Nisan’da Türk Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edildi. Düzenlemeden yararlanacak 90 bin kişiden 40 bini; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı suçu, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu dolayısıyla hapis cezasına mahkum olanlar. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında kanuna geçici madde eklenmesine ilişkin de bir kanun teklifi ortaya çıktı. Teklif henüz Meclis Başkanlığı’na sunulmuş değil ancak ortaya çıkan teklife göre çocuğun, kendisine cinsel istismarda bulunan kişiyle evlendirilmesi halinde af getiriliyor. Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, AKP'nin COVID-19 salgınını fırsata çevirdiğini dile getirdi. Başaran, düzenlemenin Meclis’ten geçtiği gece sosyal medyada tecavüze uğrayan çocukların failleriyle evlendirilmesine dair bir kanun teklifinin dolaştığını, şu ana kadar kendilerine iletilen resmi bir talep olmasa da AKP/MHP’nin uzun süreden beri böyle bir çabasının olduğunu bildiklerini söyledi. Düzenlemenin pandemiyle alakası yok Düzenlemenin pandemi ile ilişkilendirildiğini ancak içerisinde tek bir maddede pandeminin yer aldığını söyleyen Başaran, "O da açık cezaevine geçişler ve açık cezaevindeki kişilerin salgın süreci boyunca izinli sayılmasına dairdi. Onun dışında bu kanunun pandemi ile alakası yoktur. AKP/MHP uzun süreden beri bir infaz yasası üzerine çalışma yürütüyordu. Bu kanun biraz kendilerinin yapmak istedikleri değişiklikleri içeriyordu. Zaten Türkiye'de ikili bir infaz kanunu var. Adli, siyasi ayrımı var. Adli olanlar cezanın 3’te 2’sini çekerken, siyasiler 4’te 3’ünü yatıyor. Şimdi getirdikleri kanunla beraber takım suçlara dair yarı yarıya bir ceza indirimi getiriliyor. İnfaz adaletinden çok uzak bir düzenleme. Yoksa pandemi ile ilgili bir düzenleme değildi" diye konuştu. Perdelenen bir durum söz konusu Türk ceza kanunlarında kadınlara yönelik suçlar diye tanımlamanın yapılmadığına dikkat çeken HDP Kadın Meclisi Sözcüsü, sadece öldürme, taciz ve tecavüz suçu işleyenlerin sözkonusu düzenlemeden muaf tutulduğunu söyledi. Başaran şöyle devam etti: “Kadınlara yönelik yaralama tehdit, şantaj, çocuk pornografisi gibi fiiller kapsam dahilinde. Bu suçlardan cezaevinde olan yüzlerce kişi bu kanunla beraber dışarıyla çıkmış olacak. Diyelim ki bir erkek bir kadını tehdit ettiğinde neredeyse hiç cezaevinde kalmayacak. Bir çocuğu pornografik bir yayında oynatan suçlular neredeyse hiç ceza almayacak. Sembolik birkaç gün cezaevinde yatıp çıkacaklar. Perdelenen bir durum söz konusu.” Korona bahanesiyle tedbirler gevşetiliyor Olağan dönemlerde bile kadın ve çocuklara yönelik suçların önü alınmazken, korona günlerinde iktidarın tedbire yönelik bir adım dahi atmadığını söyleyen Başaran, şiddetin geçen yıla oranla yüzde 38 artmasına rağmen ‘evde kal’ çağrılarıyla kadınların büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Kadınları koruyan Aile İçi Şiddet Hattı ve 6284 sayılı kanunun, adliyelerin şu an işlevsiz olduğunu belirten Başaran, “Kadınlar başvuru yaptıklarında büyük zorluklarla karşı karşıyalar. En son Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), 6284 sayılı kanun çerçevesinde alınan tedbirlerin koronanın gözetilerek uygulanması noktasında bir çağrıda bulundu. Bu, tedbirlerin daha sıkı olması gerekirken daha gevşek olması anlamına geliyor. Koronanın bahane edilerek tedbirlerin alınmadığı bir süreçle karşı karşıyayız. Kadına ve çocuğa yönelik suçlar maalesef acil iş olarak değerlendirilmiyor. Kadınlar nerelere başvuracaklarını bilmiyorlar. Sığınma evlerine girişler bir darp raporuna bağlandı. Bu da tehlikeyi daha da büyüten bir durum. Böyle olağanüstü durumlar yaşanırken kadın ve çocuklara yönelik suç işleyenlerin dışarı salınması kadınlar için daha büyük bir tehlike" diye değerlendirdi. Fırsat bulursa bunu da yapacak 15 Nisan gecesi sosyal medyaya düşen tecavüze uğrayan çocukların failleriyle evlendirilmesi ile ilgili bir kanun teklifini de değerlendiren Meclis Sözcüsü, “Şu ana kadar bize resmi iletilen bir talep yok ancak AKP/MHP iktidarının uzun süredir böyle bir çabasının olduğunu biliyoruz. Meclis’te kurulan Boşanma Komisyonu var, bu komisyonun raporlarında da bunlar bir sonuç olarak ortaya çıkarıldı AKP tarafından. Sanki böyle bir mağduriyet varmış gibi toplumsal bir kabul oluşturulmaya çalışılıyor. 14 yaşındaki kız çocukları kendilerinden 15 yaş büyük erkeklerin tecavüzüne uğruyor ve burada rıza varmış gibi bir atmosfer oluşturuluyor. Ama biz biliyoruz ki küçük yaştaki kız çocuklarının bu biçimde tecavüz failleri ile evlendirilmesi hiçbir şekilde rıza ile tarif edilemez. Bu AKP iktidarının kadın bedeni üzerinde yürüttüğü siyasetten bağımsız değil” diye konuştu. Daha kararlı, daha kolektif bir direniş Bir kereliğine mahsus bir kanun olarak ifade edilse de, devamının daha korkunç bir biçimde geldiği konusunda uyaran Başaran, “Bu bir emsal oluşturuyor. Özellikle biz HDP Kadın Meclisi olarak her zaman bu konudaki tavrımızı çok net bir biçimde ortaya koyduk. Evet belki korona günlerindeyiz, toplumsal muhalefetin, kadınların seslerini yükselteceği en önemli alanlarından olan sokaklardan, alanlardan mahrumuz ama bunun mücadeleden geri adım atma gerekçesi olmadığını düşünüyoruz. Çünkü biz kadınlar çok daha zor koşullarda örgütlendik, mücadele yürüttük ve bu iktidara geri adım attırdık. Önümüzdeki süreçte belki sokaklara çıkamayacağız ama gerek mecliste gerek farklı dayanışma ağları kurarak, kadına yönelik oluşturulan bu siyasetin karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi ve kadın örgütlerini, bu süreci fırsata çeviren iktidara karşı daha örgütlü, daha kararlı ve daha kolektif bir dayanışma ruhuyla karşı duruş sergilemeye çağırdı.